6. Bölüm: Onun İçin Ölmek İstedim, O Başka Kızlara Gülerken Hem de..

Not: Sağda görülmekte olan afişimiz sevgili Oh Yoon Joo tarafından sürpriz bir hediye olarak yapılmıştır.. Yeni bölüme başlamadan önce kendisine teşekkür etmeden geçmeyelim: Kamsahamnida çingu! Bu bölüm benden sana gelsin 🙂

Ft Island-Bad Woman

Herkes dönmüş aynı yere bakıyordu şimdi, kalabalık bir grup, grubun ortasında Ha Neul ve Ha Neul’ın tam karşısında kamburlaşmış, sol eli kalbinin üzerinde ona şarkı söyleyen Jun Suh.. Jun Suh son yıllarda yaşadığı tüm sıkıntıları unutmuşcasına tüm benliğiyle söylüyordu şarkısını, sanki gerçekten karşısındaki bu güzel kızı etkilemek istiyordu, sanki hiçbir oyun yalan dolan yoktu o anda, gerçekten aşık olmak istiyordu sanki ona..

Ha Neul ise tüm dikkatini Jun Suh’ya vermişti, tek bir saniyesini bile kaçırmak istemiyordu o dakikaların.. Çocuğun kapalı gözlerine ve sıkmaktan kıpkırmızı olmuş çenesine baktı, arada bir başını kaldırıp gülümsemeye çalışsa da yüzünde acı çeker bir ifade vardı, söylediği şarkıyı yaşıyordu karşısında, performans değil adeta drama sergiliyordu bu küçük çocuk, ki o küçük çocuktan da eser kalmamıştı notaların büyüsü işe karıştığı an..

Şarkı bitti.. Kalbinin üzerindeki sol elini yere indirdi Jun Suh, ardından da doğrulup başını kaldırdı, istisnasız herkes ona bakıyordu, şaşkın, beklenti dolu bakışlarla hem de.. Sonra birden çılgınca bir alkış koptu kalabalıktan, belki de böyle bir alkış gürültüsü çıkmamıştı o bardan bugüne kadar, kimisi bağırıyor, kimisi ıslık çalıyordu dinleyicilerin.. “Bir daha! Bir daha!” sesleri de gittikçe güçlenmeye başlıyordu, Jun Suh kıpkırmızı oldu, soğuk terler boşalıyordu sırtından aşağı. Sonra gülümseyerek arkasını döndü ve mikrofonu piyaniste uzattı, çocuk hayranlık dolu bir bakışla süzdü Jun Suh’yu.. O ise bu kadar takdir görmeye hiç ama hiç alışkın değildi..

Alkış ve “Bir daha! Bir daha!” tezahüratları eşliğinde yerinde oturdu Jun Suh, sadece gülümsüyor ve kafasını sallıyordu, bundan sonra ne yapacağını düşünmemişti sahneye çıkarken.. Sağına döndüğünde Byeol’ün bakışlarını gördü, hiçbir ifade yoktu kızın yüzünde, kızma, hayranlık, takdir.. Hiç Byeol gibi değildi o anda, biraz önce onu sahneye iten kızdan eser kalmamıştı şimdi..

Gitar ve Piyano

Piyano ve gitar ikilisinin yine ortama girmesiyle beraber mekan eski haline döndü yavaş yavaş.. Her masadan fısıltılar yükselmeye başlamıştı bile, sol taraftaki grupta ise fısıltıdan çok gürültülü bir tartışma ortamı vardı, herkes Ha Neul’a dönmüş bir şeyler soruyordu: “Kim o çocuk? Tanımıyor musun? Neden sana şarkı söyledi?…” Tüm bu sorulara cevap vermeyen Ha Neul yavaşça ayağa kalkıp Jun Suh’nun oturduğu sandalyeye yaklaştı:

“Merhaba..”

Jun Suh bunu beklemiyordu işte:

“Merhaba, buyrun..”

Ha Neul kızarmış gözleriyle, dağılmış makyajıyla ve dalga dalga saçlarıyla gerçekten muhteşem görünüyordu o akşam da.. Jun Suh onun gülümsemesini gördüğünde karşısındakinin bir melek olmasından şüphelendi bir an, farklı bir gülümsemeydi bu kızınki, içinde başka hiçbir şey barındırmayan, saf gülümsemelerdendi..

“Oturabilirim değil mi?”

“Tabiki..” dedi Jun Suh ayağa kalkıp. Kendisiyle bu kadar yumuşak ve nazik bir biçimde konuşulmasına da hiç alışkın değildi.

Kız ilk kez tanımadığı birinin yanına oturmak istemişti, hele de bir barda.. Utangaçlığı bu yüzdendi:

“Ben.. teşekkür ederim.” dedi sessizce. “Sanırım söylediklerimi duydun, o yüzden şarkı söyledin, benim için.. Sesin.. Çok iyi geldi bana.. Anlatamam..”

Jun Suh karşısında ezilip büzülen bu kıza ne demeliydi şimdi? Byeol’ün o kendinden emin keskin tavırlarından eser yoktu bu kızda..

“Evet” dedi karizmatik görünmeye çalışarak. “Güzel bir ayrılık şarkısı dinlemek istediğini duydum, dayanamadım..”

Gülümsedi Ha Neul, 10 dakika öncesine kadar üzerinde dönüp duran o ağırlık yok olmuştu sanki, hafiflemiş hissediyordu kendini..

“Seni tanıdım..” dedi gülümseyerek.. “Sen.. O köprüdeki çocuksun..”

Jun Suh bunu da beklemiyordu, kaldı bir an, ne demeliydi ki şimdi?..

“Aa.. Evet.. O gün de karşılaşmıştık.. Ehe ehe!”

“Yoksa beni takip mi ediyorsun?” diye sordu genç kız pat diye! Jun Suh panikledi bir an:

“Hayır hayır! Gerçekten.. Tesadüf tamamen!”

“Dur sakin ol..” dedi kız gülümseyerek. “Takip etmiş olsan da kızmazdım.. Hoşuma giderdi hatta..”

Jun Suh kulaklarına inanamıyordu, aylarca cesaret edip tek kelime konuşamadığı, patronun kızı bayan Ha Neul kendisine kur mu yapıyordu yoksa..

Çocuğun şaşkın gözlerle kendisine baktığını görünce:

“Yanlış anlama..” dedi kız.. “Öz güvenimi kaybetmek üzereyim bu aralar, o yüzden böyle söyledim, kendimi iyi hissediyorum şimdi..”

Kız açık sözlüydü, bu güzeldi işte.. Jun Suh söyleyecek bir şey bulamadı bir an, onca zaman karşı cinsle iletişimi kesince buluşmalarda ne denir nasıl davranılır unutmuştu bile..

Ft Island-You Will Be In My Heart

Yine konuşmaya başlayan Ha Neul oldu:

“O günü hatırlıyorum, seni.. yüzünü.. Bizim kafede garson olduğunu söylemiştin, hatta kovulduğunu, ölmek istediğini..”

“Beni dinlediğini düşünmemiştim..” dedi Jun Suh. “Çok kötüydün o gün..”

Birden yüzüne kederli bir bakış çöktü kızın:

“Seni dinlememiş olsaydım atlardım oradan emin ol, ben.. blöf yapmak için canına kıymak isteyecek biri değilim.. Gerçekten ölmek istedim, kalbim onun için bir dakika daha atmasın istedim, yemin ederim..”

“Yok yok!” dedi Jun Suh heyecanla. “Öyle demek istemedim, yani öyle kötüydün ki, tek kelime etmeden köprüden inip gittin, yolunu bulabileceğinden bile emin değildim..”

“Buldum..” dedi Ha Neul gülümseyerek. “Haklısın, sana bir teşekkür bile etmedim o gün, çok klişe olacak ama gerçekten hayatımı kurtardın, öyle büyük bir aptallık yapmak üzereydim ki.. Onun için ölmek istedim, o başka kızlara gülerken hem de.. Lanet olsun!”

Kızın yüzündeki o derin hüznü görebiliyordu Jun Suh, hiç de göründüğü gibi bir kız değildi belli ki.. İlk bakışta porselen bir bebek gibiydi, hiç kırılmayacak, üzülmeyecek gibi görünüyordu, ama mutsuzdu işte, çok mutsuzdu hem de..

“O gün tüm söylediklerim doğruydu..” dedi Jun Suh konuyu değiştirmeye çalışarak. “Gerçekten bay Tae Woo beni kovmuştu ve gerçekten ölmek istiyordum..”

“Seni hiç hatırlamıyorum” dedi kız. “Ne kadar çalışmıştın bizim kafede?”

“2 ay..”

Ha Neul birden gülümsemeye, hatta gülmeye başladı:

“Yoksa.. Sen.. Şu Bay Song’un üzerine kahve döken.. Ahaha!!!”

Jun Suh utansın mı sevinsin mi bilemedi, zar zor oluşturduğu tüm karizma yerle bir olmuştu, ama Ha Neul gülüyordu..

