4. Bölüm: Umrumda değilsin!

BOF – One More Time

Caddenin kenarında yorgun adımlarla sallana sallana yürüyen Byeol daha fazla dayanamayıp oturmak istedi olduğu yere.

“Hayır!” dedi sonra içinden, “Ne oturması, gidip hemen banyo yapıp uyumalıyım, yoksa bu kaldırımda ölebilirim, hem burası oturmak için hiç de uygun bir yer değil..”

Gerçekten de Haneul Kafe’nin tam karşısındaydı o anda. Kafeye doğru sinirli bir bakış fırlattı ve başını çevirip tüm yorgunluğuna rağmen hızla yürümeye başladı. Fakat sonra kafasını tekrar kafeye doğru çevirdi ve tiksinir bir suratla kendi kendine söylenmeye başladı:

“Hayret bir şey ya, bir de kapıya “GARSON ARANIYOR” ilanı asmışlar, yüzsüzlüğün bu kadarı! Siz önce o zavallı küçük hırsızın parasını ödeyin, soyguncu herifler!!!”

O an yürümüyor adeta koşuyordu, hatta ayaklarının sızısını bile hissetmiyordu koşarken. Oysa tüm günü böyle yürümekle geçmiş, Jun Suh ile köprüde ayrıldıkları andan itibaren sokak sokak ev aramıştı. Ama tüm uğraşları boşa çıkmıştı, okuluna yakın evler ya çok pahalı, ya da öğrenciye kiralanamayacak kadar değerliydi.. Hele tek başına yaşayacağını öğrenen tüm ev sahipleri ve emlakçılar ona adeta bir uzaylı gibi bakmışlar, ev yerine bol bol nasihat vermekle yetinmişlerdi.. Askıntı olanlar, tuhaf tekliflerde bulunanlar da cabasıydı! Üstüne üstük Byeol’ün çok fazla parası da yoktu, Jun Suh ile yaptıkları sözleşmeye göre çocuğa her hafta 200.000 won verecekti ve hesabındaki para pansiyonda kaldığı her gün eriyip bitiyordu.. Kafasında böyle bir ton sorunla yürürken etrafındaki insanlara aldırmadan söylenip duruyordu:

“Küçük, bakımsız, medeniyete uzak ve yan odadaki bir başka kızla paylaşacağım bir evim olacak belli oldu.. Ooof of!”

Yine geçen akşamki o tuhaf his doldu içine, biriyle konuşma, derdini paylaşma ihtiyacıydı bu muhtemelen, ama bu şehirde öylesine yalnızdı ki.. Tek tanıdığı ev soyarken yakaladığı o muhteşem sesli küçük hırsızdı.

“Arasam mı ki?” dedi içinden. “Yok yok..” dedi sonra. “Öyle ikide bir aramak olmaz şimdi, nasılsa daha çook işim olacak onunla..”

Pansiyona yaklaşırken sadece banyonun boş olması için dua ediyordu..

***

Köprüde Byeol ile ayrıldıktan sonra ne yapacağını şaşırmıştı Jun Suh. İş aramalı mıydı? Hayır, o tuhaf kızla tuhaf bir sözleşme imzalamıştı.. Peki ne yapmalıydı? Telefonun başında çalmasını mı beklemeliydi bütün gün? Evdekilere de işten kovulduğunu söylememişti daha, bu saatte eve gitse bir sürü soru soracaktı babaannesi yok yere. Ama gidecek yeri de yoktu ki.. Çaresiz evin yolunu tuttu hiç istemese de. Birkaç gün bekleyecek, o kızdan ses çıkmazsa iş arayacaktı.. Kararlı adımlarla ve en huzurlu haliyle yürümeye devam etti, ta ki evin önüne gelene kadar..

“Jun Suuh!” diye bir çığlık geldi arkasından. Bu babaannesinin sesiydi, kadın sinir ve merak dolu gözlerle kendisine bakıyordu:

“İşten çıkmışsın! Jae Suk’un annesi söylemese hiç anlatacağın yok tabi!!”

“Aah Jae Suk” diye söylendi Jun Suh içinden. ” “İşsizsin diye evde dedikodu yapmak zorunda mısın ha??”

“Söyleyecektim babaanne..” dedi sonra en yumuşak ses tonuyla. “Fırsat olmadı bir türlü..”

“O gece yüzün allak bullak eve geldiğinde anlamalıydım zaten” diye bağırdı kadın. “Sen tabi saf babaannem uyudu diyordun değil mi? Aaah ah yine ne yaptın da kovdular seni acaba?”

“Ben kendim çıktım işten bir kere!” diye bağırdı Jun Suh. “O yalancı adamların yanında bir dakika bile çalışamazdım!”

Derin derin iç çekti yaşlı kadın.

“Aaah benim aptal oğlum, sana mı kaldı dürüstlük! Daha iki ay olmuştu işe gireli bir de..”

Babaannesinin o üzgün sesi kalbini acıttı Jun Suh’nun:

“Yeni bir iş buldum ki babaanne!” deyiverdi. Kadın kafasını kaldırdı birden, şaşkın gözlerle cevap bekliyordu şimdi torunundan. Jun Suh kekelemeye başladı:

“Yani.. Bugün yeni bir işe.. kabul edildim.. Sözleşme bile imzaladık..”

“Ne işi peki?” diye sordu kadın. “Sözleşmeli falan, ciddi bir yer herhalde..”

“Yani..” diyebildi Jun Suh. “Bir tür.. alış veriş işi..”

“Ticaret yani?”

“Sayılır..” dedi Jun Suh. Kendisi de ne saçmaladığının farkında değildi aslında. Babaannesiyle kol kola evlerine girerken kadının sorularına saçma sapan cevaplar vermeye de devam ediyordu.

