5. Bölüm: Avuçlarımın içindesin Park Ha Neul..

Park Shin Hye-To Love Me

Byeol ve Min Hyung arkalarına bakmadan bölüm odasına girdiler. Oda oldukça büyüktü, en sonda pencere kenarındaki masayı işaret etti Min Hyung:

“Sen oturabilirsin, geliyorum bende..”

Byeol sandalyeye oturduğunda hocasına karşı yaşayacağı rezilliklerin daha bitmediğini de biliyordu. İçinden çeşit çeşit bahaneler üretmeye başladı, aslında bugün ilk toplantıları değil miydi? Byeol başka bir konu açarsa belki projeden bahsetmeden bugünü atlatabilirdi..

Min Hyung elinde bir deste kalın kitapla oturdu Byeol’ün yanına.

“Şimdii..” dedi. “Öncelikle sanayi kavramını irdelemekle başlayacağız projemize.”

“Bir dakika..” dedi Byeol çocuğun sözünü kesercesine. “Ben size bir şey sormak istiyorum derse geçmeden önce..”

Kalın çerçeveli gözlükleriyle getirdiği kitaplara dalıp gitmiş olan Min Hyung dalgın bir biçimde:

“Sor tabii ki..” dedi.

“Kaç yaşındasınız?” dedi Byeol bir çırpıda.. O an gömüldüğü kitaptan kafasını çıkardı Min Hyung ve şaşkın gözlerle Byeol’e baktı:

“Neden sordun?”

“Merak ettim..”

“26” dedi Min Hyung düşünmeden, hala kızdan bir açıklama beklediği belliydi. Cevabını alan Byeol gülümsemeye başladı:

“O zaman çok da rezil oldum sayılmaz aslında değil mi? Ben 23 yaşındayım ve aramızda sadece 3 yaş var, sizi öğrenci zannetmem çok doğal..”

Min Hyung da gülümsedi bu cevabın ardından ve yine önündeki kitaba yöneldi:

“Sanayi kavramının tanımı..”

“Pekii..” diyerek yine çocuğun sözünü kesti Byeol. “Çok özür dilerim ama bu genç yaşınızda hem her dönemden birçok derse girmeniz hem de proje danışmanlığı yapmanız beni çok şaşırttı. Eski okulumda tez ve proje danışmanları tecrübeli hocalardan seçilirdi de..”

Sessiz bir iç çekerek kafasını kaldırdı yine Min Hyung:

“Tecrübeli olmadığımı düşünüyorsun yani..”

“Yani..” dedi Byeol yine hiç düşünmeden. Karşısındaki çocuğun hocası olduğuna inanamıyordu hala, rahat konuşmaktan kendini alamıyordu.

“Yanılıyorsun” dedi Min Hyung. “3. sınıftan beri lisans derslerinde asistan hocalık yapıyorum, şu an da birden çok okulda asistan ve danışman görevinde hizmet veriyorum. Tecrübelerimden bol bol yararlanabileceğine emin olabilirsin. Tatmin oldun mu şimdi?”

“Yoo” dedi Byeol kekeleyerek. “Öyle demek istemedim..”

“Pekala küçük hanım..” dedi Min Hyung yüzündeki ciddi ifadeden kurtulmaya çalışarak. “Dersimize başlayabiliriz sanırım, sanayi kavramını ve Sanayi Devrimi’nin nedenlerini de sizden alabiliriz değil mi?”

Byeol yine kızarmaya sıkılmaya başlamıştı. Min Hyung’un kalın çerçeveler arkasındaki o tatlı yüzü her şeyi berbat ediyordu işte:

“Benn..” dedi.. “Size yalan söylemeyeceğim.. Bu okula ve bu şehre  geleli henüz iki hafta oldu ve ben şu aralar bir pansiyonda kalıyorum. Pansiyondaki internet bağlantısı da gerçekten korkunç derecede yavaş, sürekli kopuyor ve..”

“Hazırlanamadın yani..”

Byeol başını yere indirip “evet” anlamında kafasını salladı yalnızca. Min Hyung kızın bu halini görünce gülmemek için kendisini zor tuttu, ne demeliydi şimdi.. Kızı terslemeye gönlü el vermedi, gözlerindeki samimiyete inanmıştı çünkü..

“Pekala..” dedi. “Bu ders birlikte araştırma yapalım o zaman.. Yalnız bir daha böyle bahaneler kabul etmem.. Şimdi.. Yaklaş bakalım.. Şurada altını çizdiğim kısmı yüksek sesle okumanı istiyorum..”

Byeol sandalyesini çocuğun yanına doğru çekti. Çok güzel bir koku geliyordu Min Hyung’tan. Kız gözlerini kapatıp birkaç saniye kendinden geçti, sonra çocuk fark etmeden kitabı önüne çekip okumaya başladı. Dirsekleri birbirine değdikçe olduğu yerden sıçrayan Byeol’ü feci halde sıcak basmıştı o anda..

“Umarım gözlüklerini çıkarmaz..” dedi içinden. “Yoksa konsantre olmam mümkün değil..”

***

Oh Won Bin-Good For You

Aynı anlarda Jun Suh yine evinde  ne yapacağını bilmez durumdaydı. En sonunda “Bari boş durmayayım” demiş oturup babaannesiyle birlikte oyuncak tavşanlara göz dikmeye karar vermişti. Odanın bir tarafında elinde oyuncaklarla dizi izleyip yorumlar yapan babaanne, diğer tarafında ise tavşanlarla ve aklındaki sorularla cebelleşen Jun Suh vardı..

“Bunlar gerçekten sevgiliymiş Jun Suh biliyor musun?” dedi yaşlı kadın heyecanlı bir ses tonuyla, bir gözü TV’de diğeri elindeki oyuncaktaydı. “Maşallah çok da yakışıyorlar, çocuk da boylu puslu tüh tüh maşallah, boşuna Şehir Avcısı olmamış ama değil mi? ( 🙂 ) “

Kafası bambaşka yerlerde hayallere dalıp giden Jun Suh kadının sesiyle sıçrayarak kendine geldi, bu arada eline de iğne batırmıştı:

“Aaah!” diye bir çığlık kopardı acıyla.

“Oğlumm!” diye bağırdı kadın da hemen ardından. “Beceremiyorsan bırak şu oyuncakları.. Hem işin gücün yok mu senin, hani sözleşmeli ciddi bir işe girmiştin, sabahtan beri evde pinekliyorsun..”

“Serbest bir iş benimki babaanne” dedi Jun Suh büyük bir rahatlıkla. “İhtiyaç oldukça çağıracaklar beni..”

Kadın sesini alçalttı birden:

“Oğlumm, kötü işlere bulaşmadın değil mi? Alış veriş falan diyordun yoksa..”

“Andeee!” diye bağırdı Jun Suh. “Ne diyorsun babaanne ya saçmalama ne olur..”

“Aaah ah” diye iç çekti kadın. “Bak Jung Woo ne güzel şoförlük işi bulmuş, seni de tavsiye etseydi keşke, rahat temiz iş, bir de annesi dedi ki…”

Yaşlı kadın uzun zaman sonra evde konuşacağı birini bulduğu için içini döküyordu bir güzel. Ama Jun Suh hiç havasında değildi maalesef ve sabahtan beri telefonunun ekranına bakmadan bıkıp usanmıştı. Byeol “Arayacağım” demişti ama aramıyordu bir türlü.. Hala derste olmalıydı, acaba bugün ne diyecekti? Zaten bugün de bir şey olmazsa Jun Suh ciddi ciddi iş aramaya başlayacaktı, bu böyle gitmezdi..

***

“Bugünlük bu kadar yeter” dedi Min Hyung. “Haftaya Sanayi Devrimi ve feminizm” üzerine bir araştırma yapmış ol dersimize kadar. Ve de dediğim gibi proje konumuzu Dickens’ın Hard Times’ı üzerinden yürüteceğiz, kitabı irdelemeye başlasan iyi olur.. Ders yine bu saatte burada olacak..”

Konuşurken yüzünde hiç bir mimik yoktu, Byeol nasıl davranması gerektiğini bilemiyordu onun yanında..

“Tamam, görüşmek üzere..” diyebildi sadece. İlk dersten hiç de iyi bir izlenim bırakamamıştı çocuğun üzerinde. Sanayi Devrimi’nin nedenleri bile uçuvermişti aklından nedense, bu saçma heyecanının sebebini anlayamıyordu kendisi de.. Min Hyung tam odadan çıkacakken:

“Özür dilerim” dedi Byeol kendinden emin bir sesle. “Benn.. buraya dönem ortasında geldim ve çok fazla ders alıyorum ayrıca ilk sınavları da kaçırdım. Kafam öylesine karışık ki hiç bir şeyin ucundan tutamıyorum. Yoksa dersinize böyle gelmezdim. Çok özür dilerim..”