“Evet.. dedi başı yerde. “O sakar garson benim..”

“Babam anlattı, ben.. ben çok özür dilerim.. ama.. Çok komikti gerçekten!”

“Önemli değil..” dedi Jun Suh umursamaz bir ses tonuyla. “Bay Tae Woo o an kovdu beni işte.. Ama köprüde seni görmem tamamen tesadüftü, tıpkı şimdiki gibi..”

“Babam iyi ki kovmuş seni..” dedi Ha Neul gülümseyerek. “Bu yeteneğinle seni garson yapmak büyük haksızlık olur..”

Utandı Jun Suh:

“Senden başka bu yeteneği keşfeden olmadı maalesef..”

“Yanılıyorsun!” diye bir ses geldi arkalarından.. Konuşan kişi yanlarına oturmakta olan Tae Joon’dan başkası değildi..

“Merhaba..” dedi genç adam. “Ben Kim Tae Joon, bu barın sahibiyim.

Jun Suh şaşkın bakışlarla adamı süzerken Ha Neul’ın adama manalı bir biçimde göz kırptığı da gözünden kaçmamıştı, bir şeyler dönüyordu burada belliydi..

“Ben de Han Jun Suh..” dedi çocuk saygılı bir ses tonuyla.

“Memnun oldum” dedi Tae Joon gülümseyerek. “Sohbetinizi böldüm kusura bakmayın ama sen gitmeden konuşmamız gerekliydi. Bu arada öğrenci misin?”

“Hayır..”

“Çalışıyorsun o  zaman?”

“E..Evet..”

“Akşamları burada şarkı söylemek ister misin peki? Yani.. Dinleyiciler seni çok sevdi, aranızdaki elektrik harikaydı, ben.. burada bizimle çalışmanı çok isterim..

Ha Neul gülümseyerek döndü Jun Suh’ya:

“Evet! Evet kesinlikle kabul etmelisin, ben de çok sevinirim, seni dinlemek isterim yine..”

Jun Suh ne diyeceğini bilememişti, buraya gerçekten eğlenmek için gelmiş ve gerçekten Ha Neul’ı etkilemek için şarkı söyleyip alkış toplamış olsaydı hiç düşünmezdi, ama aklı çok karışıktı..

“Haftada 4 gün, 3 saat çalışacaksın eğer kabul edersen, diğer günler ayrı programlarımız oluyor..”

Tam Jun Suh “Şeyy..” diyerek söze girecekken adam kartını uzattı:

“İstersen önce bir düşün, sonra gel konuşalım..”

Jun Suh başını salladı, doğru olan buydu..

Tae Joon yanlarından kalkar kalkmaz sol taraflarındaki grupta da hareketlenmeler oldu, galiba onlar da kalkıyordu.. Gruptaki çocuklardan biri yanlarına geldi:

“Biz bir şeyler yemeye gidiyoruz Ha Neul, sen de gelecek misin?”

Ha Neul Jun Suh’ya döndü, ondan bir tepki bekledi bu soru karşısında:

“Ben de kalkıyorum” dedi Jun Suh. “Sohbetin için teşekkürler, tekrar görüşmek üzere..”

“Tamam görüşmek üzere..” dedi Ha Neul ayağa kalkarken. Kızın yüzüne dikkatlice bakan Jun Suh yüzündeki hayal kırıklığını fark etti..

Kalabalık grubun bardan çıkmasıyla sağına döndü Jun Suh, Byeol ile konuşmaya ihtiyacı vardı, ne demesi nasıl hissetmesi gerektiğini bilmiyordu o an.. Dikkatlice baktığında Byeol’ün elleriyle başını kapatmış, Jun Suh’nun sandalyesine arkasını dönmüş olduğunu gördü. Kalkıp kızın yanına gitti sonra:

“Byeol! Yaa Byeol! Dalıp gitmişsin, bense bir ajan gibi beni izlediğini sanıyordum..”

Jason Mraz & Colbie Caillat – Lucky

Byeol derin bir uykudan uyanırcasına başını kaldırdı:

“Ha Neul beni tanımasın diye fazla izleyemedim sizi, kız beni tanıyor artık, hatta benden rahatsız oluyor..”

“O kızın herhangi birinden rahatsız olacağını sanmıyorum..” dedi Jun Suh çekinerek.. Byeol şaşırdı, bunu beklemiyordu işte:

“Oooo!” dedi imalı bir ses tonuyla. “İlk günden havaya girmişsin bile.. Güzel güzel.. İşini iyi yapıyorsun.. Aferin..”

Jun Suh havadaki negatif elektriği hissetse de bir şey anlayamıyordu, Byeol tatsızdı belli ki..

“Sana anlatacaklarım var, çıkalım mı buradan?”

Kız cevap vermeden ayağa kalktı, yavaş adımlarla karanlık sokaklarda yürümeye başladı ikili..

“Nasıldım?” dedi Jun Suh. “İlk geceki görevimi başarıyla tamamladım sanırım..”

“Mükemmeldin” dedi Byeol gülümseyerek. “Bu kadar başarılı olacağını ummuyordum, masanızdan gelen kahkahalara bakılırsa kız senden hoşlandı..”

“Kahkahaların sebebi benden hoşlanması değil..” dedi Jun Suh. “Beni hatırladı, onu kurtardığım gün söylediklerimi, her şeyi hatırlıyor, onları anlattı biraz..”

“Ve güldü ha, bu kız da deli benim gibi, en azından bu yönümüz birbirine benziyor..”

Jun Suh anlamadı, Byeol’se sadece gülümsüyordu..

“İntihar etmek istemesinin sebebi gönül meselesiymiş..” dedi Jun Suh. “Kız çok aşık, yazık, nasıl seviyor bir bilsen.. Ama adam bunu sevmiyor sanırım ya da aldatmış ya da benzer bir durum var işte, ben de anlamadım..”

Byeol şaşkın gözlerle baktı Jun Suh’ya, Ha Neul’ın başka bir aşkı olsa günlüğünde yazardı elbette, Min Hyung’u seviyordu, hem de uzun yıllardır, ve onun için intihar etmeye kalkmıştı! Byeol her şeyi anlıyordu, belli ki Min Hyung onu reddetmişti, tek kelime konuşmamalarının sebebi de buydu işte..

Jun Suh kızın yüzündeki o tuhaf gülümsemeye baktı, bir şeyler düşünüyordu ama adeta bir sır küpüydü, çocuk onun ne hissettiğini bir türlü anlayamıyordu. Kız birden Jun Suh’ya döndü ve:

“Sahnede bir harikaydın!” dedi. “Bugüne kadar iki kez dinledim seni ve ikisi de bana aynı şeyleri hissettirdi, ne hissettirdi diye sorma anlatamam.. Ama.. Sen şarkı söylemelisin, bu sözlerimde çok ciddiyim, sesini herkes duymalı, kenarda köşede heba olmamalı bu yetenek..”

Jun Suh gözlerinin taa içine bakan kapkara gözlere dalıp giderken hipnotize olmuştu muhtemelen, bir süre cevap veremedi, kız çocuğa dokundu şaşkın bir yüzle:

“Ne oldu? Bir yerin mi ağrıyor? Konuşsana!”

İrkilerek kendine geldi Jun Suh:

“Şeyy.. Yok bir şey.. Ben de sana bundan bahsedecektim, gittiğimiz barın sahibi bana orada şarkı söylememi teklif etti, haftada 4 gün, ben de önce sana…”

Jun Suh cümlesini tamamlayamadan Byeol çocuğun boynuna atladı:

“Çok çok sevindim, ne kadar sevindim anlatamam! Yapman gereken şeyi yapacaksın sonunda!”

Jun Suh kelimenin tam anlamıyla donakalmıştı, boynunun yandığını hissetti birden, kollarını kaldırıp kızın sırtına dokunmak istedi, olmuyordu.. İki kolu da aşağıda tepkisiz kalakalmıştı bu sıcak kucaklamanın karşısında..

Şaşkın bir ifadeyle geri çekildi Byeol, nesi vardı bu çocuğun bu gece böyle?

“Daha evet demedim” dedi Jun Suh kendine gelmeye çalışarak. “Yarın konuşacağım..”

Çocuğun bu kısa cevapları şaşırtıyordu kızı.. “Ha Neul’ın yanında kahkahalarla gülüyordu oysa ki..” dedi kendi kendine burnunu kıvırarak. Otobüs durağına gelmişlerdi sonunda.

“Bu arada sana söylemem gereken bir şey vardı…” dedi Jun Suh. “Benim evimin alt katında ufak bir ev var, uzun zamandır boş, küçük tek kişilik bir yer, biraz da bakımsız, ama istersen..”

Byeol gülümsemeye başladı:

“Aa! Hemen gelip bakayım o zaman, yarın gelsem ev sahibi oralarda olur mu?”

Jun Suh başını salladı:

“Olmayabilir, ben adamı aradıktan sonra sana haber veririm..”