“Hırsızım ben babaanne..” diyordu gözleri oysa ki.. “Bu sefer ne çalacağımı da bilmiyorum ama hırsızım yine de.. Ama sen bunu bilme, bana inanmaya devam et olur mu?..”

***

Önündeki 3 kişiyi sabırla bekledikten sonra sabahtan beri hayal ettiği duşu aldı sonunda Byeol. Rahatsız yatağına oturdu sonra, uykusu yoktu ve ne yapacağını da bilmiyordu. Akli fikri çantasındaki o kara kaplı defterdeydi. Kafasını dağıtmak için bilgisayarını açıp indirdiği Secret Garden’ı izlemeye başladı. İzlediği bölüm de en komik bölümlerden biriydi, kafası dağıldı gerçekten ama üç bölüm izledikten sonra dizinin de kendisini kesmediğini anladı, saat de gece yarısına geliyordu zaten. Yorganı başına çekip uyumaya çalıştı bu defa.. Olmadı olmadı.. Bir hışımla kalktı sonra yatağından, çantasından o kara kaplı defteri çıkardı en sonunda.. Yavaşça açtı ilk sayfasını.. Tarih 19 Eylül 2007’yi gösteriyordu.. Yazılar okunaklıydı, en konsantre olmuş haliyle tek harf atlamadan okumaya başladı Byeol. Hatta okuduğu bazı sayfaları dönüp bir daha okuyordu, yarasını kanatmaya çalışan bir yaralı gibiydi adeta, acı çekmek istiyordu bu gece..

Feridun Düzağaç – Alev Alev

Kızarmış gözlerini kaldırdığında saatin 4’e geldiğini gördü.. Defter bitmişti, Aynı yerleri defalarca okuyan Byeol en sonunda kapattı defteri. Geçen gece o evin karşısındaki soğuk kaldırımda oturduğu günkü acıyı hissetmeye başlamıştı yine, sanki bir mengene göğsünün sol tarafını delice sıkıyordu. Ağlamak istedi ağlayamadı, kalbinin buzlarının çözülebilmesi için yine o küçük hırsızın sesine ihtiyacı vardı belki de.. Onun sesinden başka hiçbir şey içindeki zehri akıtamıyordu işte..

Kendini toparlamaya çalıştı sonra, acı bir kahve yaptı kendine ve iki tane ağrı kesici içti, en azından baş ağrısından kurtulmak için.. İki şey vardı o defterin içinde, Ha Neul denen o kızın hayatındaki iki önemli şey.. Biri Min Hyung adlı bir çocuktu, Ha Neul’ın çocukluk arkadaşı ve bu yıl itibariyle hocası. Kız ona inanılmaz derecede aşıktı, onsuz bir hayatı düşünemediğini yazmıştı defterinin boş olan her köşesine. Byeol bu yazılanları anlamakta adeta zorlanıyordu. Bir insan diğer bir insanı nasıl böylesine sevebilirdi? O da birkaç çocukla çıkmıştı bugüne kadar, kendisiyle ilgilenen, dibinden ayrılmayıp iltifatlar yağdıran bu birkaç çocuk hayatının bir döneminde onu mutlu etmişti evet.. Ama o asla böylesine bağlanmamıştı kimseye..

“Acaba bu çocuk yüzünden mi canına kıymak istemişti o gün?” diye sordu kendine. “Sanırım şu kalp hırsızlığı işi yalan olacak, bu kızın gözünü aşk kör etmiş resmen.. Ama olsun, biz de gözlerini açarız belki..”

Defterin içindeki ikinci şey ise babasıydı. Kızın her yazısında, her anısında babası vardı. Aralarındaki bu bağlılığa inanamıyordu Byeol. Yıllar önce çocuğunu istemeyen bu adam şimdi kızının üstüne titriyordu. Bunları düşündükçe yine sol tarafı yanmaya başladı, elindeki defteri kapının önüne fırlatıp yatağına uzandı yavaşça. Tüm gece okuduğu satırları sessizce mırıldana mırıldana uyudu sonra..

“Sevdiği ikinci kadınım bu hayatta..” cümlesi ağzından çıkan son cümle oldu uyumadan önce..

***

F.T Island – The One

Okul bahçesinin kapısından kendinden emin adımlarla giren Ha Neul insanların kendisini hayranlık dolu bakışlarla süzdüğünü görünce gülümseye başladı. Bu kadar ev hapsi yeterdi artık, okula gelmeli, hayatına devam etmeliydi. Birkaç gündür kendisinden haber alamayan tüm arkadaşları bir bir yanına gelmeye başladı sonra, kimi elbisesine kimi ayakkabısına iltifatlar yağdırıyordu. Her ne kadar kalbi kırık olsa da kimseye bunu belli etmek istemiyordu Ha Neul, evet ilk ders Min Hyung’un olabilirdi, ama o bunu hiç takmıyordu kafasına, yani takmamaya çalışıyordu, en azından çabalıyordu..

Kardeşinin aksine en negatif haliyle girdi okulun kapısından Byeol, söyleniyordu yine. Kilometrelerce uzakta yaşasa belki de “Hayat, beni neden yoruyorsun?” şarkısını canı gönülden hissederek söyleyecek haldeydi.

“Yatay geçişliler ölsün zaten!” dedi sinirle. “Hangi insan evladı 12 ders alır bir dönemde, ben bu dersleri eski okulumda almadım sanki.. Muafiyet diye bir şey yok mu kardeşim bu okulda!!!”

Hışımla elini çantasına sokup bir kağıt parçası çıkardı:

“Hımm.. İlk dersim de ikinci sınıfların dersi ‘İngiliz Kültür Tarihi’ imiş.. Bölümde almadığım ders kaldı mı merak etmeye başladım zaten!”