Min Hyung şaşırdı birden, onu derse hazırlıksız gelen rahat bir öğrenci olarak düşünmüştü biraz önce, galiba gerçekten sorunları vardı..

“Önemli değil..” dedi. “Umarım sorunlarını çözersin. Kaçırdığın sınavlar için de bir an önce öğrenci işlerine dilekçe vermeyi unutma..”

Gülümsedi Byeol, Min Hyung onu anlamıştı.. Odadan birlikte çıktılar.

“Sen 17. Yüzyıl İngiliz Edebiyatı alıyor musun?” diye sordu Min Hyung.

“Hayır” dedi Byeol gülümseyerek. “Hayret onu vermediler, bir yanlışlık olmuştur belki gidip sorsam mı ne?”

“Yarın görüşürüz o zaman” dedi Min Hyung, tam arkasını dönüp gidecekken kızın panoya bir kağıt astığını gördü, merak edip kağıdı okumaya çalıştı sonra:

“Ev arkadaşı aranıyor. Numaram: …”

“Gerçekten evi yokmuş” dedi sonra içinden. Byeol çocuğun hala yanında olduğunu görünce şaşırdı zorla gülümsemeye çalıştı sonra:

“Ehe ehe.. Umarım iyi bir ev arkadaşı bulabilirim.. Gerçi evimi kimseyle paylaşmak istemiyordum ama..”

Gülümseyerek başını salladı Min Hyung, sonra cevap vermeden oradan uzaklaştı. Byeol “Rezil mi oldum ya uff kahretsin” şeklinde ergen günlerinden kalma yakınmalarla bahçeye çıktı. Her hafta bu stresi çekebilir miydi bilmiyordu..

“Keşke bin yaşında bir profesör olsaydı danışmanım, bu çocuğun dersine çalışılır ki, ne yapacağım ben yaa!” diye söylene söylene bulduğu boş bir yere çöküverdi. Hava çok güzeldi ve kampüs ağzına kadar öğrencilerle doluydu. Herkes halinden çok memnundu belli ki, her yerden bir kahkaha sesi geliyordu..

Heartstrings-I Don’t Know Instrumental

“Bir yalnız ben miyim ki..” diye iç geçirdi Byeol. Sonra tanıdık bir ses geldi kulağına. Evet evet Ha Neul’ın sesiydi bu. Yavaşça sağ tarafına döndüğünde Ha Neul’ın birkaç kişiyle daha birlikte hemen yanında oturduğunu gördü. Oldukça gürültülü bir gruplardı hem de, sesleri rahatça duyulabiliyordu Byeol’ün olduğu yerden..

“Şöyle birkaç gün bir yerlere kaçsak ya” dedi gruptaki erkeklerden biri. “Hem senin için de bir değişiklik olur Ha Neul, çok neşesizsin bugünlerde.. Kaymaya gidebiliriz mesela..”

Çocuk Ha Neul’ın ağzının içine düşecekti neredeyse. Byeol kardeşini incelemeye başladı birden. Krem rengi saten dökümlü bir gömlek ve belden başlayan lacivert bir şort giymişti Ha Neul. Saçları ise her zamanki gibi kuaförden çıkmış kadar bakımlıydı. Kendisinden birkaç yaş küçük olmasına rağmen kesinlikle daha alımlı ve kadınsı görünüyordu. Byeol kendi üzerine baktı sonra. Beyaz tişörtü, bol kotu ve tepesinde topladığı saçlarıyla şıklıkta kardeşinin yanına bile yaklaşamazdı, bu belliydi.

“Hayır” dedi Ha Neul sessizce. “Canım hiçbir şey yapmak istemiyor.”

Çocuk pes etmiyordu ama:

“O zaman bu akşam Tae Joon hyung’un yerine gidelim, ne zamandır uğramıyoruz..”

“Babamla yemek yiyeceğiz bu akşam olmaz..”

“Ya yarın?” dedi çocuk çekinmeden. Gerçekten yüzsüzdü..

“Tamam” dedi Ha Neul iç çekerek. “Yarın akşam gideriz o zaman..”

“Hıh” dedi Byeol içinden. “Hemen pes etti, ben olsam avucunu yalatırdım o sırnaşık velede.. Yalnız çok mutsuz görünüyor bu kız neden ki? Günlüğünde Min Hyung ile çok samimi olduklarını anlatıp duruyordu, bugün selamlaşmadılar bile.. Bu çocuk kızı reddetti muhtemelen.. O yüzden mi intihar etti acaba uff bunu öğrenmezsem çıldıracağım!”

Byeol deli gibi kendi kendine konuşa konuşa sağına döndüğünde Ha Neul’ın ona baktığını fark etti, hemen arkasını döndü.

“Şu kız..” dedi Ha Neul fısıldayarak. “Bizim bölümde mi? Hiç görmemiştim onu bugüne kadar..”

“Yeni geldi” dedi kızlardan biri.”Yatay geçişle gelmiş sanırım. Projesinde Min Hyung songseng ile çalışacaklarmış biliyor musunuz?”

Ha Neul acıyla buruşturdu yüzünü, kalbi ağrıyordu.. O ikisinin kahkahalarını hatırladıkça Min Hyung’un ona verdiği o soğuk cevabı hatırlıyor ve kalbi daha da çok ağrıyordu..

“Ben gidiyorum” dedi ayağa kalkıp.

“Min Hyung songseng’in dersine girmeyecek misin?” diye sordu kızlardan biri, belli ki çok şaşırmıştı.

“Hayır” dedi Ha Neul. “Görüşmek üzere..”

Ha Neul gider gitmez rahatladı Byeol, kızın o soğuk bakışları onu feci halde rahatsız etmişti.

“Ee ne duruyorum?” dedi sonra kendi kendine. “Ben de gidip işime bakayım..”

Bahçeden çıkarken Ha Neul’ın taksiye bindiğini gördü, gülümseyerek otobüs durağına doğru yol aldı sonra..

***

CN Blue- Don’t Say Goodbye

Tae Woo kocaman bir gülümsemeyle karşılamıştı Byeol’ü, halbuki O böyle sıcak bir karşılamayı hiç ama hiç beklemiyordu..

“Buyurun” dedi kibarca. “Ders programım..”

“Tamam” dedi Tae Woo elindeki kağıdı incelerken. “Bugün geç oldu artık yarın başlarsın o zaman..”

“Tamam” dedi Byeol gülümseyerek. “Ben gidip dinleneyim çok yoruldum, iyi günler..”

Kızın kapıdan çıkmasıyla arkasını dönen Tae Woo Ha Neul’ı buldu karşısında.. Kızın yüzü allak bullaktı :

“O kız kimdi baba?” diye sordu sessizce.

“Yeni elemanımız” dedi adam kızın kolundan tutup. Ha Neul o kocaman gözlüklerine rağmen tanımıştı Byeol’ü..

“Ama.. O öğrenci.. Neden işe aldın ki?”

“Demek tanışıyorsunuz” dedi adam gülümseyerek. “Doğru ya o da senin okulunda edebiyat okuduğunu söylemişti.. Neyse, paraya çok ihtiyacı varmış, dayanamadım aldım ben de işe, part time çalışacak.. Bu arada sen iyi misin Ha Neul yüzün kireç gibi olmuş.. Hadi eve gidelim kızım güzel bir çay yapayım ben sana olur mu?”

Adamın kolunda kapıya doğru çekilen Ha Neul “Nasıl yani?” diye soruyordu kendi kendine. “Kim bu kız böyle?”

***

“Olmuyor babaannee!” diye bağırdı Jun Suh banyodan dışarı doğru. “İyice kötü olacak bu musluk bak demedi deme sonra!”

“Tüh senin gibi erkeğe!” diye bağırdı kadın banyoya doğru yürürken. “İşe gittiğin yok bari tamirat işlerinden falan anlasan..”

Jun Suh derin bir of çekti içinden:

“Babaanne gideceğim dedim ya sana, çağırmadılar ki daha.. Hem daha kahvaltı etmeden banyoya soktun beni, afyonum bile patlamadı ki benim!!”

Birden telefonunun sesini duydu sonra. Eline aldığında ekranda Byeol yazısını gördü, elinden olmadan sırıtıverdi..

“Ben köprüdeyim, hemen gelmelisin, acelem var çünkü..”