Byeol tam konuşacakken otobüs geldi ve kız cevap veremeden el sallayarak otobüse bindi. Yine kulaklarında Jun Suh’nun sesi vardı, yine gözlerini kapadı ve yine her şeyi unutup uyumak istedi sadece..

***

Zaz-Je Veux

Saatine baktı Min Hyung, dersin başlamasına 10 dakika vardı, programına bir daha baktı, evet 4’lerin dersine giriyordu.. Kitaplarını eline aldı ve boy aynasında bir kez daha süzdü kendini, gayet iyi görünüyordu.. Beyaz üzerine kırmızı çizgili tişörtü, beyaz ceketi ve lacivert pantolonuyla gayet şıktı yine bugün.. Kendinden emin bir gülümsemeyle dışarı çıktı, onu görenler ilk kez böyle içten bir gülümsemeyle derse girdiğine şahit oluyorlardı..

Aynı anda bahçede aceleyle ağzına bir şeyler tıkıştırmaya çalışan Byeol de saatine baktı, yukarı çıkma zamanı gelmişti bile.. Tam kalkmış kitaplarını eline alırken telefonunun titrediğini hissetti, Jun Suh mesaj atmıştı:

“Ev sahibini aradım, yarım saate kadar burada olacak, sonra memleketine gidecekmiş, hemen gelirsen onunla görüşebilirsin, aşağıdaki adrese ….. otobüsü ile gel seni duraktan alırım^^”

Byeol dudağını büktü, Min Hyung’un dersi mi, yeni bir ev mi? Kararsızlık yaşıyordu.. İsteksizce kitaplarını çantasına soktu, zaten henüz onunla karşılaşmak istemiyordu, hala utanmaya devam ediyordu geçen gün yaşananlar yüzünden.. Ama onu görmek de istiyordu aslında.. Bilmiyordu, aceleyle kapıdan fırlayıp otobüs durağına doğru koşmaya başladı..

Min Hyung derse girdiğinde gözleriyle taradı amfiyi, oldukça kalabalıktı sınıf bugün, aradan birini seçebilmek imkansız gibiydi, yine de bakındı.. Yoktu, geç kalmıştı belki de, evi de yoktu zaten, evet evet kesin geç kalmıştı..

Ağır ağır derse başladı, kapı çalındığında duyabilmek için olabildiğinde bağırmamaya çalışıyordu, kapı çalındı ama o değildi.. Yine çalındı, yine o değildi.. Bugün derse gelmeyecekti belli ki..

“Onu çok utandırdım..” dedi içinden.. “Hay aksi!..”

***

Otobüsten inen Byeol kendisini bekleyen Jun Suh’yu görünce sevinçle el salladı, iyi şeyler olacaktı bugün hissediyordu.. İkili konuşa konuşa dik yokuşu tırmanmaya başladılar, Byeol de dikkatlice etrafı süzüyordu, burası bildiğin kenar mahalleydi, hatta kenardan daha kenarda da olabilirdi, tek katlı ya da iki katlı yıkık dökük evlerle doluydu sokaklar.. Ürktü Byeol:

“Sen.. Dün gece durakta inip bu sokakta mı yürüdün? Çok cesursun gerçekten.. Hava kararınca buraya girmek cesaret ister yani..”

Gülümsedi Jun Suh:

“Ben Robin Hood’um unuttun mu?”

“Ben Kedi Kız değilim ama..” dedi Byeol dudağını büküp. Bu mahallede yaşayabilir miydi ki?

“Korkma” dedi Jun Suh. “Robin’in komşusuna bir şeycik olmaz, burada beni herkes tanır..”

Varmışlardı sonunda, iki katlı eski bir evin bahçesinden içeri girdiler.. Hemen girişte kirli camları yüzünden içerisi görünmeyen küçük kapılı bir ev vardı, üstteki ev ise tahminen daha büyüktü ama bakımsızdı, daha dışından belliydi bu..

“Halmoniiii!!!” diye bağırdı Jun Suh. Yukarıdan babaanne ve orta yaşlı bir adam çıktı sonra, adam aşağı inip kıza selam verdi ve evin kapısını açtı, ikisi içeri girdiler. İçeri girmek üzere olan Jun Suh babaannesinin tişörtünü çektiğini fark etti:

“Yaa! Bu kız çok genç, çok güzel.. Hem de yalnız! Nasıl kalacak bu mahallede?”

Jun Suh sırıtmaya başladı:

“Bir şey olmaz, senin gibi komşusu olacak babaanne daha ne olsun?”

Sonra babaannesinin cevap vermesine fırsat bırakmadan içeri girdi, girdiği an Byeol’ün yüzündeki o tiksinti dolu bakışla karşılaştı ve kız haklıydı.. Burası kullanılmaya kullanılmaya ev olmaktan çıkmıştı artık, duvarlar dökülmüş, boya hatta sıva denen bir şey kalmamıştı evde.. Tavandan sarkan örümcek ağları neredeyse üstlerine düşecekti. Girdikleri odanın yanındaki bir iki metrekarecik minicik odaya girdiler sonra. Orası da girişten daha iyi durumda değildi..

Byeol bayılmak üzereydi, zaten içerideki rutubet kokusu onu bayıltacak kadar ağırdı.

“Ben Jun Suh’ya dedim..” dedi ev sahibi. “Ev kullanılmaz durumda dedim, O önemli değil dedi..”

Sinirli bir hareketle Jun Suh’ya döndü Byeol:

“Konuşabilir miyiz bir dakika?”

Cevap beklemeden dışarı çıktılar sonra. Jun Suh duyacaklarını biliyordu aslında. Derin bir nefes alıp konuşmaya başladı Byeol:

“Beni nasıl buraya getirebildin anlamıyorum, ev mi bu şimdi? Hayvan bağlasan yaşamaz burada! Yok yok onlar yaşıyor, küçük odada uyuyan kedilere bakılırsa!”

“Sakin ol!” dedi Jun Suh. “Bu kadar kötü göründüğüne bakma, temizlenir ve boyanırsa tek kişilik mükemmel bir öğrenci evi olabilir burası.. Zaten çok küçük, bir günde halledilir bu dediklerim..”

Düşündü Byeol:

“O kadar kolay mı? Üstesinden gelemem bu dediklerinin.. Yalnızım ben unuttun mu?”

“Yalnız değilsin..” dedi Jun Suh. “Yardım ederim sana, bir günde adam ederiz burayı.. Hem patronum değil misin, yardım etmek zorundayım ya..”

Gülümsedi Byeol:

“Kalp hırsızımsın sen, uşağım değil..”

“Hem..” dedi Jun Suh kızın kulağına eğilip. “Aylık sadece 300.000 won..”

Byeol kaldı o anda, evin dış kapısına baktı, o en azından demirdendi, hem üst katta da Jun Suh ve ailesi yaşıyordu, düşündü iyice.. Yavaşça sağına döndüğünde dehşetle açıldı gözleri:

“Bu da ne? Tuvalet mi yoksa???”

“Evet” dedi Jun Suh yavaşça. “Alt katın tuvaleti yok..”

“Yok artık” dedi Byeol. “Medeniyet yok mu burada kardeşim?”

“Ayda 300 bine bu kadar medeniyet oluyor, maalesef..”

Ev sahibi sonunda dayanamayıp dışarı çıktı:

“Karar verdin mi küçük hanım? Depozito istemiyorum, ayda 300 bin kira, boya sana ait..”

Jun Suh’ya döndü kız, umut doluydu çocuğun bakışları, ne yapmalıydı şimdi?

“250 bin’e evet dersen tutuyorum, boya bile yapmamışsın, çok uğraşacağım bu evle, 300 bin çok.. Hem ben tutmazsam ömür boyu boş kalacak burası bunu sen de biliyorsun..”

Adam önce mırın kırın etse de kabul etti, kontrat imzalamaya bile gerek duymadan anahtarı aldı Byeol, harabe de olsa bir evi vardı artık.. Elinde anahtarla Jun Suh’ya döndü:

“Ne yaptım ben? Bak yardım edeceksin unutma, yoksa bu yerde bu evde yaşamama imkan yok..”

“Tamam!” diye bağırdı Jun Suh. Yüzündeki gülümseme Byeol’ü bile heyecanlandırdı, çocuğun gazıyla kalkışmıştı bir işe, bakalım sonu nasıl olacaktı bu işin?

Kafasını kaldıran Jun Suh merdivenlerde onlara bakan babaannesini gördü:

“Babaanne gelsene Byeol ile tanış, kendisi yeni komşumuz..”

Kızı süze süze yanlarına geldi yaşlı kadın, Byeol saygıyla eğildi:

“Merhaba efendim, ben Lee Byeol, tanıştığıma memnun oldum..”