Ders nerede onu bile bilmiyordu daha üstüne üstük. Aile sorunları yüzünden okula uğradığı yoktu ki.. Bölüm katına çıkıp dersin nerede olduğunu öğrenmek için panoya baktı. Bu sırada arkasındaki kızın adını söylediğini duydu birden:

“Lanet olsun yaa kim bu Lee Byeol, bizim dönemden bile değil!”

Byeol tam “Ne oluyor ya” diye bağıracakken panoda herkesin baktığı listeye yöneldi. Listenin başında “4. Sınıf Proje Konuları ve Danışmanları” yazıyordu. Byeol hemen buldu kendi ismini:

Lee Byeol – Proje Konusu: Sanayi Devrimi’nin 19. Yüzyıl İngiliz Romanına Etkileri” Proje Danışmanı: Kang Min Hyung

Byeol tüm gece yüzlerce kez okuduğu bu ismi görünce olduğu yerde çakılıverdi. Ha Neul’un sırıl sıklam aşık olduğu meşhur Min Hyung proje danışmanıydı, hem de her hocanın en az 5 öğrencisi varken o tekti!

Arkasındaki kahrolmuş kız grubuna dönüp:

“Lee Byeol benim!” dedi ve gülerek bahçeye çıkmak için aşağı kata indi, derse daha 15 dakika vardı.

“Bir projem eksikti” dedi kendi kendine. “Acaba parayla proje yazanlar var mıdır burada da? Geçen sene Yu Ri öyle yapmamış mıydı?”

Evet evet projesini birine yazdırmalıydı, zaten yapacak çok işi vardı bu sene, bir de projeyle uğraşamazdı..

Kantinden kahve alıp bahçedeki masalardan birine oturdu. Yanında oturan çocuk kıza sırtını dönmüş harıl harıl kitap okuyordu, önü de kalın kalın kitaplarla doluydu zaten. Kitaplardan birinin üstünde “Sömürgecilik ve Sonrasında İngiliz Edebiyatında Seçmeli Konular” yazdığını gördü Byeol, bu çocuk hem İngiliz Dili okuyordu hem de basbayağı inekti. En şirin yüz ifadesini takındı ve:

“Özür dilerim..” diyerek çocuğun sırtına dokundu. Derin bir uykudan uyanırcasına sıçrayarak döndü arkasını Min Hyung. Beyaz tişörtünün üzerine açık gökyüzü mavisi bir ceket giymişti, gözünde kalın siyah çerçeveli gözlükleri vardı. Kısaca muhteşem görünüyordu o gün yine. Byeol’ün bir an dili tutuldu, merakla kendisine bakan bir çift gözün karşısında ne diyeceğini bilemedi, bu o çocuktu, geçen gün okulun kapısında gördüğü o popüler çocuk..

“Efendim?” dedi Min Hyung nazikçe.

“Şeyy” diyebildi sadece Byeol, yutkundu sonra.. Min Hyung hala bakıyordu kıza:

“Neyy?” dedi gülümseyerek. Çok güzel gülüyordu ama, bu haksızlıktı..

“Ben bir şey soracaktım..”dedi Byeol gülümsemeye çalışarak. “Aptal aptal sırıtmıyorumdur umarım” diyordu bir yandan içinden.. “Tez ya da proje yazıyor musun? Yani ben de İngiliz Dili okuyorum ve proje yazdırabileceğim birine ihtiyacım var.. Sen de öyle bir tip var diye..”

Cümlesini tamamlamadan pişman oldu, kaldı öylece..

“Nasıl bir tip?” diye sordu Min Hyung, hala gülümsüyordu.

“Yani.. Böyle proje yazmaktan hoşlanan bir tip..” derken utancından kıvranıyordu Byeol. Çocuk rahattı neyse ki..

“Proje yazmaktan hoşlanırım, ama sadece kendi projemi..” dedi ve arkasını döndü tekrar. Kızın kalbiyse deli gibi çarpıyordu, yavaşça döndü o da önüne. Çocuk bu kadar yakışıklı olmasaydı her şey daha kolay olabilirdi oysa ki..

Saatine bakıp kalktı sonra Byeol, ama öğrenmesi gereken bir şey vardı. Karşısında oturan kıza yöneldi ve:

“A8 kaçıncı katta biliyor musunuz?” diye sordu. Tam kız cevap verecekken ayağa kalkıp toparlanmakta olan Min Hyung:

“Ben de A8’e gidiyorum, birlikte gidelim..” dedi. İkili yan yana sınıfa doğru yürümeye başladılar. Byeol elini çantasına atıp yine o buruşuk kağıdı çıkardı ve şaşkın gözlerle:

“Kang Min Hyung!!” diye bağırıverdi kağıda bakarken. Min Hyung korkudan elindeki kitapları düşürecekti nerdeyse. Byeol kendi kendine konuşmaya devam etti etrafındakileri umursamadan:

“Bu gireceğim dersin hocası da şu meşhur Min Hyung’muş.. Tesadüfün bu kadarı yaa.. Acaba nasıl biri çok merak ediyorum!”

Birden Min Hyung’a döndü:

“Nasıl biri bu Kang Min Hyung? Ben yatay geçişle geldim de hocaları tanımıyorum..”

“İyi.. İyi biri.. ” dedi Min Hyung, gülümsemekten kendini alamıyordu. Byeol’ün aklı ise dün gece okuduğu satırlardaydı. “Acaba o da Ha Neul’dan hoşlanıyor mu?” sorusu aklını kurcalıyordu sürekli, çünkü Ha Neul günlüğünde yazanlara göre öyle olduğunu düşünüyordu..

“Peki..” dedi, “Kız öğrencilerle çok samimi midir? Yani hiç öğrenci sevgilisi var dedikodusu falan çıktı mı?”

Bunları söylerken utansa da merakını gizleyemiyordu bir türlü..