“Çağırdılar işte!” diye bağırdı Jun Suh. “Ben gidiyorum babaanne, görüşürüz..”

“Daha kahvaltı…” derken lafı yarıda kaldı kadının, Jun Suh uçmuştu bile..

***

Kan ter içinde uyandı Min Hyung. Nefes nefeseydi adeta, hemen bir bardak su içti. Neden bu kadar etkilenmişti ki, altı üstü bir rüyaydı işte.. Rüyasında uzun siyah saçlı, siyah elbiseli, kapkara gözleri olan bir kız vardı. Melek gibi gülümsüyordu ona.. Min Hyung ona sarılmak istiyordu ama sarılamıyordu bir türlü.. Elini uzattı, kız hiçbir tepki vermedi.. Sonra Min Hyung kolunu havaya kaldırıp gökyüzünden bir yıldız tuttu ve kıza uzattı bu yıldızı. Kız tam elini uzatmış yıldızı alacakken birden ayağı takıldı ve arkasındaki boşluğa yuvarlanıverdi.. O anda uyandı işte Min Hyung..

“Byeol.. (Yıldız)” dedi sayıklar gibi.. O siyah saçlı kız yoksa?.. Bilinçaltım ne oyunlar oynuyor bana böyle..”

Telefonunu çalmaya başladı birden.

“Alo.. Nasılsın annecim? .. Ben de iyiyim .. Evet yeni uyandım, birazdan hazırlanıp çıkacağım.. Şeyy anne hani bizim şu alt kattaki ev var ya.. Sen oraya.. yani.. bekar birini.. kiracı olarak.. alır mısın?”

***

SS501-Song Calling For You

Kızın yanına vardığında nefes nefeseydi Jun Suh, Byeol ise yüzünde kocaman bir gülümsemeyle önündeki poşetin içindeki kimbapları bir bir ağzına atıyordu, kızın nefes alamadığını düşündü Jun Suh bir an..

“Otursana..” demeye çalıştı ağzı dolu kız, kendisi de bağdaş kurup oturmuştu olduğu yere.. Jun Suh kızın acelesi olduğunu sanıp fırlamıştı evden oysa ki.. Rahatlığına bakılırsa Byeol yine oyun oynuyordu kendisiyle.. Suratını olabildiğince asıp oturdu kızın yanına. Byeol ise oturduğu yerden baştan aşağı süzüyordu çocuğu, altında bordo renkli, ayaklarına dolanan bosbol bir eşofman, üzerinde ise siyah atletinin üzerine geçirdiği siyah bir sweatshirt vardı, sweatshirt’ün tek kolu omzundan düşmüş, belli ki aceleden fermuarı bile çekilmemişti. Byeol onun bu şapşal haline gülmeden edemedi, ama çocuk karşısında hiç de eğleniyor gibi değildi..

“Yesene!” dedi Byeol çocuğa yaklaşıp. “Kaldığım pansiyonun önündeki bir ajummadan aldım gelirken, onun üstüne tanımam kimbap konusunda..”

Jun Suh dudağını büktü, sonra poşetin içinden bir tane kimbap alıp ağzına attı.

“Ee?” dedi lokmasını çiğnerken. “Neden çağırdın beni sabahın köründe?”

Gülümsedi Byeol:

“Gerginsin bugün, kahvaltı etmedin tabi ondandır..”

“Sayende..” dedi Jun Suh sessizce. Byeol hala gülümsüyordu çocuğa. Jun Suh kafasını kaldırdığında onun gülen yüzünü gördü ve gevşedi birden. Gülünce melek gibi olan insanlardandı Byeol, sinirli hallerinden eser kalmıyordu yüzünde böyle zamanlarda..

“Tamam tamam” dedi kız ciddileşip. “Gerçekten acelem var, önce derse sonra kafeye gideceğim, ama sana bir haberim var ve detayları telefonda vermek istemedim..”

Çiğnediği kimbap boğazına takıldı Jun Suh’nun birden:

“Öhü öhö! Haber mi? Ne haberi?”

“Dur dur sakin ol” dedi kız çocuğun sırtına vururken. “Kalp hırsızlığı görevin resmen başlıyor, müstakbel sevgilinle tanışıyorsun bu akşam!”

Jun Suh kalakaldı olduğu yerde, bu saçma oyunun gerçek olacağına dair en ufak bir fikre sahip değildi. Nasıl yani? Bu akşam bayan Ha Neul’ı mı tavlayacaktı şimdi?

“Bu akşam gece kulübüne gidecek Ha Neul, tabi sen de..”

“Nasıl yani!” diye çığlık attı Jun Suh. “Ne yapacağım ben barda kızla? Hem arkadaşları vardır yanında, ben gidip konuşamam hayır!”

“Sakin ol” dedi Byeol en yumuşak ses tonuyla. “Ben de geleceğim seninle. Birlikte başladık bu oyuna birlikte devam edeceğiz.. Henüz ne yapacağını düşünmedim, kızla tanışmanın onu etkilemenin bir yolunu düşün sen de akşama kadar, korkma, yardım edeceğim sana, hem..”

Kız cümlesini bitirmeden telefonu çalmaya başladı, boş gözlerle telefonun ekranına baktı Byeol:

“Kim ki bu şimdi?”

Fazla düşünmeden açtı telefonu sonra, birkaç saniye sonra yüzünün allak bullak oluşundan Jun Suh telefondakinin kim olduğunu iyiden iyiye merak etmişti..

“Alo! … “Aaa merhaba (Sesi birden yumuşamış, konuşması nazikleşmişti) teşekkürler siz nasılsınız? … Yok çoktan uyanmıştım rica ederim … Aa! Gerçekten mi? Öğrenci olduğumu biliyor mu peki? Tamam … Tamam … Gelirim tabi çok çok teşekkürler! İyi günler!”

Ok gibi fırladı olduğu yerden Byeol, yüzünde o güne kadar görülmemiş kocaman bir gülümseme vardı, merak etse de ağzını açamadı Jun Suh, kızın konuşmasını bekledi:

“Ben gidiyorum!” dedi Byeol. “Akşam görüşürüz!”

Kızın yine bir anda fırlayıp gideceğini anlayan Jun Suh hızla kalkıp:

“Nereye?” deyiverdi. “Yani önemli bir şey mi diye sordum?”

“Evet” dedi kız. “Proje danışmanım bir ev görmüş hem de öğrenciye veriyorlarmış! Ev aradığımı bildiği için de haber verdi bana, gidiyorum şimdi!”

Kız koşarak uzaklaştı sonra. Jun Suh her zamanki gibi kalakalmıştı olduğu yerde, bu bir köprü klasiğiydi artık, herkes onu burada tek başına bırakıp ardına bakmadan yol alıyordu, özellikle de bu tuhaf kız..

“Telefonunu da vermiş adama..” dedi Jun Suh kendi kendine.. “Bu danışman o danışmandır herhalde.. Neyse.. Nasıl güvendi hemen iki gündür tanıdığı adama.. Amaan..”

Böyle söylene söylene yürümeye başladı sonra. Akşamki görevini unutmuştu bile, onu böyle gören biri gerçekten delirdiğini düşünebilirdi:

“… Hem.. Neyse.. Ama..”

Koşar adımlarla yoluna devam eden Byeol’ünse aynı sorular geçiyordu kafasından:

“Numaramı panodan aldı herhalde.. Demek panoya baktı benim için..”

***

You Are Beautiful-Song For A Fool Instrumental

Byeol bir heyecanla merdivenlerden çıkıp bölüm odasına doğru koşmaya başladı. Tam kapıyı çalacakken eli kolu kitaplarla dolu Min Hyung odadan çıkıverdi, kızı görünce şaşırdı birden:

“Hemen gelmişsin..” dedi..

Byeol ise nefes nefeseydi:

“Ben.. Yani.. yakınlardaydım.. Ondan..”

“Tamam” dedi Min Hyung gülümseyerek. “Ben derse giriyorum, iki saat sonra uygunsan evi gösterebilirim sana..”

“Tabi.. Uygunum..” dedi kız kesik kesik.. Başını sallayan Min Hyung hızla uzaklaştı kızın yanından. Yanlış bir şey söylemekten korkuyordu, gördüğü rüyanın etkisindeydi hala çünkü.. Sanki ona elini uzatsa uçuruma yuvarlayacakmış gibi saçma sapan şeyler geçiyordu aklından..