“Nereden tanışıyorsunuz siz bakayım?” diye sordu kadın imalı imalı. Byeol şaşkın gözlerle Jun Suh’ya döndü, çocuk gülümsemeye çalışarak:

“İş arkadaşım babaanne..” dedi. “Yeni tanıştık, hem okuyor hem çalışıyor, ailesi…”

“Tamam çocuk!” dedi kadın gülerek. “Kızın hayatını anlat demedim sana, neyse hoş geldin kızım, bu semt pek tekin değildir ama korkma, üst katında biz varız, neye ihtiyacın olursa kapımızı çalmaktan çekinme olur mu?”

Yaşlı kadının bu samimi sözleri Byeol’ü çok mutlu etti, kendini o kadar yalnız hissetmiyordu o anda, annesinden ayrı olduğunu bile unuttu bir an..

“Ben yukarı çıkıyorum..” dedi kadın, “Bir sürü işim var..”

Kadının gözden kaybolmasıyla avucunu açıp baktı Byeol, o eski anahtarın evinin anahtarı olduğuna hala inanamıyordu. Başını kaldırdığında Jun Suh’nun neşeyle parıldayan yüzüyle karşılaştı, onun aksine hiç de pozitif değildi Byeol, eve benzetilmesi gereken bir harabe onu bekliyordu çünkü..

“Bugün tüm dersleri ekip burayı adam etmeliyim..” dedi sessizce. “Önce temizleyip sonra boyamalıyım sanırım..”

“Ben de varım!” dedi Jun Suh neşeyle.”Temizleme işi senin, boyama benim olsun o zaman, hatta bizim depoda boya olacaktı, ben bi’ Jae Suk’u arayayım işi yoksa getirsin..”

“Jae Suk da kim?” diye sormaya yeltendi Byeol ama Jun Suh uzaklaşmıştı bile.. 5 dakika sonra yanına gelen çocuğun yüzü yine ışıl ışıldı.

“Bana yardım etmek zorunda değilsin..” dedi Byeol başı yerde. “Sözleşmemizde bazı görevleri yerine getireceksin derken özel işlerimi kastetmemiştim ben..”

“Ne sözleşmesi?” dedi Jun Suh içinden, ne saçmalıyordu bu kız? Sözleşme yüzünden mi ona yardım etmek istediğini sanıyordu? Gerçekten kalbinin olduğu yerde bir taş barındırıyor olmalıydı, yoksa onun bu masum iyiliğini nasıl böyle değerlendirebilirdi ki?

“Madde maddedir!” dedi sonra ciddi bir ses tonuyla. “Sözleşmede ne yazıyorsa onu yapmak zorundayım. Hem bak Jae Suk geldi bile, sen de gidip deterjan al hadi, konuşma zamanı değil!”

You are Beautiful-Descend From The Sky

Üç genç bir hızla işe koyuldular, Byeol deterjan alıp evi temizlemeye başladı, işi çok zordu ama, bu ev yıllardır kullanılmamıştı, her yer toprak ve örümcek ağlarıyla doluydu. Jun Suh ve arkadaşının matrak muhabbetleri olmasa kız bu işin altından hayatta kalkamazdı.. Jae Suk yan taraftaki o minnacık odayı, Jun Suh ise girişi boyamaya çalışıyordu.

“Bu cam değil, başka bir şey olmuş artık!” diye bağırdı Byeol. “Evrim geçirmiş bildiğin, yapısını incelemek lazım laboratuvarda!”

Çocuklar gülmekten kendini alamıyordu:

“Düne kadar şu arkadaki cam yoktu küçük hanım, bu sabah babaannem sayesinde taktırdı o ev sahibi denen sorumsuz adam!”

“Hala uslanmadı bu adam!” diye bağırdı içeriden Jae Suk. “Evini 4 kez soydun üstelik, insan bu işte bir tuhaflık olduğunu anlar yani!”

Byeol şaşkınlıktan elindeki bezi yere düşürdü:

“Evini mi soydun? 4 kere mi?”

“Evet” dedi Jae Suk’a sinirli bir bakış atan Jun Suh. “Bir keresinde çatıyı yaptırmamıştı onun parasını aldım, bir keresinde bacayı yaptırmamıştı onun parasını aldım, diğerinde kiraya çok zam yapmıştı onun için soymuştum, ee diğerini de unuttum ama yine kaşınmıştı ondan eminim..”

Byeol ağzı açık dinliyordu Jun Suh’yu:

“Oysa ben hala senin hırsız olabileceğini düşünmüyordum, tanıştığımız o gece seni orada gördüğüm halde hem de.. Çünkü benden yol parası bile istemeyecek kadar gururluydun sen..”

Jun Suh tam konuşacakken Jae Suk araya girdi:

“Jun Suh da biz de hırsızlık yapmadık bugüne kadar, hakkımızı aldık sadece, hem Jun Suh sadece kendisi için değil..”

“Yaptıklarımdan zerre kadar pişman değilim inan..” dedi Jun Suh arkadaşının sözünü kesip. “Ben hırsız değilim çünkü..”

Gülümsedi Byeol, bu cümleyi ne çok duyuyordu..

“Sen de çetedensin değil mi?” diye sordu Jae Suk’a.

“Hayali olan bir iş bulana kadar Jae Suk benim!” diye cevap verdi Jun Suh gülerek, Jae Suk’un işsizliği her daim espri konusu olurdu zaten.

“Evet” dedi Jae Suk arkadaşını görmezden gelip. “Jung Woo ile birlikte 3 kişiyiz biz, sana da her şeyi anlatıyoruz bu arada, karanlık dünyamıza giriyorsun bak ehuehu!”

Üç genç kahkahalarla gülmeye başladılar, böyle sohbet ederken zamanın nasıl geçtiğini anlamadılar, en sonunda hepsi yere serildi yorgunluktan. Bitmişti ama, sabahki harabe şimdi eve benzemişti biraz.. Hava kararmaya başladığında yavaşça yerinden kalktı Byeol:

“Ben gitsem iyi olur, yorgunluktan ölüyorum..”

“Kalsana..” dedi Jun Suh. “Yemek yersin hem, çok yoruldun..”

“Çok yorgunum hemen gidip uyuyacağım..” dedi Byeol. “Hem yarın birkaç eşya alıp öyle yerleşirim evime, ayy benim evim, söylemesi bile güzel..”

Byeol ve iki genç otobüs durağına kadar yürüdüler, kız çocuklara defalarca teşekkür ettikten sonra otobüse binip gözden kayboldu.

“Oha!” diye bağırdı Jae Suk otobüsün arkasından. “Kızın bu kadar güzel olduğunu söylememiştin! Aksi, tuhaf dediğin kız bu mu şimdi?”

“Yaaa!” diye bağırdı Jun Suh. “Onu benden iyi tanıyamazsın, sana her şeyi anlatsam emin ol inanamazsın!”

“Bu kızın her türlü tuhaflığına katlanılır..” dedi Jae Suk arkadaşını duymazdan gelip. İki genç konuşa konuşa durağın arkasındaki yokuşu tırmanmaya başladılar. Jun Suh’nun içi kıpır kıpırdı, şarkılar söylemek, önüne geleni öpmek istiyordu, sonra kızıyordu kendine:

“Ne yapıyorsun aptal, kendine gel, bu kadar mutlu olacak ne var sanki?..”

***

Nil Karaibrahimgil-HHDİ

Sabah erkenden kalktı Min Hyung, aslında boş günüydü bugün ama geç kalkmaya alışkın değildi işte. Kahvaltı etmeden koşuya çıktı, yorgunluktan bayılana kadar saatlerce koşup kan ter içinde döndü eve. Ardından duşunu alıp kahvaltısını hazırlamaya başladı. Sanki on kişi kahvaltı edecekmiş gibi özenle hazırladı her şeyi, kahvaltısını ettikten sonra da bembeyaz koltuklarına geçti ve siyah çerçeveli gözlüklerini takıp gazetesini okumaya başladı. Hava çok güzeldi bugün, “ne yapsam?” diye düşünmeden edemiyordu. Gerçi okunması gereken bir sürü makale vardı bilgisayarında, bugün evde kalmak istemiyordu ama..

“Ne yapsam? Ne yapsam?” diye kendi kendine sorarken birden gözleri parladı:

“Tabi ya! Haneul Kafe! Hem Tae Woo ajusshi ile de ne zamandır görüşmemiştim, onu da görmüş olurum, ya Ha Neul.. O okuldadır ki..”

Böyle kendi kendine konuşarak ayağa kalktı, elindeki gazeteyi koltuğa fırlatıp yatak odasına geçti ve gardırobunu karıştırmaya başladı, bir yandan da tuhaf tuhaf gülüyordu bu haline …

Kafeden içeri girdiğinde o gülüş tüm yüzüne yayıldı, zamanlaması çok iyiydi bugün, Byeol orada servis yapıyordu, siyah bir önlük takmış, siyah saçları da omuzlarına düşmüştü yine.. İrkildi Min Hyung.. “Kendine gel!” dedi sessizce, bir rüya bir insanı nasıl bu kadar etkileyebilirdi anlayamıyordu..