“Hayır tabiki!!!” diye bağırdı Min Hyung koridorun ortasında. Herkes dönmüş onlara bakıyordu.

“Heyy sakinnn..” diye mırıldandı Byeol, “Sordum sadece.. Tamam..”

Min Hyung kıpkırmızı olmuştu. “Acaba Ha Neul ile ilgili dedikodular mı çıktı?” fikri birden beynini kemirmeye başladı. Byeol ise bu çok yakışıklı çocuğun göründüğünden de tuhaf biri olduğunu düşünmeye başlamıştı yavaş yavaş..

İkili sınıfa girer girmez  Min Hyung kürsüye doğru yürümeye başladı, sınıftan yükselen “Günaydın Hocamm!” seslerini yanlış duyduğunu sandı önce Byeol. Hayır hayır yanlış duymuyordu, Kang Min Hyung bu çocuğun ta kendisiydi!

O an gerçekten ölmek istedi, ya da buharlaşıp o sınıftaki herhangi bir delikten dışarı çıkabilmek.. Neler demişti biraz önce çocuğa, ama böyle hoca olur muydu, böyle genç böyle..

“İlk alttan dersin hayırlı olsun genç..” dedi kendi kendine. “Ha projen var bir de, oo şahane şahane..”

Sessiz sınıfın kapısının açılmasıyla kendine geldi Byeol. İçeri giren Ha Neul’dı. Kürsüde Min Hyung, kapıda Ha Neul, tam karşılarında Byeol.. Birkaç saniye de olsa zaman durmuştu sanki..

“Özür dilerim” diyerek çocuğun yüzüne bakmadan boş sıralardan birine geçti genç kız. Min Hyung adeta elini kolunu koyacak yer bulamıyordu o anda, ne yapacağını bilememişti bir an.. Sınıfa dönüp hiçbir şey olmamış gibi gülümseyerek konuşmaya başladı:

“Araştırma ödevleri yapıldı değil mi?

Ha Neul’a bakmamaya özen gösteriyordu hala, ikiliyi gülen gözlerle izleyen Byeol ise birkaç dakika önceki rezilliğini unutmuş onların bu hallerinden kendine eğlence payı çıkarıyordu.. Ne de olsa küçük sırlarını sadece o biliyordu, hatta Min Hyung’un bilmediklerini bile..

Big Bang – Love Song

Ders bitti, Ha Neul arkadaşlarıyla konuşup gülüyordu kapıya doğru yönelirken, hatta kendisini zorluyordu gülmek için. Min Hyung yine ona dönmeden sınıfa seslendi:

“Lee Byeol aranızda mı?”

Byeol düşündü, ortaya çıkmalı mıydı? Maalesef çıkmalıydı, bu dersi alıyordu sonuçta.

“Benim..” dedi olabildiğince sessizce. Ardından Min Hyung eliyle yanına çağırdı kızı. Başı yerde kürsüye doğru yürümeye başladı Byeol. Kızı karşısında gören Min Hyung kaldı öylece, başını yerden kaldıran Byeol çocuğun gülmemek için kendini zor tuttuğunu fark etti.

“Proje danışmanın benim..” dedi Min Hyung kendinden emin bir ses tonuyla. Yarın elindeki materyallerle birlikte saat 2’de beni bul. Proje toplantısından da devam alıyorum ona göre..”

Hiçbir şey söylemeden çıktı sınıftan sonra.

“Taktı bana” diye söyleniyordu Byeol kitaplarını toplarken. “Hem de feci halde..”

Sınıftan çıkan Min Hyung ise kahkahalarla gülüyordu şimdi rahat rahat. Bu dönem eğlenceli geçecekti belli olmuştu..

***

Ayağındaki topuklularla ağır ağır girdi müzik kulübü odasına Ha Neul. Enstümanlarla dolu odada bir erkek iki kız üç kişi vardı ve Ha Neul’ı görür görmez hepsi birden ayağa kalktı:

“Nihayet gelebildin!” diye bağırdı erkek olanı. “Kaç gündür sensiz prova yapıyoruz! Yarışmaya çok az zaman kaldığını biliyorsun!”

“Hastaydım” dedi Ha Neul, “Nasıl gelebilirdim o halde?”

“İyisin şimdi değil mi?” diye sordu kızlardan biri.

“İyiyim” dedi Ha Neul gitarını akort etmeye başlarken. “Bu arada elinize bana ait siyah kaplı bir defter geçti mi? Çok önemli benim için..”

Herkes “hayır” anlamında sallayınca dudaklarını büktü.

“Provaya başlayalım o zaman” dedi. “Zaten çok vakit kaybettik..”

Prova hem kafasını dağıtacaktı hem de kızların gereksiz sorularından kurtulmuş olacaktı böylece. Ayrıca bu yarışmayı kesinlikle kazanmalıydılar, Min Hyung’a onu ne kadar umursamadığını, onsuz da bir şeyler başarabileceğini göstermeliydi.. Bu yarışma kazanılacaktı!

***

Köprüye geldiğinde nefes nefese kalmıştı Jun Suh. Ayn yerde bekliyordu yine Byeol ve yüzünde yine aynı tuhaf ifade vardı. Jun Suh’yu görür görmez kocaman gülümseyerek el salladı:

“Koşsana, sana anlatacaklarım var!”

Hemen koşmaya başladı Jun Suh, bu kız ne derse desin itaat etmeye hazırdı ve bunun sebebini bilmiyordu kendisi de. Ve yine bu kız gülümsediğinde nasıl da bambaşka birine dönüşüyordu böyle..

“Geldim!” dedi soluğunu toplamaya çalışarak.