Byeol iki saat boyunca sırasına kapanıp uyudu derste, aklını hiçbir şeye veremiyordu. Şu birkaç gün içinde bir ev bulamazsa ne yapacağını kendisi de bilmiyordu, sabahki telefonla biraz olsun umutlanmıştı. Ders biter bitmez bölüm odasına koştu yine, ama koştuğu belli olmasın istiyordu bir yandan da, gerçi bu çocuğun yanında ne istediğini kendisi de bilmiyordu ya..

Min Hyung çıktı odadan, eli kolu boştu bu sefer.

“Gidelim..” dedi yavaşça. Byeol evle ilgili yüzlerce soru sormak istese de kendisini tuttu.

Okulun kapısından çıktıktan arkasına bakmadan yürümeye başlamıştı yine Byeol, Min Hyung bağırmaya başladı arkasından:

“Lee Byeol-ssi! Nereye gidiyorsun?”

Byeol arkasını döndüğünde çocuğun beyaz bir Audi’nin kapısını açtığını gördü, muhtemelen Audi A5’ti.. Byeol yutkunarak girdi Min Hyung’un açtığı kapıdan.. Onun gibi genç bir araştırma görevlisinin böyle bir arabaya sahip olabileceğini düşünememişti, yine de hiç şaşırmamış gibi davranmaya çalıştı, çocuğun görgüsüz olduğunu düşünmesini istemiyordu.. Ama araba gerçekten bir harikaydı..

Arabadan indiklerinde bütün heyecanı kayboldu Byeol’ün.. Min Hyung’un onu getirdiği yer son derece lüks bir siteydi, ön taraftan bir kısmı görünen havuza baktı Byeol, bu çocuk ne sanıyordu kendisini, hallyu star falan mı?

Asansöre binip 12. kata çıktılar, Min Hyung elindeki anahtarla evin kapısını açtı.

“Ev sahibi yok mu?” diye sordu Byeol. “Anahtarı size mi bıraktı?”

Min Hyung “Ne desem?” diye düşünürken:

“Evet” dedi. “Bana bıraktı..”

İçeri girdiklerinde her ne kadar ne ile karşılaşağınıı bilse de şaşırmadan edemedi Byeol, ev bir harikaydı.. 2+1, kombili, manzaralı, mis gibi bir evdi işte.. İlk andan itibaren umudunu kesen kız nezaketen de olsa evi gezmeye başladı, hiç böylesine lüks bir evde oturmamıştı bugüne kadar..

“Beğendin mi?” diye sordu Min Hyung. O böyle gülerken nasıl “hayır” diyebilirdi ki Byeol..

“Evet.. Beğendim..” dedi. “Fakat.. Ben bu evi tutamam.. Çünkü bu ev benim için fazla lüks.. Burayı tutacak kadar geniş bir bütçem yok maalesef.. Sizi yorduğum için çok özür dilerim..”

Min Hyung tam “Ama..” diyecekken Byeol onun sözünü kesti:

“Yine de düşünüp bana telefon ettiğiniz için çok teşekkür ederim..”

Min Hyung yine “İstersen..” demeye çalışırken:

“Ben bu evin değil kirasını kışlık kombi masrafını bile karşılayamam..” dedi Byeol, dudaklarını bükmüştü bunları söylerken..

Sustu Min Hyung da.. “Bu ev benim, kirayı dert etme, bir süre kira ödemesen de olur..” gibilerinden bir şeyler söylemek istese de kızın kararlı ifadesini görünce susmayı tercih etti.

Byeol fazla beklemeden kapıya yöneldi:

“Ben gidiyorum, tekrar teşekkürler..”

“Okula mı gidiyorsun? Bırakabilirim seni..” dedi Min Hyung kapıyı kilitlerken.

“Hayır..” dedi Byeol. “Bir kafede işe başladım, belki biliyorsunuzdur, Haneul Kafe..”

“Biliyorum” dedi Min Hyung gülümseyerek. “Çok yakın bir aile dostumuzun kafesidir orası.. Çok sevindim..”

Bir yandan da kendi kendine söyleniyordu:

“Kız part time iş arıyor, ben onu residance’a kiracı olmaya çağırıyorum! Hay Allah!”

Byeol tekrar vedalaşıp koşar adımlarla uzaklaştı oradan, utanmıştı, nereden bilebilirdi ki ama, bilemezdi böyle olacağını elbette..

***

Model-Olmaz

Hava kararmıştı, gözü telefonunda bekliyordu Jun Suh. Sabahtan beri ne giyeceğine bile zar zor karar verebilmişti.. “Hiç olmazsa eğlenir gelirim ne olacak ki..” diyerek kendini avutmaya çalışıyordu. Birden babaannesinin dışarıdan gelen sesini duydu:

“Jun Suh-yaa! Dışarı gel!”

Kapıya çıkan Jun Suh babaannesiyle ev sahibini gördü, doğru ya, kiranın yarısını bugün ödeyeceğini söylemişti adama. Söylene söylene gidip cüzdanından para çıkardı ve ev sahibine uzattı:

“Hala çatıyı tamir ettirmedin yalnız!” dedi ciddi bir ses tonuyla.. “Kış geliyor, geçen sene yaşadıklarımızı unutmadık daha..”

“Tamam” dedi adam sessizce. Tam o anda okuldan dönmüş olan Jung Suh yanlarından geçerken konuşulanları duyup:

“Evet” dedi. “Eşyalarımın yine ıslanmasına katlanamam bu sefer..”

Adam yine başını salladı sadece. Tam söylene söylene dış kapıdan çıkacakken arkasından bağırdı babaanne:

“Yaa! Şu alt kattaki evinin da bir penceresinin camı kırık, içeri kediler giriyor, yaptırıver bir zahmet, kediyle köpekle uğraştırma beni!”

Bezgin bir suratla döndü arkasını adam:

“Tamam yaptırırım..”

Arkasını dönüp harabe eve bakan Jun Suh gülümseyerek adama döndü:

“Bu evi kiralamayı düşünmüyor musun?”

Adam gülmeye başladı:

“Bu harabeyi tutacak birini bulursan bana da haber ver, komisyon bile veririm sana ahaha!”

“Öğrenciye verir misin peki?”

“Uzaylıya bile veririm ahaha! Gerçi çok da önemli değil, birkaç seneye müteahhite vereceğim bu burayı zaten, böyle müstakil evlerin yerine kocaman apartman yapıyorlar artık, uğraşamıyorum bu iki evin tadilatıyla falan!”

Jun Suh tuhaf tuhaf gülmeye başladı, tam adama dönmüş konuşacakken telefonunun titrediğini hissetti, Byeol’dü yine:

“Bir saate Haneul Kafe’nin önünde ol! Düzgün bir şeyler giymeyi unutma!”

Sinirli bir bakış attı telefonuna Jun Suh:

“İyi ki söyledin, hıh!”

***

Kırık boy aynasında bir kez daha baktı kendine Byeol, evet belki bu gecenin yıldızı o değildi ama uzun zaman sonra kıyafet seçmek makyaj yapmak ona kendisini çok iyi hissettirmişti. Askılı, belden aşağısı bol, dizinde biten siyah elbisesini çekiştirip duruyordu olduğu yerde:

“Ütülemediğim çok belli olmaz umarım..”

Bir yandan da ilk iş gününü düşünüyordu, Tae Woo gelmemişti bugün işe, çalışanlar “Bayan Ha Neul hastaydı, patron gelmez bugün..” diye konuşuyorlardı aralarında. “Kız randevusunu iptal etmez umarım..” diye söylendi tüm gün Byeol, hıncını, üzüntüsünü ancak böyle maskeleyebiliyordu.. Neyse en azından çalıştığı yer güzeldi, sıcak bir ortamı vardı falan işte.. Gerisini düşünmek istemiyordu şimdilik..

Ft Island-You Are Love

Kafenin önüne vardığında Jun Suh’nun henüz gelmemiş olduğunu gördü, “Çok mu abarttım, saçlarımı toplasa mıydım?” diye kendi kendine söylenirken Jun Suh’yu gördü uzaktan. Yırtık bir kot, üzerine beyaz tişört ve siyah bir yelek giymişti, şekillendirdiği saçlarıyla gerçekten iyi görünüyordu bu akşam..

Asıl şaşkınlığı yaşayan ise Jun Suh’ydu aslında.. Bugüne kadar hep asık yüzlü, anlaşılmaz, tuhaf kız olarak tanıdığı Byeol bu karşısındaki kız mıydı? Elbisesi, makyajı, saçları hepsi çok güzel görünüyordu..

“Senn.. Çok güzel olmuşsun..” dedi sessizce..

Byeol utanmıştı, gözleri yerde:

“Teşekkürler..” dedi. İlk defa hanım hanımcık bir ses tonuyla konuşuyordu Jun Suh ile.. “Sen de çok hoş görünüyorsun..”