İçeri giren müşterinin yüzüne bakmadan yere eğilip: “Ososeyo!” diyen Byeol başını kaldırdığında Min Hyung’u görünce gözlerini birden kocaman açtı, “Merhaba” dedi çocuk gülümseyerek, kızın şaşkın gözlerinden gözlerini alamıyordu. Byeol de kilitlenip kalmıştı birden, bu güzel sabahta böylesine güzel birini görmek iyi olmuştu..

“Buyurun..” dedi masalardan birini gösterip.

Tek gözüyle kızı izleyerek gösterilen masaya oturdu Min Hyung, ne yapacağını da bilmiyordu aslında, geçen günkü olay için açıklama yapmalı mıydı yoksa hiç yaşanmamış gibi mi davranmalıydı?

Birkaç dakika sonra menüyü getirdi Byeol, oldukça güler yüzlüydü, ev de bulabildiği için gerçekten residance faciasını unutmuştu belki de..

“Bir filtre kahve..” dedi Min Hyung.

Kız başını sallayıp menüyü götürecekken:

“Dün yoktun..” dedi çocuk. “Çalıştığın için gelemedin herhalde..”

“Ev tuttum” dedi Byeol. “Onunla uğraştım bütün gün, küçük mütevazi bir ev ama bakımsız olduğu için yordu beni..”

Min Hyung kızardı birden, ne demeliydi şimdi? O konuşmadan:

“Bu son ama..” dedi Byeol. “Bir daha ders kaçırmayacağım..”

Kızın sözlerinde gerçekten herhangi bir ima ya da kinaye yoktu, rahatladı genç adam, üzerinden kilolarca yük kalkmıştı sanki..

Kasada Tae Woo belirdi birden, telaşlı bir hali vardı, başıyla Min Hyung’a selam verip Byeol’ü çağırdı yanına:

“Lee Byeol sshi, bu gün kızımın doğum günü, ben eski evimizde, annesiyle yaşadığımız evde ona sürpriz bir kutlama yapmak istiyorum, yalnız sizin gibi gençler nasıl kutlamalardan hoşlanırlar, süsler, pasta falan nasıl olmalı bilemiyorum şimdi? Hazırlık yapmamda bana yardım eder misin?”

Byeol cevap veremedi bir an, Ha Neul’in partisini mi hazırlayacaktı şimdi? Yok artık! Baba kızın sevgi dolu anlarına o zemin hazırlayacaktı yani..

“Şeyy..” diyerek söze girecekken:

“Yalnız..” dedi adam. “Ev Choon Chun’da, istersen yardım edip dönersin, istersen kutlama için bu gece bizimle kalabilirsin, başka misafirlerimiz de olacak..”

Adam plan yapmıştı bile, Byeol ne dese boştu..

“Tamam..” dedi kız gözleri yerde.

“Harika!” dedi Tae Woo. “Sen git hazırlan, ben de Min Hyung’a bir selam vereyim..”

Byeol söve söve soyunma odasına doğru gitti, ne yapıyordu böyle, onların mutlu yuvalarına sürpriz parti hazırlamaya gidiyordu resmen, ölmek istiyordu sadece..

Üzerini değiştirip Tae Woo’nun yanına döndüğünde ikiliyi sohbet ederken buldu. Tam Tae Woo arkasını dönmüş odasına gidecekken müdür Choi yanlarına geldi:

“Bay Tae Woo, arabayı dün servise bırakmıştık, ancak bu akşama çıkarmış..”

Tae Woo’nun suratı asıldı:

“Eee nasıl gideceğiz peki? Trenle mi?”

Byeol rahatladı birden, belki de iptal olacaktı bu aptal plan.. Ama işler umduğu gibi gitmeyecekti:

“Sizi götürebilirim..” dedi Min Hyung. “Bugün boşum, arabam da müsait..”

“Hay yaşa!” diye bir çığlık attı Tae Woo. “Hem kutlamamıza da katılırsın, Ha Neul seni görünce ne kadar sevinecek!”

Min Hyung başını eğdi, bu teklife cevap verecek durumda değildi işte, “Byeol ile Bay Tae Woo’yu bırakıp bir şekilde dönerim” dedi içinden.

“O zaman sen akşam Ha Neul’ı bizim Choon Chun’daki eve getirirsin” dedi Tae Woo müdür Choi’ye dönüp. Byeol hariç herkes halinden gayet memnundu belli ki..

***

Ft Island-Girls Don’t Know

Düşünceli adımlarla barın kapısından içeri girmek üzere olan Ha Neul birden karşısında Jun Suh’yu görünce şaşkına döndü, başını kaldıran çocuk da kızı görünce gülümsemekten kendini alamadı..

“Seni burada bulduğuma inanamıyorum!” dedi Ha Neul. “Ben ancak Tae Joon oppadan telefonunu alırım diye gelmiştim oysa ki..”

Jun Suh sırıtmaya başladı bu sözler karşısında.

“Demek beni gördüğüne bu kadar sevindin ha?” dedi tek kaşını kaldırarak. Bir yandan da “Sen ne mükemmel bir kalp hırsızısın oğlum ya!” diyerek kendine gaz veriyordu..

“Hem de nasıl!” dedi kız sevinçle. “Sana sormam gereken bir şey var, geçen gece sormayı unutmuştum..”

“Numaramı mı soracaksın yoksa?” diyerek sırıtmaya devam etti Jun Suh, fakat Ha Neul’ın cevabı birden tüm hayallerini suya düşürdü:

“Hayır, o gün, yani köprüde, bana ait bir defter gördün mü diye soracaktım, çok önemli benim için, bir şey biliyorsan söyle lütfen!”

Jun Suh kızın bahsettiği kara kaplı, küçük defteri hatırladı, nereye koymuştu ki o defteri? Aa evet Byeol’e vermişti sahibine vermesi için.. Ee Byeol neden vermemişti ki onu kıza? Tabi ya, Byeol bu kızdan nefret ediyordu, vermemişti işte defteri.. Ne demeliydi şimdi Jun Suh..

“Ha.. Hayır..” dedi kekeleyerek. “Görmedim..”

“Emin misin?” dedi Ha Neul dudaklarını büküp, yüzündeki hayal kırıklığı tarif edilemezdi:

“Evet” dedi Jun Suh sessizce. “Gerçekten görmedim..”

“Ben Byeol’e sorarım nasılsa deftere ne olduğunu?” dedi içinden, onu bu kıza vermeliydi, bu kadar üzülmesine bakılırsa o defter çok önemliydi Ha Neul için..

Gülümsemeye çalıştı genç kız:

“Neyse, sen oppanın teklifi kabul etmeye geldin buraya değil mi?

“Evet” dedi Jun Suh. “Ben de artık bir Skull Bar (Skullhong‘a sevgilerle 🙂 ) çalışanıyım!”

“Çok sevindim” dedi kız gülümseyerek. “Bundan sonra daha sık geleceğim buraya demek ki..”

Dikkatlice izledi kızı Jun Suh, üzüntüsünü nasıl da gizlemeye çalışıyordu sahte gülümsemelerle. .”İnsan nasıl nefret edebilir ki bu kızdan?” diye sordu kendi kendine. “Sanki karşımdaki dünyaya inmiş bir iyilik meleği..”

Ha Neul’ın telefonunun çalmasıyla kendine geldi Jun Suh, amma hayallere dalıyordu bu aralar..

“Alo.. Merhaba Müdür Choi.. Evet.. Babam mı? … Choon Chun’a mı? (Burada gülümsemeye başladı) Anladım.. Beni siz mi götüreceksiniz? … Bu akşam? .. Tamam … Ee bizim arabayla gideceksek babam nasıl gitti eve? .. Kim götürdü? (Burada şaşkınlıktan gözleri kocaman oldu) Min Hyung songseng mi? … Emin misiniz??? … Tamam, ben bir iki saate gelirim … İyi günler.”

Jun Suh çözememişti kızı, önce çok sevinmiş, sonra şaşırmış, şimdi üzgün yüzüyle karşısında dudaklarını büzmüş kendi kendine mırıldanıyordu:

“Nasıl götürür babamı? Benim doğum günü partime hem de? O da mı katılacak ki? Ne yapmaya çalışıyor bu çocuk böyle?”

Jun Suh kendini zorlasa da kızın ne dediğini anlayamıyordu. Tam veda edip yoluna gitmeye hazırlanırken heyecanla kendisine döndü Ha Neul:

“Doğum günü partime gelmek ister misin? Choon Chun’da olacak, babam doğum günü partisi hazırlatıyor orada benim için.. Ha? Ne dersin?”

Jun Suh gözleri parıldayan bu kıza şaşkınlıkla baktı, bu ani hareketleri birine benzetiyordu ama kime? Ne demeliydi şimdi? Birkaç hafta önce kendisini kovan patronunun kızı onu ailecek kutlayacakları doğum günü partisine çağırıyordu, ne cevap vermeliydi ona?