“Çok heyecanlıyım” dedi Byeol. “Haneul Kafe’de işe girmeye karar verdim, senin kovulduğun pozisyona hem de..” Kıkır kıkır gülüyordu bir yandan da.. Jun Suh bozulsa da çaktırmamaya çalıştı:

“Deli misin? Tae Woo denen adam çalışanlarına para vermiyor sen işe gireceğim diyorsun! Benim yaşadıklarımı bilmiyorsun sanki! O adam yüzünden neler yaptığımı da..”

“Sorun para değil” dedi Byeol. “Ben o ailenin içine girmek istiyorum sadece ve gireceğim de görürsün..”

“Bilemiyorum” dedi Jun Suh burun kıvırarak. “Bu adam hem para vermiyor hem de çok zor eleman alıyor işe. Beni bayağı süründürmüşlerdi almadan önce..”

“Beni süründüremez!” dedi Byeol kendinden emin bir tavırla. “Ben onu süründüreceğim hatta..”

“Benim yerime de süründür” dedi Jun Suh sinirli bir gülümsemeyle. “Çünkü ben vazgeçtim, artık o adamın parasını da istemiyorum. Söyle bayan Ha Neul’a bir çift ayakkabı daha alsın benim paramla!”

“Müstakbel sevgilisi adayın hakkında böyle konuşma” diyerek gülmeye başladı Byeol.  “Neyse..” dedi sonra, “Bu konuyu konuşuruz uzun uzun, ben şimdi gidiyorum. Bir iş görüşmem var da..”

“Şimdi mi?”

“Evet, ama birkaç detayı halledelim önce..”

Çantasından çıkardığı tokayla dağınık saçlarını topladı, sonra da elindeki kalın çerçeveli gözlüğü taktı gözüne.

“Biraz önce beni böyle görsen tanır mıydın?” diye sordu.

Kızı incelemeye başlayan Jun Suh:

“Hayır” dedi, hemen tanıyamazdım, çok dikkat etmek lazım..”

“Tamam” dedi kız gülümseyerek.  “O zaman gidiyorum ben, çıkınca seni ararım, muhtemelen işe alındım demek için..”

Şaşkın gözlerle baktı kıza Jun Suh. Ne yapmaya çalışıyordu böyle, neden bu ailenin içine girmek istiyordu, Tae Woo ile Ha Neul ile ne derdi vardı ve ona bu kafede çalışmayı bile böylesine istetecek sebep neydi? Her şeye rağmen onun bu gözü kara halleri hoşuna gidiyordu, çok değişik bir kızdı bu Byeol..

“Bu arada..” dedi Byeol tam gitmek üzereyken. “İlk görevini açıklıyorum genç! Bir saat sonra falan arayacağım ben seni, sen telefonu yüzüme kapatıp tekrar beni arayacaksın tamam mı?”

“Ne.. Nasıl..” demeye çalışan Jun Suh konuşamadan sustu çünkü Byeol gitmişti bile..

“Tamam..” dedi sonra gülümseyerek. “Tamam patron..”

***

Olabildiğince sakin bir biçimde kafeye adım attı Byeol. Buraya ilk girdiği günkü o iyimser hayallerinden eser yoktu şimdi. Kendisini selamlayan genç garsona:

“İş ilanı için geldim” dedi.

“Bay Tae Woo odasında, onunla görüşeceksiniz, haber vereyim..”

Beş dakika sonra Tae Woo’nun karşısındaydı. Kız içeri girdiğinden beri telefonla konuşuyordu adam. Bu esnada odayı incelemedi fırsatı buldu Byeol, buraya geldiği ilk gün heyecandan hiçbir şeye dikkat edememişti. Masanın üzeri Tae Woo, Ha Neul ve büyük ihtimalle Ha Neul’ın annesinin resimleriyle doluydu.. Bir resimde Ha Neul pasta kesiyor, diğerinde başında mezuniyet kepiyle poz veriyor, bir diğerindeyse anne ve babasıyla deniz kenarında gülücükler saçıyordu. Başını çeviren Byeol duvarda bozuk bir elyazısıyla yazılmış olan şiirleri gördü. Hepsinin çok küçük bir çocuk tarafından yazıldığı öyle belliydi ki..

Jang Geun Suk – Without Words

Babacığım

Seni kimchiden

Balık kekinden

Dondurmadan bile çok seviyorum

Ama annemi de seviyorum

Bu kadar. 

Ha Neul’dan bi tanecik babasına

17 Nisan 1997

Şiirlerin yanında resimler de asılıydı duvarda, kağıtların köşesinde gülümseyen üçgen güneş, güneşe rağmen bacası tüten üçgen çatılı bir ev ve evin önünde el ele tutuşmuş anne baba ve kızları..

Telefonu kapatan Tae Woo soğuk bir ifadeyle kıza döndü:

“Anlat bakalım kızım çok yorgunum bugün soru soracak halim dahi yok..”

Kız konuşmaya başlamadan önce elindeki ufak demeti adama uzattı:

“Önce şu papatyaları suya koyabilir miyim acaba? Solacaklar yoksa..”

“Tabi” dedi adam gülümseyerek. “Papatyalara bayılırım..” Kızın elindeki papatyaları alıp kendi elleriyle suya koydu sonra.

“Biliyorum” dedi Byeol içinden. Günlükteki o cümleleri hatırladı:

“Yarın babamın doğum günü. Hediyesini haftalar öncesinden hazırladım zaten. Yarın sabah erkenden kalkıp taptaze bir demet papatya almam lazım her sene olduğu gibi, ah be baba ne yapacağım senin bu papatya sevginle ben:)”

Adam gerçekten de sevgi dolu gözlerle bakıyordu bardağın içindeki o ufak papatya demetine. Dakika bir gol bir olmuştu kısacası, yorgun patron canlanmıştı..

Konuşmaya başladı sonra Byeol:

“İsmim Lee Byeol. Seoul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı son sınıf öğrencisiyim.”