İkili birkaç saniye konuşmadı, sessizliği bozan Byeol oldu:

“Ha Neul’ın gideceği barın adresini aldım, hemen bir otobüse atlamalıyız.. Sana söyleyeceklerim var zaten, bak Ha Neul’ın sevdiği yemekler, renkler, şarkılar hepsini anlatacağım sana…”

Byeol nefes almadan konuşmaya devam ediyordu, Jun Suh ise kızın daha ilk geceden dikkatini çeken yıldız gözlerine bakıyordu, ne kadar da annesine benzemişti bu saçlarıyla, ya da annesini çok özlediği için O böyle olduğunu düşünmek istiyordu..

Bara vardıklarında ikisinin de gözleri Ha Neul’ı aradı, yoktu ama. “Hasta olduğu için gelmedi mi acaba?” diye söylendi Byeol. Jun Suh ise bu fikri çok sevmişti:

“Hemen dönmeyiz değil mi? Hem benim de sana söyleyeceklerim var şu ev…”

“Geldi işte!” diye bağırdı Byeol Jun Suh’nun sözünü kesip. Kapıya dönen çocuk kızlı erkekli bir grubun içeri girdiğini gördü, Ha Neul da içlerindeydi, gülüyordu, hasta gibi görünmüyordu o anda..

Byeol Jun Suh’yu kolundan çekip içeri giren gruba yaklaşmaya başladı:

“Beni tanımıyormuş gibi yap, kulağın da onlarda olsun tamam mı?”

Byeol polisiye film repliklerini aratmayan bu söz karşısında gülmekten alamadı kendini. Gerçekten grubun yanındalardı, konuşmaları duyuluyordu hatta. Ha Neul susuyor genelde arkadaşları konuşuyordu, kıza dikkatlice bakan Jun Suh gözlerindeki hüznü gördü bir an, dokunsalar ağlayacak gibiydi aslında ve etrafındakiler onun acı çektiğinin hiç ama hiç farkında değillerdi..

“Ben ne yapıyorum?” dedi birden içinden. “Nasıl bir oyunun içindeyim böyle?”

Kafasını kaldırdığında gruba doğru birinin yaklaştığını gördü Jun Suh. Çocuğu görenler gülüp el sallamaya başladılar:

“Oo Tae Joon hyung, nasılsın görmeyeli?”

Tae Joon

“İyiyim çocuklar hoş geldiniz ne zamandır göremiyordum hiçbirinizi..”

“Sınavlar yeni bitti daha, rahat bir nefes aldık sonunda..”

Birden hafif bir müzik doldurdu mekanı. Gitar ve piyano sesi herkesi susturmuştu bir anda, herkes pür dikkat çalan parçayı dinlemeye başladı.

Gitar ve Piyano Düeti

“Min Woo yok mu? Kim şarkı söyleyecek bu gece?” diye sordu gruptan biri..

“Dün çıktı işten” dedi Tae Joon. “Birkaç gün böyle olacak maalesef..”

“Bense güzel bir ayrılık şarkısı dinlemeye gelmiştim oysa ki..” dedi Ha Neul üzgün bir sesle, hiç iyi değildi belli ki.. Aksi gibi hep hüzünlü parçalar seçilmişti bu gece, piyanonun tuşuna her basıldığında kalbinin sıkıştığını hissediyordu genç kız..

Yarım saatin ardından müzik kesildi..

“10 dakika ara” dedi gitarist. Daha sonra gitarını bırakıp Tae Joon ve grubun olduğu yere geldi, sohbetlerine o da katıldı..  Çocuk neşeli neşeli konuşurken sözünü kesti Ha Neul:

“Şöyle güzel bir ayrılık şarkısı söylesene bu akşam..”

Acı acı gülümsedi sonra:

“Sanki senindi, sanki ayrıldın ondan.. Aptal..” diye söylendi kendi kendine..

“Bilmiyorum ki..” dedi genç çocuk.. “Sesimin çok da iyi olduğu söylenemez..”

Gülümsemeye çalıştı Ha Neul, eve gitmeliydi belki de..

10 dakika sonra gruptan ayrılıp tekrar sahneye çıktı gitarist, içeriden piyanistin de gelmesiyle çalmaya hazır hale geldiler. O anda kolunun çekiştirildiğini hissetti Jun Suh, sağına döndüğünde Byeol’ün kendisine kaş göz yaptığını gördü, ne demek istiyordu bu kız?

“Hadi hadi..” diyerek sahneyi işaret ediyordu Byeol.

“Nasıl?” diye bağırdı Jun Suh dehşet dolu gözlerle.. İki koluyla birden sahneye doğru itti Jun Suh’yu Byeol. Cesaretini topladı Jun Suh, daha önce defalarca sahnede şarkı söylemişti, onun işiydi bu, böyle düşünmeliydi şimdi de.. Yavaşça piyanistin yanına gidip kulağına bir şeyler fısıldadı. Kimse onun farkında değildi o ana kadar.. Ta ki..

Ft Island- Bad Woman

(Jun Suh’nun performansı – sesi açınız :))

Jun Suh’nun güçlü sesiyle doldu birden mekan, herkes sahneye dönmüş, büyülenmiş gibi bakıyordu şarkı söyleyen çocuğa.. Piyano ve Jun Suh’nun sesiydi tek ilgilendikleri, çocuğun çıplak sesi duvarlara çarpa çarpa yayılıyordu dört bir yana, kulaklardan kalbe iniyordu, kimini yaralıyor, kimini şaşırtıyordu sadece..

Jun Suh’nun sesini ulaştırabildiği kalplerden biri de Byeol’ünküydü elbette, nefes almadan bakıyordu sahneye, ağlamamalıydı, ağlayamazdı bu gece, ama bu ses, dört duvar arasına sıkışan bu ses.. Jun Suh yine bambaşka biri olmuştu işte, çocuğun kapadığı gözlerine baktı, dişlerini sıktığını fark etti.. Söylediği şarkıya tüm benliğini veriyordu bu çocuk, yaşıyordu tüm o sözlerdeki acıyı adeta..

Ha Neul ise çoktan bambaşka diyarlara gitmişti bile.. Annesinin yüzü gözünün önüne geldi birden, sonra babasının saçını okşayan elleri ve en sonunda da Min Hyung’un o soğuk yüzü..

“Ben seni sevmiyorum Ha Neul.. İkimizi asla bir arada düşünmedim.. Ben seni sevmiyorum..”

Şarkının sözleri bunları hatırlatıyordu ona, bunları yaşatıyordu tekrar tekrar:

Belli ki senin değilim artık

Belli ki sevgili değiliz biz..

Ya “Ayrılalım şimdi,

Bitsin, sona ersin” dersen

İşte o zaman ne yaparım ben?

Beni hiç tanımamışsın gibi

Hiçbir şey hatırlamıyormuşsun gibi

Her şeyi unutursan

Ne yaparım bundan sonra? Tek sevdiğim sensin benim..

Elinde mikrofonla sahneden indi Jun Suh, şarkı söylemeye devam ediyordu bir yandan da.. Yavaş yavaş Ha Neul’un önüne geldi, kafasını kaldırıp gülümsedi kıza..  Çocuğu izleyen Ha Neul gözyaşları içinde gülümsemeye çalıştı, Jun Suh şarkı söylüyor Ha Neul ona gülümsüyordu şimdi..

Hemen yanlarında olanları izleyen Byeol’ün istediği olmuştu, planı ancak bu kadar tutabilirdi, ama bir şey vardı, bir yumru vardı sanki göğsünde, ne olduğunu kendisi de anlamıyordu.. Jun Suh’nun sesiyle rahatlaması gerekirken son derece gergindi o anda.. Derin bir nefes alıp kendini rahatlatmaya çalıştı sonra:

“Bu iş bu kadar..” dedi sessizce.. “Avuçlarımın içindesin Park Ha Neul..”

-5. Bölüm Sonu-

Reklamlar
Bu yazı Genel içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

28 Responses to 5. Bölüm: Avuçlarımın içindesin Park Ha Neul..

  1. Mükemmel! Evet, Ha Neul mat oluyor. :D:D
    My Girl’de Ju Yoo Rin’in hissettiklerini hissediyor Byeol… “Yoksa ben de mi aşık oldum?” Ay canım yaa..
    Çok güzel şeyler oldu bu bölüm. Komiklikler güzeldi. Musluk filan. xD Ben öğretmen ve Byeol olsun istiyorum bu arada. Öğretmeni tutanlar fan club’ı açacağım, yakındır. xDxD 😛
    Byeol o harabede de o residenceda da yaşayamaz bence, vazgeçsinler, kız kendi bulsun ev, en güzeli. 😀
    Sondaki müziği dinledim sadece (diğerlerini dinleyemedim çünkü kotalı.. T_T), büyüleyici bi ses gerçekten. *_*
    Emeğinize sağlık. Devamını sabırsızlıkla bekliyorum. Min Hyung <3. 😀

    • Bu arada ben Kore.Hayranı. (Blog değiştirdim.)