-6. Bölüm Sonu-

Reklamlar
Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

24 Responses to 6. Bölüm: Onun İçin Ölmek İstedim, O Başka Kızlara Gülerken Hem de..

  1. B (@OhYoonJoo) dedi ki:

    Ellerine sağlık öncelikle. Beğenmene sevindim canım afişi (:
    Muhteşem bir bölümdü resmen tek solukta okudum. Hikaye açılışı özellikle ne muhteşemdi öğle tekrar tekrar oynadı bu sahne gözümde ve hala aynı etkileyicilikte.

    Ve Ha Neul hedeflediğim yeni aşk sensin umarım sende beni hedeflersin dedi değil mi resmen? Jun Suh iki kızada aynı anda birşeyler hissetmeye başladı. Hisler yer değiştirip daha da karmaşıklaşacak gibi bakalım 😀

    Gülümsedi Byeol:
    “Kalp hırsızımsın sen, uşağım değil..” oy oy oy ^_^ İyelik ekleri kullanımı süper hehe

    bu güzel sabahta böylesine güzel birini görmek iyi olmuştu.. Burada hikaye yazarı bizleride etkileyerek kendi buhranına sürüklemek istiyor gibi ^^ Bana uyar güzel bebe nasılsa (:

    Şarkılar yine muhteşemdi Ahh ahhhh (: Bölüm de ne çabuk bitti öyle 😦

    • masalevi dedi ki:

      bu şahane yorumun için çok teşekkürler canım, afişi çok sevdim gerçekten 🙂

      geçen bölümün sonuyla bu bölümün başını birleştirmek istedim çünkü o sahneyi ben de çok sevdim 🙂 hong gi’yi arkı söylerken tasvir etmek çok güzel daha çok yapmak istiyorum bunu..

      jun suh’nun hayatında iki güzel kız var şimdi, biri iyi yürekli, nazik ha neul, diğeri sevdiğini de üzüldüğünü de belli edemeyen soğuk kız byeol.. çocukcağız birden hayatına giren bu kızlardan elbette etkilenecek ama gönlünü kime kaptıracak göreceğiz 🙂

      kalp hırsızım dedi junsuh’ya byeol dimi ahaha 🙂 aptal kız, kimin kalbinin hırsızı olacak jun suh anlayacak yakında 🙂

      ben hata mı yaptım bilmiyorum, bu kadar sevdiğim iki kişiyi rakip yapınca hangisinden vazgeçeyim bilemiyorum, yong hwa’lı sahnelerde onun o nazik, çıtı pıtı hareketleri gözümün önüne geliyor kıyamıyorum 🙂 iyi ki jang geun suk’u falan koymamışım o zaman kitlenir kalırdım herhalde 🙂

      yeni bölümde görüşmek üzere canım, annyeong^^

  2. secret girl dedi ki:

    ellerine sağlık cnm bütün bölümler gbi bu bölümde çok güzeldi.ne zaman yeni bölüm yayınlancak die çok bekledm sonunda yayınlaın .ne olur diğer bölümü daha cabuk yaz meraktan çatlıyorum nezman yayınlancak die.hikayeye gelrsek min hyung garanti byeol a aşık olcak hatta oldu ama ha neulda jun suha aşık olcak zavallı jun suhu min hyungu kıskandrmak için kullanacağa benzio:( byeol ve junsuh birbnlere aşk olur inş. Byeolda babasndan intikamını alır inş. Ama ha neulu üzmesn yaaa 😦 diğer bölümü merakla bekliyorum

    • masalevi dedi ki:

      teşekkürler canım, hikayeyi düzenlemek, şarkı eklemek falan bayağı zaman alıyor yoksa çabucak yazarım ben 🙂 hikayemizde kim kimden hoşlanacak yavaş yavaş belli olmaya başladı, jun suh ve min hyung aşık olmaya zaten hazırlar ama kızlarımız neler yapacak göreceğiz, özellikle byeol’ün sağı solu hiç belli olmuyor 🙂
      byeolsuh çiftinin mutlu olmasını ben de çok istiyorum, bakalım neler olacak 🙂
      yeni bölümde görüşmek üzere canım^^

  3. HAYALPEREST dedi ki:

    SELAM! Yine çok güzel bir bölüm olmuş. Ellerinize sağlık diyorum. Bu bölümü nasıl bekledim bilemezsiniz, günde 3 5 kere baktım bloğa. 7. bölüm daha çabuk çıkar umarım ya, meraktan çatlarım ben. 🙂 Afişe değinmeden olmaz. Aslında çok güzel olmuş. Arkadaşınızın emeğine sağlık! Tabi bu afişte Lee Hong, Jung Yong’dan daha havalı çıkmış!!! Neyse canım fazla uzatmaya gerek yok aslında, ikisi de ”BİZİM” sonuçta. 🙂 Bu arada bu Hong Gi’ yi kim üzüyorsa kat kat daha fazla üzülsün ne diyeyim. 🙂 Bad Woman’ın klibinde nasıl bir yüz ifadesi takınmış öyle! Tüm dünyası başına yıkılmış gibi. Bu adam şarkıyı yaşamanın da ötesine geçmiş artık. Allah bahtını açık etsin deyip artık hikayenin yorumuna geçmek istiyorum. 🙂 Bu Ha Neul Min’i kıskandırmaya çalışırken kesin aşık olur Jun Suh’a. Hayal dediydi dersiniz. 🙂 İşler fazla karıştı benim kafamda. Herkes herkesten hoşlanıyor gibi. Sadace Min’ciğim istikrarlı çıktı. Byeol’a bir vuruldu tam vuruldu. Amfide gözlerinin onu araması, bulamayınca aklına binbir türlü ihtimali getirerek merak etmesi çok hoştu. Jun Suh Ha Neul’dan etkilendi gibi ama Byeol da Jun’u etkilemişti. N’olcak şimdi? 🙂 ” Robin’in komşuna birşeycik olmaz” demek! Bizimki iyice koruyuculuğa girişti. Hadi bakalım! Byeol varya çok tehlikeli sularda yüzüyor benden söylemesi. 🙂 Hem kendi çok acı çekecek hem de başkalarına çok acı çektirecek. Ben bir Byeol’cuyum 🙂 ama Ha Neul’a da acımaya başladım. Zavallı kız ya yıllardır sevdiği insan tarafından reddedildiği yetmezmiş gibi bir de kötü bir oyunun içine düştü. Doğumgünü partisinde garanti kötü birşey olacak hissedebiliyorum 🙂 Jun’un arkadşına çok güldüm ya. ”Hala uslanmadı bu adam. Evini 4 kez soydun üstelik” en çok güldüğüm yerlerden biriydi.
    Hikayenin içinde kullandığınız resimler çok güzel! Özellikle Byeol ve MİN HYUNG… Şarkılar da güzeldi. Yalnız Nil Karaibrahimgil’in Hakkında Herşeyi Duymak İstiyorum şarkısını radyoda milyon kere dinleye dinleye sıkılmıştım artık. Normalde Nil’in çok sevdiğim bir şarkısı olsa dinle dinle sıkılmam da bu şarkısını çok sevmemiştim sıkılmam ondan sanırım.Bir de şu şarkıya değinmek istiyorum. ZAZ JE VEUX… Ne kadar güzel bir melodiydi o öyle. Diğer şarkılarını da dinledim, kadının sesi ne kadar da güçlü! Dinledikçe dinleyesim geldi. Sayenizde birçok yeni şarkı keşfetmiş bulunmaktayım. Bunun içinde ayrıca teşekkür ederim.
    Daha çok şey yazacaktım ama şarkıyı dinleyince unuttum. 🙂 Neyse başka sefere artık. Tekrar tebrik ederim bu güzel bölüm için. Şimdilik; HADİ EYVALLAH!!!