“Öğrensisin demek ki..” dedi Tae Woo gözlüğünü takarken. “Full time bir eleman arıyoruz biz maalesef..”

“Ama..” dedi Byeol en dokunaklı ses tonuyla. “Paraya çok ihtiyacım var, hafta sonları çalışırım, okuldan sonra çalışırım, yoğun günlerde okulu da kırarım, lütfen beni geri çevirmeyin..”

“Hımm” dedi adam gözlüklerinin arkasından kızı incelerken. Sonra kalkıp kahve yapmaya başladı kendine.

“Sen de ister misin?” diye sordu arkası dönük bir biçimde.

“Hayır teşekkür ederim” dedi Byeol çantasından telefonunu çıkarırken. Hızlı arama tuşundan Jun Suh’yu arayıp soktu telefonu koltuğun kenarına. Adam tekrar gelip oturmuştu bile kızın karşısına. Tam konuşacaktı ki kızın telefonu çalmaya başladı. Cep telefonu melodisini duyan adam gülümsemeye başladı yine.

Taegukgi Soundtrack

(Byeol’ün telefon melodisi)

Ha Neul’ın Günlüğü:

“Bugün öyle yorgun geldim ki eve, tek isteğim sıcak bir duş almak sonra da tatlı bir romantik komedi izleyip koltukta mayışmaktı. Ama babam ne yaptı etti yine bana Taegukgi izletmeyi başardı. Bu filmi kaçıncı kez izledim sayısını unuttum artık, zaten uyumuş kalmışım adamın kucağında, uyandığımda bir baktım babam filmi sanki ilk kez izliyormuşcasına ekrana kilitlenmiş yine:) Bir gün onun için sinema kapatıp özel Taegukgi seansı düzenleyeceğim, baba kız sadece ikimiz izleriz, ne hoş olur ama değil mi?”

F.t Island – Until You Return

“Bugün kursa gelemeyeceğim özür dilerim bir iş görüşmesindeyim” dedi Byeol telefon kulağında. “Tamam size de iyi günler..” Byeol telefonu kapatır kapatmaz:

“Taegukgi seversin sanırım?” diye sordu adam gülümseyerek.

“Evet” dedi Byeol. “Hastasıyım hatta bu filmin, defalarca izledim bugüne kadar..”

“Ben de ben de..” dedi adam heyecanla. “Müziği de çok güzel, bu akşam izleyeyim en iyisi, Ha Neul bu kez kesin isyan edecek..”

Byeol bu kez gülmüyordu.

“Ne kursuna gidiyorsun?” diye sordu sonra Tae Woo. “Hani telefonda bahsediyordun..”

“Geomungo kursu efendim, bugün katılamadığım için öğretmenim aradı..”

Geoumungo

“Aa!” diye bağırdı adam, ufak bir çığlık çıkıvermişti ağzından. “Ben de gençken Geomungo çalardım biliyor musun? Lise ve üniversite yıllarım bu enstrümanla geçti hatta.. Çok da severim sesini, belki çalarsın bir gün benim için..”

“Elbette..” dedi Byeol gülümseyerek. Aklından sıra sıra cümleler geçiyordu o anda:

“Bir türlü şu gitarı sevdiremedim babama. Ona kalsa hanbok giyip elimde geomungo, geleneksel müzik yarışmalarına katılmalıyım.. Kendisi gençken çalıyormuş, hatta lisede bir yarışmada birinci olmuş..  Şimdi aynı şeyleri benden de bekliyor ama sevdireceğim ona gitarı. Elektronik olmazsa klasik gitarı en azından. Sevmek bir yana ben gitar çalarken burun kıvırmasın yeter. Gerçi annemle ikisinin geomungo çalarken çektirdikleri resimleri görünce onu anlıyorum, annemi hatırlatan her şey kutsal onun için, aslında benim için de öyle.. Yine de sevsin gitarımı, yarışmada el çırpsın benim için, gurur duysun benimle istiyorum sadece..”

“Hatta ben de çalarım bir gün” dedi adam aynı heyecanlı ses tonuyla. Bu sesle kendine geldi Byeol, zoraki gülümsedi:

“Çok isterim dinlemeyi..” dedi kendini toparlayıp. “Ben de yıllardır elimden düşürmedim geomungo’yu. Geleneksel müzik okuyamasam da en büyük hobim onu çalmak olacak ömür boyu..”

Yalan söylemiyordu aslında. Annesi eskiden beri geomungo çalmasını çok istemişti, o da kadını kırmamış çok küçük yaşlarda eline almıştı bu aleti. Tüm bu geomungo aşkının Tae Woo denen adamın da geomungo çalması olduğu yeni yeni anlıyordu Byeol..

“Ah be anne..” diyordu Byeol içinden. “Nasıl bir kadınsın sen böyle, nasıl benim annem olabildin?”

“Ne diyordum ben?” diye sordu kendine Tae Woo. Sonra gülümseyerek elini uzattı kıza:

“Neyse, aslında part time çalışan almazdım ben ama sevdim seni, yarın gel başla, ders programını da getir bana, ona göre çalışma saatlerini ayarlayalım, derslerin de yoğundur seni çok zorlamayalım hem..”

Adam ne kadar da samimi görünüyordu o anda, Byeol onun iyi biri olduğunu sanacaktı neredeyse.. Kendini çok mutlu hissetti bir anda, işe girdiği için mi, aslında babası olan patronu gülümseyerek kendisine el uzattığı için mi bilmiyordu ama içinde tarif edilemez bir sevinç vardı..

“Çok teşekkürler” dedi minnettar bir ses tonuyla. “Çok çalışacağım söz veriyorum..”

Tae Woo ise git gide daha da neşeleniyordu:

“Bir gün seninle oturup Taegukgi izleriz ha ne dersin ahahaha!”