    • masalevi dedi ki:

      çok teşekkürler harmonycim, yine şahane bir yorumla güzelleştirdin hikayemizi 🙂

      byeol daha ne hissettiğinin bile farkında değil, başka şeyler aklını ve kalbini öyle çok işgal etmiş ki çocuk şarkı söylediğinde neler hissettiğini bile anlayamıyor..

      vee haklısın ha neul gerçekten mat oldu, bakalım gelecek bölümde yakınlaşabilecekler mi?

      bu bölümde babaannemiz güldürdü hepimizi, jun suh’yu evde bulunca konuşmadan edemiyor kadın dedikodular söylenmeler falan 🙂 vdemek sen min hyung’cusun, belki gelecek bölümlerde fikrin değişir ha sayın olur, daha çok şey olacak çünkü..

      Byeol o harabede de o residenceda da yaşayamaz bence, vazgeçsinler, kız kendi bulsun ev, en güzeli. >> yorumuna hala gülüyorum, herkes seferber oldu byeol’e barınacak bir yer bulmak için, bakalım kız neyi seçecek 🙂

      son olarak hong gi iyidir, dinlenesidir, herkes bir kez dinlemeli pıtırcığı 🙂

      yeni bölümde görüşmek üzere canım^^

  2. makinosev dedi ki:

    Off bu nasıl bölümdü öyle, byeol ne hissettiyse yaşadım sanki, bir de byeol’ü rüyasında gören yakuşuklumuz beni dumur etti, aşk işte ne zaman kapıyı çalar bilinmez böyle insanın rüyalarına girer paldır küldür 🙂 bölümün sonundaki şarkı da çok güzeldi kadife sesi hala kulaklarımda çınlıyor, bir de şarkı sözlerini de koymuşsun daha beter acı çekelim deyi di miii :S 😀
    bu hikayede hiç kötü insan yok galiba ben bu 4 gence ayrı ayrı çok üzülüyorum yaa, hepsi yanlız hepsinin ayrı bir derdi var, yazık onlaraa 😦 şarkı çok güzelmiş demiş miydim 😦 içime oturdu resmen 😦 hikayede bir tek jun suh’Un babaannesi hüzünümü dağıttı, “tüh be senin erkekliğine” dedi ya koptum orda 😀 birde lee min ho’nun haberinden bahsederken yerlere yattım 😀 coffee house’da da çok matraktı zaten 🙂
    kıyafetler konusuna da değinmeden edemeyeceğim, resmen gözümde canlandı bütün karakterler, modayı sayende takip ediyoruz burda 😀
    ellerine sağlık, çok heyecanlı gidiyor hikaye 🙂 merakla öteki bölümü bekleyeceğim imrenerek 😀 ben daha başlamadım bile yazmaya, malum jisub haberleri okumak çok zamanımı alıyor kafamı toplayamıyorum bir türlü ama ona layık bir romantik komedi yazacağım ahahah 😀
    sonraki bölümde görüşmek üzere:D

    • masalevi dedi ki:

      ahaha makinocum yorumlarına hala gülüyorum ilahi 🙂 çok haklısın aşk öyle paldır küldür rüyalar gördürür adama dimi, min hyung’un bilinçaltında neler yatıyormuş öyle gördük, yoksa cool davranmaya çalıştı hiçbir şey çaktırmadı kıza 🙂

      o son videoyu bulmak için ne uğraştım bi bilsen, hatta son videodaki sese göre şekillendi bu bölüm, hong gi’nin duvarlara çarpan sesine ihtiyacım vardı sonunda buldum 🙂 hong gi iyidir, dinlenesidir.. benim de mottom olsun bu 🙂

      haklısın aslında bu hikayede kötü yok, yalnız kimse çok iyi ya da kötü değildir ya, öyle bizim karakterler de işte.. byeol sadece babasının sevgisini kıskanıyor tüm öfkesi sevgisinden aslında..

      babaanneyi ben de seviyorum ya kadın bunalmış yalnızlıktan evde jun suh’yu bulunca içini döküyor tamir yaptırıyor falan 🙂 coffee house’u izlemedim ben, hikaru da tavsiye etmişti izleyeyim yakında 🙂

      kıyafetleri özenle seçiyorum efendim, min hyung’un ve ha neul’ın şıklığı ve bizim ikilinin paçozlukları canlanıyordur umarım gözünüzde 🙂 tasvirler sevildiyse daha çok anlatırım ki ben 🙂

      yazmaya başlamadın mıı??? neyse daha çok zaman geçmedi hemen acele ettirmeyelim sana, geç olsun güç olmasın bacım, merakla bekliyorum ama şimdiden özledim andersen’i, hastayım kendisine 🙂

      yeni bölümde görüşürüz canım, çalgaa^^

  3. hikaruivy dedi ki:

    of of of! yine hem güldüm hem hüzünlendim, hem de heyecanlandım. hepsini birden yaşattın bir bölümde, harikasın canım ^^

    babaanne’nin jun suh’a saydırmaları ve city hunter muhabbeti en çok güldüğüm yerler oldu 🙂 bi de min hyung’un saf saf kızı lüks rezidansa götürmesine de gülmeden edemedim. ah yazık yavrum, bu yıldız kızdan etkilendi ama haberi yok 😛 kızsa “bu çocuk ne sanıyordu kendisini, hallyu star falan mı?” diye düşündü ya, bir kahkaha atmışım 😀 😀

    “Jun Suh her zamanki gibi kalakalmıştı olduğu yerde, bu bir köprü klasiğiydi artık, herkes onu burada tek başına bırakıp ardına bakmadan yol alıyordu, özellikle de bu tuhaf kız..” hahah, canım yaa, kıyamam ben ona 😀 byeol’e iyiden iyiye tutuldu çocukcağız… ama son sahnede güzel sesiyle nasıl da devleşti; hem Byeol’u hem Ha Neul’u nasıl da etkiledi! aslanım benim beee! 😀 😀

    ev muhabbetinde epeyce ters köşe oldum, ben cidden Min Hyung’un alt katını tutacak zannetmiştim ama bu gidişle Jun Suh’a komşu gelecek 😉

    ya ben de dört gencin dördünü birden çok sevdim. min hyung byeol yerine ha neul’e aşık olsa, herkes eşiyle mutlu mesut yaşasa demekten kendimi alamıyorum. tabii böyle bir sonu konuşmak için daha çok erken, ama yanlış kapılarda yorulduktan sonra her biri kendisi için doğru insanı bulursa acayip mutlu olacağım. ne dersiniz senarist hanım? 😉

    müzikler de her zamanki gibi birbirinden güzeldi masalcım, ellerine sağlık ^^ yeni bölümü merakla bekliyorum ^^

    • masalevi dedi ki:

      çok teşekkürler hikarucum, ben de eğlendim bu bölümü yazarken, içime sindi yani..

      ilk bölümlerde de demiştim dramdan doğan komik olaylar sık sık yaşanacak hikayemizde. babaanne benim de favori karakterlerimden.. min hyung da bizimkilerden başka bir alemde yaşadığı için onları anlayamıyor, öğrenci insanı residance’a getirmesinin nedeni de bu 🙂 byeol’ün kaldığı berbat pansiyonu görse neler düşünürdü kim bilir 🙂

      ahaha evet ya köprüde hep yalnız kalıyor jun suh, byeol kızımız çatlak zaten öyle veda edeyim yanımda gel falan demez, bizim çocuk da malum tırsıyor kızdan 🙂 evet bir yandan da byeol’den etkilenmeye başladı ama byeol’ün tuttuğu bir kalp hırsızından başka bir şey değil görünüşe göre, işi zor 🙂 bildiğimiz üzere jun suh oğlan öyle boylu poslu parlak bi çocuk değil en büyük yeteneği sesi, ancak bu yeteneğiyle etkileyebilecek kızlarımızı.. ama son sahnede gerçekten etkileyiciydi, onun enstrümansız boş duvarlara çarpan sesi dinlenir yani 🙂

      hikayemizdeki iki eleman da byeol’e ev bulmak için seferber oldular, biri residance, biri kenar mahallede bir harabe.. bakalım kızımız hangisini seçecek 🙂

      aah be hikarucum herkes eşiyle mutlu mesut yaşasa kdrama diye bir şey olmazdı yav 🙂 ama haklısın yanlış kapılarda yorulduktan sonra neler yaşayacaklar göreceğiz 🙂

      güneş ve ay’da görüşmek üzere kendine iyi bak canım^^

  4. Secret girl dedi ki:

    Ayyy yine çok güzel yazmışsın .ellerine sağlık….. Byeol un hem öğretmeni hemd jun suh u sevmesni istiyodum ikisi arasnda ayrım yapamıodum.ama jun 🙂 suh un o büyülü sesini dinledkten sonra jun suh u terch etmesi lazım. Aslnda sen bu hikayeyle kore dizilernd alışlmşin dışna çıkıosun soğuk, duyguları geri planda bi kız . Sıcak, tatlı, bi çocuk ( lee honk ki yi çok sevdini düşünerek onu baş rol yapacağnı umuyorum) hikayenin devaminı merakla bekliyorum yazabildiğn kadar çabuk yaz lùtfen:)