    • masalevi dedi ki:

      rica ederim canım, hikaye yazmak değil de düzenlemek şarkı eklemek falan uzatıyor süresi ama yeni bölümü hemen yazmaya çalışacağım.. haklısın afişte junsuhcuğumuz afişte pek bi havalı ama olsun o kadar, bunca zaman hayatın sillesini yemiş afişte gülsün bari dimi 🙂

      bad woman klibinde de çok üzgündü hong gi değil mi? bu şarkıya has değil ya romantik dramatik şarkılarda kendini veriyor bu çocuk, istisnasız etkiliyor insanı, beni öyle yani..

      hikayemize gelince pek ipucu veremeyeceğim yine 🙂 ama haneul jun suh ve byeol min cephesi hareketlenecek onu diyeyim sadece.. byeol junsuh’nun dikkatini çekiyor doğal olarak öyle bir kız herkesin dikkatini çeker, sırları var, gizemli davranıyor, soğuk görünmeye çalışıyor falan.. bir de ha neul var tabi, yüzü güzel yüreği güzel bir kızcağız.. junsuh’nun işi zor 🙂

      byeol gerçekten aldığı sorumluluğu fark etmeye başlayacak yakında, yaptığı şeyin cezasını da çekecek mi göreceğiz.. ha neul ve doğumgünü partisini de gelecek bölümün başında okuyacağız 🙂

      robin hood ve çetesi tatlılar değil mi? bir de jung woo’muz (wonbin) var o daha giremedi hikayemize, yakında göreceğiz ama onu da.. jae suk da iyi bir iş ararken işsiz kalan hırsızımız, tatlı şey 🙂

      şarkılara gelince, je veux şarkısına ben de bayılıyorum diğer bölümlerde de kullanabilirim hatta.. nil’in şarkısı da o sahneye çok gitti ondan koydum, min byeol’ü düşünürken ve merak ederken hakkında her şeyi duymak istiyorum iyi gitti 🙂

      güzel yorumun için tekrar teşekkürler, yeni bölümde görüşmek üzere^^

  4. heavenlydevil92 dedi ki:

    Ehmmm….
    Bloga öylesine daldım ve veee sayın seyirciler birde baktım kiiii yeni bölüm gelmiş. Hemen sessizce yurt odamdaki yatağa kuruldum ve şarkıları sırasıyla açarak bana seslenen arkadaşları görmezden geldim. [Bu durumda transa geçiyorum :D]
    Tamam sakinim. SAKİN!
    Jun Suh, adamım dostum 😀 Byeol’a yavaştan yavaştan kayıyorsun ama Byeol hanım biraz umrumda değil gibi. Açıkçası Minah’ın karakteri bu hikayede çok soğuk ve ben bile kızdan tırsıyorum sanki hiç birine aşık olamazmış gibi.
    Yazarımm teşekkür ediyorum bu arada Byeolsuh çiftimi aynı apartmanda yaşattığın için. Artık aşık olsunlar falan demek istiyorum ama sanırım önümde koca bir dağ var :/
    Neyse, mutlu süreceği sürece beklerim ben.
    Bu arada öğretmen sanırım Byeol’dan hoşlanmaya başladı. Yüzünün yer aldığı şekilleri okurken ben bile hissediyorum, buralardan. Şunu belirtiyorum ki Hong ki’yi acı çekerken görmeyelim… Lütfen!!^^
    Şarkı seçimleri gene mükemmeldi kısaca. Okumaya doyamıyorum ben. Sonuna geldiğinde yüzümün aldığı şekil ağlamaktan beter. T.T

    • masalevi dedi ki:

      aa yeni bölümü böyle merakla beklemene çok sevindim, daha çabuk yazmaya çalışayım artık 🙂

      jun suh’ya yazdıkların çok doğru, bizim romantik çıtır kendi kendine bişeyler hissetmeye başladı ama kızımızda daha tık yok 🙂 dediğin gibi soğuk ve değişik bir kız, ben de Kore dizilerindeki yapışkan kızlardan bıktığım için esas kızı böyle yapmak istedim ama pişman olur muyum bilmiyorum, bebeklerimizi üzmesin dimi ama 🙂

      evet senin istediğin gibi byeolsuh çiftini komşu yaptık ki bu onların ilişkisi adına çok şeylerin değişmesine neden olacak bi ipucu vermiş olayım 🙂 göze yakın gönüle yakın olayı işte 🙂

      min hyung da kızımızdan etkileniyor, kızımız da onun yakışıklı karizmatik hallerine elinde olmadan kapılıveriyor ama ortada bir de haneul faktörü var, işler biraz karışacak 🙂 hong gi’ye acı çektirebilmem çok zor ama senaryomuzda ne varsa yaşayacak kuzumuz maalesef, ama zalim olamam korkmayın 🙂

      şarkıları da beğenmene çok sevindim, ft island ağırlıklı ekliyorum ama bu hikayeye de hong gi’nin sesi iyi gidiyor 🙂
      güzel yorumun için teşekkürler, yeni bölüm çok yakında gelecek, görüşmek üzere^^

  5. makinosev dedi ki:

    oyyy oyyy oy yeni bölüm gelmiş hoş gelmiş, harika bir bölümdü, byeol’e kıyamam ben ya çok üzülüyorum o kıza 😀 😀 haneul tam bir peri kızı katılıyorum ama byeol’ü olduğu sahnelerde içim burkuluyor hep birileri bu kıza iyilik yapsında mutlu olsun istiyorum 😀 sağolsun junsuh jönümüz o eksiği kapatıyor. 🙂
    Min Hyung’da üstüne başına gösterdiği özeni pot kırmamak için gösterse fena olmaz, lüks ev dolaştırmak nedir yaaw geçen bölümde sinirlenmiştim ama söylemeyeyim demiştim, lakin şmdi tam sırası, Min Hyung’cum! Yivrum! iyisin hoşsun amma jön rekabetinde seni gerilerde kalmış gördüm bu bölüm, junsuh yavrusu arayı çok açmadan ona yetiş emi benim güzel oppam 😀 😀 hem seninde sesin güzel ne eksiğin var junsuh’dan, di mi ama! fightiiiing 🙂

    masalcım bu arada bir kez daha vuruldum bad woman şarkısına 😀 piyano gitar düeti de şahaneydi, meğer nil’İn o şarkısını henüz dinlememişim ben yahu, nasıl kaptırdıysam kenimi kore semalarında 🙂 sayende o eksiğimi kapadım 🙂 her bölümde şarkılara bayılıyorum zaten, senin dizinin ost’u satış rekorları kıracak söylemedi di me 😀

    yorumu yazarken aklıma bir sürü ayrıntı geliyor, hikayenin etkisinden hala çıkamadım, bayıldım ama cidden, atıflar şahaneydi, hayali olan iş!!!! cümlesini ne zaman görsem aminnn diyorum 😀 😀 ellerine sağlık masalım 😉

    • masalevi dedi ki:

      oy oy makinocum yorumuna bayıldım yine, hep söylerim alem kızsın ha 🙂

      byeol’ü sevmene sevindim, pek sevilesi bi karakter değil aslında, soğuk görünmeye çalışıyor ve intikamcı. ama sevgiye ihtiyacı var ve yalnız da. benim sevdiğim karakterlerden yani, iyi kız iyi 🙂

      min hyung da çok tecrübeli değil ama noonası deme öyle 🙂 bugüne kadar hep ineklemiş, akademik kariyer falan derken pek bi ilişkisi olamamış, ayrıca da zengin ve yoksulların halini anlayamıyor maalesef.. yalnızz.. byeol kızımızdan yeni yeni hoşlanmaya başlıyor ve bi kazanova’ya dönüşebilir her an, demedi deme 🙂 ama junsuh bu bölüm açık ara öne geçti haklısın 🙂

      Türkçe Korece güzel şarkılar bulmaya çalışıyorum, ama hikayeye en çok Honggi’nin sesi gidiyor bu yüzden ona azıcık torpil yapıyorum tabi 🙂 bad woman iyidir candır dinleyelim dinletelim 🙂 nil’in şarkısı da çok güzel, klibini de izlemelisin bir harika 🙂

      hayali olan bi iş bizim cümlemiz be makinom, senin için, hepimiz için hep dua ediyorum 🙂 küçük siren’de görüşmek üzere diyorum o zaman, çabucak kavuştur beni andersenimle 🙂

  6. hikaruivy dedi ki:

    Harika bir bölüm daha! Ellerine sağlık canım. Gelişmeleri heyecanla takip ediyor ve cidden artık olayların bizi nereye götüreceğini hiç taahmin edemiyorum 😛

    Jun Suh’umuz Ha Neul’ı şimdiden etkiledi bile 😉 Gerçi genç kız umutsuz aşk acısını bu kadar kolay unutabilecek mi bilemiyoruz ama Jun Suh kalsaydı barda onunla sabaha kadar oturmaya razıydı! 😀 Jun Suh’unsa belli ki ona kanı ısındı; kıza içinden melek deyip duruyor 🙂 Ama Byeol’e karşı olan duyguları bir başka; kız onun boynuna atılınca ne yapacağını bilemedi, siyah gözlerine dalıp gidiyor, ev tuttu diye mutluluktan ölecekti! 😀 😀 Anlıyoruz biz seni Jun Suh kuzum, sen merak etme *omzunu patpatlar*

    Ev tutma macerası çok şeker ve eğlenceliydi. Jae Suk da pek kafa çocukmuş, çok sevdim keratayı 😉 “Biz sadece hakkımızı alıyorduk” Ah kuzum benim, kıyamam ben size 🙂

    Min Hyung gönlünü Byeol’e çoktan kaptırdı bile. Ama onun hocası iken işleri nasıl ileri götürebilecek doğrusu bilemiyorum… Doğumgünü meselesiyse beni tam ters köşe yaptı. Doğumgünü partisinde büyük olaylar olacak gibi bir his var içimde, hadi hayırlısı 😉

    Bu arada efiş de on numara olmuş! Oh Yoon Joo’ya tebrikler! 😉

    Ellerine sağlık canım! Yeni bölümü merakla bekliyorum ^^

    • masalevi dedi ki:

      çok teşekkürler canım, senin gibi kıdemli bir fanfic yazarı da tahminde bulunamıyorsa tamam artık işleri yeterince sarpa sardırmışım demek ki 🙂

      halkısın jun suh ha neul’ın masum yüzünden, acı çeken hüzünlü hallerinden etkilendi doğal olarak ki kendisi de romantik pıtırcığın teki zaten 🙂 byeol’e karşı farklı ama, iyi çözdün sen bizim ufaklığı 🙂

      robin ve çetesini sevdin demek ki, bir de jung woo’muz var onu da göreceğiz yakında, ee ne de olsa hepsi byeol’ün komşuları artık, karşılaşmamak imkansız olacak 🙂 jae suk da kaybeden olarak doğanlardan, bu yüzden zaten hırsız olduğunu inkar ediyor, ki haklı da..

      min hyung hikayemizin sebat eden karakterlerinden, ilk bölümden itibaren byeol’den hoşlandı ve duygularını daha kendisi bile fark edemiyor, bakalım neler olacak yeni bölümde 🙂

      doğum günü ise gelecek bölümün sürprizi, böyle başlayacak yeni bölüm zaten, azıcık merak edelim şimdilik 🙂

      yeni bölümde görüşmek üzere canım, eline sağlık 🙂

  7. yeni bölümü merakla bekliyorum. kalbinize sağlık.:)

  8. harmonyhalmeoni dedi ki:

    Çok güzel bir bölümdü. Özellikle başlık seçimleri çok dikkat çekici. Gerçekten de çok güzel bir hikaye. ^^ Ellerinize emeğinize sağlık.
    Sonunda ev bulundu göçebe kızımıza. 😀 😛 Ama ne ev? Amanıııın… O residence’ı gördükten sonra bu ev kümes gibi gelmiştir kızcağıza, bi de mahalle de tekin değil, başına bi iş gelmese bari. :S
    Boya badanadaki sohbetler çok komikti. 😀 Özellikle de şurası: “Hala uslanmadı bu adam!” diye bağırdı içeriden Jae Suk. “Evini 4 kez soydun üstelik, insan bu işte bir tuhaflık olduğunu anlar yani!
    Byeol şaşkınlıktan elindeki bezi yere düşürdü: “Evini mi soydun? 4 kere mi?” (Kız da yani şoke oldu, sanki bilmiyor hırkıs olduğunu, yok neymiş efenim o bir kalp hırsızıymış, eğit eğitebilirsen, başına iş aldın kızım sen, yarın bigün çocuğa faturayı ödemezsen evinden eşyalar kayıp (!) olabilir.. xDxD)
    Afişe ve yeni bannera bayıldım. ^^ Yeni bölümü sabırsızlıkla bekliyorum. ^^

    • masalevi dedi ki:

      teşekkürler harmonycim ben de birazdan yeni bölümü gönderecektim tam üzerine geldi yorumun 🙂

      byeol sonunda başını sokacak bir ev buldu evet, hem de jun suh’ya komşu oldu, bakalım pişman mı olacak yoksa bu taşınma olayı işine mi yarayacak göreceğiz 🙂 mahalle pek tekin değil evet ama jun suh’ya güveniyor kızımız, ee çeteleri falan tanıyor bizimki 🙂

      byeol hala jun suh’nun hırsız olduğunu kabul edemiyor, onun böyle merhametli saf bir çocuk olduğunu gördükçe ona konduramıyor hırsızlığı ama kabullenmek zorunda kalacak belli ki çünkü bizim çocuğun dosyası epey kabarık 🙂 ama byeol’ün eşyalarını çalmaz bizim robin, zenginden alıp fakire veriyor o, modern çağın robin hood’u kendisi 🙂

      afişi ve banner’ı beğenmene çok sevindim canım, birazdan yeni bölümde görüşürüz 🙂

  9. Gitsin gitsin… Jun suh’da gitsin heyecanlı olur bayağı 😀
    Şu söze bittim ama ben ya “Kalp hırsızımsın sen, uşağım değil…”
    Ellerine sağlık @masalevi… 😀

    • masalevi dedi ki:

      ipucu vereyim diyecektim ama yeni bölümü okumuşsun bile, gitti çingum gitti aah ah neler oldu neler partide..

      byeol de kalp hırsızım dedi jun suh’ya arada, kim kimin kalbini çalacak göreceğiz 🙂

      çook teşekkürler canım yeni bölümde görüşmek üzere^^

  10. nomuyeppuda dedi ki:

    Evet de Evet de 🙂 Tabiki de diceksin kaçar mı böyle fırsat Kalp hırsızı 🙂 Hatta şarkıda söyle http://www.youtube.com/watch?v=3Zk0U3ddJN4 bu olsun ay ne sevmiştim izlerken bu şarkıyı 🙂 Hongki’nin sesinden tatından yenmezdi o ayrı 🙂

    Sonunda bi evi oldu hanım kızımızın.Boya yaparken “Bir keresinde çatıyı yaptırmamıştı onun parasını aldım, bir keresinde bacayı yaptırmamıştı onun parasını aldım, diğerinde kiraya çok zam yapmıştı onun için soymuştum, ee diğerini de unuttum ama yine kaşınmıştı ondan eminim..” yerinde koptum gülmekten.Üstüne bir de ben hırsız değilim demiyor mu? 😀 Gerçi hakkı olanı alıyormuş ama…

    Byeol düşünüyorumda ikiside yakışıklı boşver o piti piti yap 😀 audiyi görünce hafifden Jun suh’yu unutmuş olsanda çocuğun kadife sesi kulaklarında çınlasın 🙂

    • masalevi dedi ki:

      ahaha evet ya kaçırmasın partiyi dimi 🙂 tabi tae woo çocuğa bi şey yaparsa senden biliriz o zaman 🙂
      şarkı da çok güzel acıklıymış biraz, tam hong gi’ye göre 🙂 valla tadından yemez 🙂
      ama ama sevgili okur jun suh hakkı olanı alıyor lütfenn 🙂 her kötü ev sahibine diyorum o zaman, hak ediyorlar ama kardeşim 🙂
      byeol’ün durumu çok zor yani bi yanda jun suh’nun kadife sesi diğer yanda mükemmel erkek 🙂 ama 2 bölüm kaldı o da anlayacak kimi seçtiğini aslında 🙂

  11. winpohu 'ca dedi ki:

    vay iyice heyecanlı oldu bu merak ettim kim kiminle herkes de çok yaşıyor be 🙂
    ellerine sağlık. bakalım doğum günü partisi nasıl geçecek 🙂
    not: hayali olan iş de gözümden kaçmadı muahaha

    • masalevi dedi ki:

      karmaşık ilişkilerin içine mi düştün sen winpohucum 🙂 o düğümler çözülecek merak etme, doğum günü partisi 4lünün karşılaştığı ilk mekan olacak.. bakalım neler olacak 🙂

      ahh hayali olan iş hiçbir yerde gözümüzden kaçmıyor kardeşim neylersin 🙂 biz onu kovalamaya devam edeceğiz 🙂

  12. kimbapsushi dedi ki:

    Jun Suh’ın Byeol’un bakışları karşısında donakalmasına bayıldım, tabi evi tutunca sevinmesine de. Bizim çocuk abayı yakıyor farkında değil:) Byeol ise Haneul’ın yanında gülüp onun yanında soğuk olmasını çok manasız yerlere çekti cık cık Şimdi komşu da oldular. Eh Min Hyung ve Byeol, Jun Suh ve Haneul böyle zırt pırt bir araya gelecek gibi de duruyor. Malum ortak nokta ve mekan çok. Bizi Haneul cafe, Skull Bar ve okulda bol ekşın bekliyor gibi. Min hyung da iyiden iyiye Byeol’a sarıyor ama Jun Suh komşusu olarak avantaj sahibi, malum akşam kaçışları yok, bir şekilde bir araya gelinecek 🙂
    Haneul Min Hyung’ı kıskandırma derdinde, Byeol’ı da görünce muhtemelen hafiften kıllanacak. Gelecek bölüm bol ekşınlı olacak gibi, merakla bekliyorum diyemiycem, hazır bölümü keyfini çıkararak okuyciim.
    Eline sağlık 🙂

    • masalevi dedi ki:

      tam hikayenin karıştığı bölümler bunlar, tüm yorumlarında %100 haklısın valla 🙂 iki adet çiftimiz var ve her bir çiftin niyeti, amacı, hisleri çok farklı. ha neul min hyung’u kıskandırmak ona ne kadar güçlü olduğunu göstermek istiyor, byeol ise ha neul’dan hoşlanmadığı için min hyung ile olma fırsatını kaçırmıyor 🙂 ama kalbi bu yaptıklarına nasıl yanıt verecek sorusunun cevabını bilmiyor henüz.. komşuluk olayında da kaçış yok haklısın, bizim soğuk nevale byeol bakalım nasıl etkilenecek bu komşuluktan 🙂

      senin de eline sağlık, yorumlarını merakla bekliyorum 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s