Byeol de kahkaha atmaya başladı aynı anda. Ne yapacağını bilmez haldeydi, ne kadar soğuk görünmeye çalışsa da baba sevgisine ihtiyacı olan küçük bir kızdı o da işte.. Ötesi yoktu ya bunun da..

“Yarın görüşürüz” dedi adam kızı yolcularken. Başarmıştı Byeol, hile yapmış olsa da hem işe hem Tae Woo’nun kalbine girebilmişti bir nebze. Dışarı çıkar çıkmaz Jun Suh’yu aradı:

“Girdim! Aldı beni işe! Yarın başlıyorum!”

Telefondaki çığlıkla adeta sıçradı Jun Suh.. Byeol’ün kahkahalarını duyabiliyordu telefonun diğer ucundan, yanında olmak istedi birden, o köprüde olsalardı, bağıra çağıra konuşsalardı şimdi.. Ne güzel olurdu..

“Çok sevindim diyemem” dedi sakin sakin. “Hakkını yiyecekler, paranı vermeyecekler ve çok çalışmanı isteyecekler, daha sayayım mı?”

“Hiç anlamıyorsun” dedi Byeol sakinleşmiş bir ses tonuyla. “İsterse maaş vermesin bana, derdim para değil ki..”

“Anlamam tabi” dedi Jun Suh. “Benim bütün dertlerimin kaynağı para çünkü. Sen de beni anlayamazsın..”

“Tamam küçük hırsız, birbirimizi anlamamıza gerek yok zaten..”

“Ben hırsız değilim..” dedi Jun Suh sessizce.

Dudağını ısırdı Byeol:

“Tamam tamam, kalp hırsızı diyelim o zaman, hem bu daha sevimli değil mi?

İkisi de gülümsedi telefonun iki ucunda.

“Kapatıyorum” dedi Byeol. “Yarınki proje toplantım için materyal toplamam lazım ve yakışıklı danışmanım bana feci halde taktı! Bu arada çevrende öğrenciye kiraya verilebilecek bir ev varsa bana haber ver olur mu? Görüşmek üzere..”

Telefonu kapatan Jun Suh’nun yüzünde tuhaf bir ifade kalmıştı:

“Demek yakışıklı..” diye mırıldandı.. Bu “tuhaf kız”ın aynı zamanda “güzel kız” olduğu gerçeğini bir kez daha fark etti. Adı gibi, yıldız gibi gözleri vardı.. Ama o yıldızlar kıvılcıma dönerse neler olacağını da biliyordu Jun Suh ve olacakları deli gibi merak etmekten kendini alamıyordu..

***

Seven – Tattoo

Gergin adımlarla bölüm odasına doğru yürümeye başladı Byeol. Ne diyeceğini, ne yüzle adamın karşısına geçeceğini bilmiyordu. Ona resmen sübyancı demek istemişti, hoş kendisi de küçücük bir şeydi ama hocaydı, danışmandı, her şeydi kısacası.. Mezuniyetinin önünde engeldi işte..

Kapının önüne yaklaştığında Min Hyung’un bir kızla konuştuğunu gördü. Bugün tişörtünün üzerine lacivert bir ceket giymişti, krem rengi  bileğinde biten kumaş bir pantolon vardı altında da. Kızla konuşması bittiğinde Byeol’e döndü ve:

“Merhaba” dedi gülümseyerek.

“Merhaba hocam..” diyebildi Byeol ezile büzüle.

“Beş dakika sonra geçeriz içeri” dedi Min Hyung saatine bakarken. Bir kahve alalım ama önce..”

İkili kahve otomatına doğru yürümeye  başladılar. Byeol’ün konuşmadığını fark eden Min Hyung:

“Üzgünüm” diyerek malum konuyu açtı. “Sana proje yazamam ama bana çekinmeden her konuda danışabilirsin, her konuda dediysem dedikodular ve küçük kızlar konusunda değil, projemizle ilgili her konuda..”

Byeol o an en az “Crush and Blush” filmindeki Mi Sook kadar kırmızıydı, konuşmaya çalışıyor ama konuşamıyordu.

“Özür dilerim” dedi kendini toplamaya çalışarak.

“Yalnız koca okulda danışmanından projeni yazmasını istemen çok ilginç, hatta çok komik bence..”

Başını yerden kaldıran Byeol çocuğun tatlı tatlı gülümseyen o yüzünü görünce dayanamayıp gülmeye başladı, Min Hyung da gülüyordu, hatta gülmekten elindeki kahveleri dökecekti az kalsın!

Yalnız koridorun karşısında ikiliyi izleyen biri vardı ki, onların kahkahaları onun yüreğine işliyordu adeta.. Ha Neul gözleri dolu dolu kalakalmıştı olduğu yerde.. Başını çeviren Min Hyung kızı fark edip dikkatli dikkatli bakmaya çalışırken koşarak uzaklaştı oradan Ha Neul.. Oysa o birkaç saniyede kızın gözyaşlarını görebilmişti Byeol, çünkü babasıyla o ikisi sarılırken o da aynı acı dolu yaşları akıtmıştı, hem de içine akıtmıştı, zehrini bile dökememişti.. Şimdi ağlama sırası ondaydı, Min Hyung’un şaşkın yüzüne bakıp gülümsedi:

“Gidelim mi artık, saat iki oldu..”

“Gidelim” dedi Min Hyung, ama aklı kızda kalmıştı. Ha Neul ise birkaç metre ötelerindeki duvarın arkasında göz yaşlarını siliyordu.

“Umrumda değilsin!” dedi kendi kendine. Kimle ne yapıyorsan yap!”

Sonra birden bölüm odasının kapanan kapısını ve içeri giren ikiliyi gördü arkasını dönünce. Yavaşça aşağı inmeye başladı, oysa kalbinin yarısı o odada kalmıştı, ne kadar inkar ederse etsin hem de..