  5. masalevi dedi ki:

    oleyyy demek hong gi’nin sesini size sevdirebildim 🙂 bildiğiniz üzere jun suh öyle boylu poslu parlak bir oğlancık değil, en büyük yeteneği sesi ve çocuksu karakteri.. bakalım kızımız kimi tercih edecek göreceğiz yeni bölümlerde 🙂

    evet benim hikayem kdramalardan farklı gidiyor biraz, kasıntı cool esas oğlan yok, aptal sırnaşık esas kız yok.. onlardan da gına geldi ama dimi 🙂

    yorumun için çok teşekkürler, yeni bölümde görüşmek üzere..

  6. denizkızı dedi ki:

    Gerçekten hikayen muhteşem. Özellikle müzikler de harika. Hikayende maşallah her şeyi bir arada topluyorsun. Ama jun suh’un sesi çok güzel olsa da bence byeol onu seçmesin. Min hyug’u oldum olası sevmişimdir. Ve min hyug ile olmasını istiyorum. Ama çok belli jun suh byeol’e bir şeyler besliyor. Dediğim gibi hikayen harika. Sana bir şey sormak istiyorum. Tamam hikayenin çok başlarındayız biliyorum ama bu hikaye bitince başka hikaye yazacak mısın? Yazacaksan eğer suju’lu bir hikaye yazabilir misin? Ben bir türlü suju’lu hikaye bulamadım. Bunu kimbap’a da sordum. Lütfen cevap yazarsan çok memnun olurum. Bizi çok bekletme olur mu? Ve her şey için teşekkürler.

    • masalevi dedi ki:

      çok teşekkürler denizkızı güzel yorumunu okuyunca çok mutlu oldum ellerine sağlık^^

      müzikleri beğenmene çok sevindim, Türkçe Korece sevdiğim şarkıları kullanmaya çalışıyorum hikayemde. Byeol min hyung ve jun suh ilişkisi gelecek bölümlerde şekillenecek, bakalım neler olacak 🙂

      hikayem bitince tekrar hikaye yazmak isterim, yalnız super junior grubunu pek tanımıyorum ama biraz araştırma ile üstesinden gelebileceğimi düşünüyorum.. umarım güzel bir şey üretebilirim..

      güzel yorumun için çok teşekkürler, yeni bölümde görüşmek üzere^^

  7. HAYALPEREST dedi ki:

    Selam! Min’ciğime ne oldu öyle ya? Kıza yavaştan yavaştan vurulmaya başladı galiba. Bir yandan Min bir yandan Jun benim bile kafam karıştı kaldı ki Byeol’un kafası karışmasın 🙂 Gönül isterdi ki Byeol Min’in alt katına yerleşsin. Böyle araları daha daha iyi olsun, okula her gün beraber gitsinler falan… 🙂 (fanatik bir JUNG YONG HWA severimdir. 🙂 )Hikayenin arasına serpiştirdiğin resimler ve müzikler bir harika. Bir de bir şey soracağım: Bu Hong gi gerçek hayatta şarkı söylerken cidden dişlerini sıkıyor mu? Bana öyle geliyor. Ya da dişlerinin yapısından dolayı mı öyle görünüyor? Love Sick ve Girls Don’t Know şarkılarının klibinde özellikle dikkat ettim de öyle görünüyor. Nihayet Ha Neul’cuk Jun’a ısınmaya başladı. Oh be! Ha Neul alsın Jun’u, Min de Byeol’u, sen mutlu ben mutlu hesabı. 🙂 Tabi şimdi Jun Byeol’dan hoşlanıyor gibi. Byeol da ondan hoşlanıyor gibi. ( gerçi Byeol Min’den de hoşlanıyor gibi ama neyse… 🙂 )Bu bölümde güzeldi diğer bölümler gibi. Ama benim açık ara en eğlendiğim, zevk aldığım bölüm bu bölümdü. Çünkü sağından solundan Min Hyuk fışkırıyor. 🙂 İlerleyen bölümleri merakla bekliyorum. Şimdilik; HADİ EYVALLAH!!!

    • masalevi dedi ki:

      selamlar, yine çok yerinde tahminler ve yorumlar yapmışsın canım, hikayemi böylesine dikkatli okuduğun için çok teşekkürler^^

      aşk işte hayalcim böyle ne zaman nasıl insanın kapısını çalar hiç belli olmuyor, min hiç fark etmese de byeol’den etkilendi evet, ama daha çok erken her şey için.. byeol’un farklı tuhaf tavırları da jun suh’nun dikkatini çekiyor evet, byeol ise henüz ne hissettiğinin farkında değil..

      ben de isterdim byeol min’in komşusu hatta kiracısı olsun ama kızımız için fazla kaçtı o ev çünkü min gerçekten zengin bir çocuk.. demek bu bölümü min ile dolu olduğu için sevdin, sevindim 🙂 ben de yong hwa’yı çok seviyorum, heartstrings gibi kötü bir senaryosu olan bir diziyi bile severek izledim sayesinde 🙂

      resimleri ve şarkıları sevmene çok sevindim, kulağınızı tırmalayan, hoşlanmadığınız şarkılar olursa da yazın, ona göre değiştirebilirim ben de 🙂

      jun suh’nun şarkı söylerken dişlerini sıkması detayını fark etmen çok güzel.. bloğumu takip ettiğin kadarıyla biliyorsundur, Hong Gi’yi, onun sesini çok seviyorum, bugüne kadar izlemediğim performansı kalmadı, konserler musicbank, ingikayo falan da dahil.. ve şöyle bir gözlemde bulundum: hong gi yavaş romantik şarkılar söylerken kamburlaşır, gözlerini kapatır ve dişlerini sıkar, sen de fark etmişsin zaten.. until you return, bad woman, after love vb tüm şarkılarda durum böyle.. dişleri sebebiyle olabilir ya da şarkıları daha etkileyici kılmak için de olabilir, ben de bilmiyorum ama seviyorum onun tarzını..

      jun suh’nun kadife sesi ha neul’a da iyi geldi, ikilinin arasındaki gelişmeleri gelecek bölümde göreceğiz bakalım 🙂

      güzel yorumun için çok teşekkürler, yeni bölümde görüşmek üzere^^

  8. B (@OhYoonJoo) dedi ki:

    Ellerinize sağlık. Çok güzel bir bölümdü yine. Nappın yoca da cuk oturmuş yerine 😀 Yorumları okuduğum için fazla detay yazmayacağım (:

    Avuçlarımın içindesin Ha neul diyorsun ya sevgili byeol 2 3 bölüme kalmayacak gibi seninde avuçlara hapsolman (: diyor ve yeni bölümü sabırsızlıkla beklediğimi belirtiyorum ^^

    • masalevi dedi ki:

      çok teşekkürler canım bir gecede tüm hikayeyi okumana çok sevindim, az da olsa sürükleyici olmuş demek ki 🙂 “Avuçlarımın içindesin Ha neul diyorsun ya sevgili byeol 2 3 bölüme kalmayacak gibi seninde avuçlara hapsolman” yorumuna bayıldım hala gülüyorum 🙂

      yeni bölümde görüşmek üzere, ağzına eline sağlık canım^^

  9. heavenlydevil dedi ki:

    Tarafini sec dedim kendi kendime ve tabii.ki hongki ve minah diyorum. Ama junsu fani fazla yok sanirim kendimi yanlız hissettim.^^
    Sarkı secimleri arkadaslarinda söyledigi gibi harika ama ilerleyen bölümlerde neler olacağını kestiremiyorum, sıkıntıdayim bu sebeple. Tabii suan cepten bu yorumu yazmakta zor ama hikayemize deger, degil mi?
    Babaanneyi sevdim. Byeol ilr Junsu komsu olsun diye pankart hazirlama planim var, yazar!! İkisi komsy olsuuun, nolurrrr. Bu arada haneul ile ögretmen daha cok yakisiyorbence. Umarım bos konusup canini sıkmadım. Devamini bekliyorum team Byeolsu olarak. 😀 ^^

    • masalevi dedi ki:

      aa çok sevindim jun suh taraftarı bir okurum daha oldu sonunda 🙂 sonraki bölümlerde daha da çok tanıyacağız jun suh’yu, onun nasıl farklı bir çocuk olduğunu göreceğiz..

      bu arada son bölümü telefondan okuduysan kesinlikle bir kez de netten okumalısın, özellikle son sahne jun suh’nun performansı dinlenerek okunmalı diyorum 🙂

      bu tatlı yorumun için çok teşekkürler, byeolsu sözcüğüne bayıldımm hikayemde bile kullanırım belki ha, çok tatlı 🙂

  10. Ama bu bay karakterler arasında seçim yapmak çok zor değil mi ya 🙂
    Allah’ım Allah’ım…
    Her bölüme harikaydı demekten ben yoruldum valla @masalevi 😀
    Yalnız Byeol kızımız Jun suh’u ezdi de ezdi. Yahu lafını tıkmasa ya çocuğun ağzına 😀
    Antishinminah moduna gireceğim az kaldı sanki 😛
    Ellerine sağlık @masalevi… 😀

    • masalevi dedi ki:

      jun suh’yu da sevmene sevindim, tatlıdır o noonası, pıtırdır, candır 🙂

      byeol’ün sağı solu hiç belli değil, yarın bir gün min hyung’u da ezebilir, esas kızımız feci çatlak 🙂 sen de oh yoon joo gibi anti shin min ah grubuna mı giriyorsun yoksa omo omo 🙂

      yeni bölümde görüşmek üzere canım^^

  11. nomuyeppuda dedi ki:

    Wuhuuu nasıl güzel bitti.Sen bu final olayından iyi anlıyorusun yazar hanım 🙂 “Sesi açınız” evet açınız güzel söylemiş veled.
    Haneul öyle bi şarkıya tavlanabilecek bi kız değil diye düşünüyorum ama.Avcunun içinde değildir daha Byeolcüğüm.Fazla iddalı olmadın mı?
    Ayrıca Jun suh’un sesinden etkileniyor da bu kız kime aşık olucak 5 bölümdeyim hala emin olamadım ama.İntikamı birazcık arka plana atsak.Şehir avcısı 🙂 bile o kadar intikamın arasında Kim Nana’ya yanıktı 🙂
    Hehe Jun Suh ile Byeol aynı çatı altında yaşıcaksa olayımız Jun Suh ile dimi? yoksa yine asılsız tahminlerde mi bulunuyorum :S

    • masalevi dedi ki:

      ehe ehe teşekkürler 🙂 okuru heyecanlandırma çabası içindeyim de azıcık 🙂 güzel söylemiş veled dimi ama fıstık ya 🙂

      çok haklısın ha neul bir şarkıya tavlanacak kız değil ama byeol planlarının işe yaradığını görünce öyle mutlu oluyor kendinden geçiyor işte. bence de biraz iddialı bu kız evet 🙂

      ahaha okurlar 8. bölümde isyan etmeye başlamışlardı sen erkenden isyan ettin 🙂 evet ya haklısın aslında byeol’ün intikamı falan öyle çok yer kaplıyor ki aşk meşk meseleleri geri planda kalıyor azıcık. ama romantik bölümler gelecek diyorum 🙂

      ben ipucu vermiyorum ama doğru tahminler geliyor senden, o kadarını söyleyeyim 🙂

  12. eskaymak dedi ki:

    Elinize sağlık çok güzel yazıyorsunuz. Özellikle uslubunuzu ve Türkçe’yi kullanma şeklinizi çok sevdim. Okurken sanki dizi izliyormuşum gibi hissettim kendimi 😀 Arkadaşım ne zamandır okumam için ısrar ediyordu ben de hep erteliyordum. Ama hata yapmışım ertelemekle 😀

    Önceki bölümleri telefondan okuduğum için müzikleri dinleyememiştim. Bu bölümde müzikleri dinleyerek okudum. Hele en sondaki şarkı… Ah… beni benden aldı 😦

    Şimdi ben hangi oppayı seçsem. Yani yapılır mı bu bana 😀 (Sanki ben byeol’üm :D)

    Bu arada hikayeden çok beni etkileyen sizin samimiyetiniz ve her yoruma üşenmeden cevap verişiniz 🙂

    Neyse çok uzattım ben 😀

    Yeni bölümler için kolaylıklar dilerim :*

    • masalevi dedi ki:

      çok teşekkür ederim, güzel yorumunla mutlu ettin beni 🙂

      bugüne kadar çok hikaye yazdım ben, ama kalp hırsızı’nın özellikle Kore dizisi tadında olmasını istedim, başarabiliyorsam ne mutlu bana 🙂 hikayeyi okumayı ertelemekle iyi bile etmişsin, merak etmeden tüm bölümleri okuyabileceksin şimdi, daha geçen gün 10. bölümü attım hatta 🙂

      müzikler insanı çok etkiliyor, hele bu hikayede jun suh’nun söylediği şarkılar sahneyi bir anda değiştiriyor, o yüzden dinleyebilirsen dinle müzikleri bence 🙂

      oppa seçimi zor dimi yau 🙂 biri kadife sesli pıtır, diğeri yakışıklı nazik prens uu 🙂 ben seçimi sizlere bırakıyorum sayın okur 🙂

      elimden geldiğince her yoruma cevap vermeye çalışıyorum, çünkü hikaye yorumlarla güzelleşiyor değil mi 🙂
      güzel yorumun için çok teşekkür ederim. diğer bölümlerde de yorumlarını beklerim. görüşmek üzere^^

  13. winpohu 'ca dedi ki:

    geç kaldım ama böylesi iyi oldu artık elimde bir sürü birikmiş bölüm var . bu heyecanlı bölümleri ardı ardına yutarım artık. bad woman olayı süperdi . byeoul tam asistana tav oldu derken son sahnede kalbi ağrımaya başladı mı ne . karışık ama merak uyandırıcı. ellerine sağlık 🙂

    • masalevi dedi ki:

      çok teşekkürler canım, evet şanslısın bile, daha neler neler olacak her bölüm elinin altında 🙂 byeol asistanın cazibesine kapılırken elinin altındaki zavallı jun suh’yu göremiyordu ama artık görecek diye bir ipucu da vereyim 🙂 bad woman da candır yaa hiç sıkılmadan oturup defalarca dinleyebiliyor insan, öyle güzel..

      senin de ellerine sağlık, yeni bölümlerde görüşürüz 🙂

  14. kimbapsushi dedi ki:

    O göğüsteki yumru, Jun Suh’a hissettiklerin olmasın Byeol?
    Jun Suh şapşalı Byeol’un ardından saçma sapan düşüncelere dalınca çok güldüm, tabi bir yandan da başka mesajlar vardı orada, yoksa Jun Suh kıskanmalara mı başladı.
    Min Hyung’ın rüyasının anlamı ne acaba? Ama o da şimdiden Byeol’un çekimine kapılmış gibi. Bir an komşu olacaklar sandım ama görünüşe göre Byeol ancak Jun Suh’ın kenar mahallesine taşınabilecek:)
    Haneul bu performansın ardından Jun Suh’a abayı yakmazsa hatunluktan men edilmeli. Kimin içinin yağları erimez ki?
    Yine sürükleyici bir bölümdü ama ben o performansta kaldım, pek de sevdiğim bir şarkıdır zaten. Eline sağlık:)

    • masalevi dedi ki:

      ahh o yumru yok mu byeol’ün başına çok dertler açacak daha 🙂 karakterler birbirinin çekim alanına girdiler birden, min hyung da rüyaları sayesinde biliçaltındakileri su yüzüne çıkardı, jun suh ise daha ne hissetiğinin bile farkında değil 🙂

      byeol jun suh’nun komşusu olacak evet.. ha neul ise hazır aşk acısı çekiyorken jun suh’ya kapılsa ne güzel olur dimi ama 🙂 hem romantik hem kadife sesli oy oyy 🙂

      çok teşekkürler, bad woman candır yaa beğenmene çok sevindim 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s