F.T Island – One Word

-4. Bölüm Sonu-

Not: Güney Kore’deki üniversite eğitimi ve müfredatı hakkında detaylı bilgim olmadığı için hikayemi Türkiye’deki dersler ve işleyişi baz alarak yazdım. Her ne eksiğim ya da kusurum olmuşsa affola 🙂

Reklamlar
Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

33 Responses to 4. Bölüm: Umrumda değilsin!

  1. heavenlydevil92 dedi ki:

    Şimdiii….
    Öncelikle bu hikayeye ilk yorumum olacak 😀 ^^ Çok beğendim, özellikle oyuncu seçimin harika. Hong ki harika, shin min ah harika 😀 Farkettimde harika bir çift olurlarmış.
    Neyse bölüme geçersek Jun suh galiba Byeol’dan hoşlanıyor. Ama esas kızda henüz ses seda yok. Olaylar ne zaman başlayacak? Galiba danışmanda Byeol’dan hoşlanacak.
    Tamam kabul biraz karışık bir yorum yaptım :/
    Neyse, devamını bekliyorum. Vakit buldukça yorum yapmaya çalışacağım. ^^

    • masalevi dedi ki:

      ben aslında ilk başta kız oyuncu olarak shin min ah’ı seçip seçmeme konusunda kararsız kalmıştım. onu hep iyi ve güzel kız rollerinde izledik bugüne kadar, byeol dışarıdan soğuk bir kız olarak görünüyor ama tatlı kız olarak değil 🙂 neyse sonra dedim honggi’nin yanına bu kız gider o olsun 🙂

      jun suh henüz ne hissettiğinin farkında değil aslında. yalnızca byeol’ü farklı buluyor, onun yanında nasıl davranacağını bilemiyor şaşkın 🙂 aşk byeol’ün hiç gündeminde değil maalesef ki hiç aşık olmamış bugüne kadar zaten..

      min hyung byeol ilişkisi de gelecek bölümlerde şekillenecek 🙂

      güzel yorumun için teşekkürler canım, ben de an itibariyle bloğunu keşfettim hemen blogroll’e ekliyorum. yeni bölümde görüşmek üzere 🙂

  2. svglgnlk dedi ki:

    resmen okuyorken izledim.. hani çok güzel falan desem çok yavan kalacak ve kesinlikle ama kesinlikle abartmıyorum.. gerçekten çok iyi bir hikaye bu yaa.. ve kesinlikle kameraya yansımalı 😀
    şimdi 4. bölümde dikkatimizi çekenlere geçelim..
    bayılırım erkekte ceket tshirt ikilisine anlaşılan bu çıtır hoca iyi giyiniyo 🙂 resmen isyan ettirt sen bizi bendeee bölee hoca istiyooommmm diye 😀 olmaz annem bu kadar özendirtme bak.. canımız çekecek sonra 😀
    hikayeyi okurken resmen kendi aklımda 50 tane tilki döndü.. acaba byeol sırf kardeşine inat hocayamı yanaşacak ve sonra aşık olacak? sonra haneul sırf hocaya inat jun suh ile yakınlaşacak sonra aşık olacak? yada hoca engellenemez bi şekilde byeole mi aşık olacak ama haneul var diye bişiy yapamayacak? yada byeol ev bulamayacak ve jun suh ile kalmaya başlayacak bu arada da jun suh’a aşık olacak ama jun suh haneul’a aşık olacak? yani böle işte resmen içimde binbir kurt üredi sayende 😀 napçaz şimdi 5. bölüme kadar nasıl beklicem söyler misin 🙂 ??
    neyse ben iyisi kendimi işime vereyim de zaman çabuk geçsin 😀
    ellerine sağlık masal’m çok ama çok güzel
    bu arada 1 saatte anca okudum çünkü klipleri de izleyecem derken anca bitti okumam 😀
    deli kız arya

    • masalevi dedi ki:

      Aryacım her yorumunla keyif katıyorsun hikayeme, ellerine kollarına sağlık 🙂

      min hyung’umuz hikayemizin mükemmel erkeği, zeki, cool, yakışıklı, giyinmeyi de biliyor 🙂 onun tarzını personal taste’deki lee min ho’nun tarzı şeklinde hayal ettim ben, orada çok severdim onun kıyafetlerini 🙂 ah öyle bir hocam olmadı ki benim de 🙂

      valla hikayeyle ilgili değişik tahminlerde bulunmuşsun, gerçekten de çok şey olabilir.. bir kere byeol sırf intikam almak her şeyi yapabilecek bir kız.. ha neul ise çivi çiviyi söker diyerek yeni maceralara yelken açabilecek bir modda, aşk acısı çekiyor kuzucuk.. byeol ve min hyung arasındakiler de dizinin gidişatında şekillenecek.. byeol’ün evi olayında da bayağı yaklaştın, dediğine yakın şeyler olacak 🙂 yazdıklarının hızına yetişemedim ha seni süpervizörüm yapmalıyım belki de, hayal gücün şahane 🙂

      yeni bölümü çabucak yazacağım senin için canım.. güzel yorumun için çook teşekkürler, kendine iyi bak 🙂

  3. Secret girl dedi ki:

    Dün akşam çok yorgun, uykusuz ve ertesi sabh yani bgün ilk günüm olmasna rağmen gecenin bi yarısı hikayeyi okudum. Çok güzel yazmş bölümler ilerledkçe hikaye dahabi dikkat çeçiki hal alıyor . Aynı svglgnlk ün dedği hikayi okurken aklımdan binbir tilki geçio. Bu arada bende bayıldm min kyungun kıyafetlerine en sevdiğm tarz ….5.bôlümü -merakla+merakla- beklıyorum… okurken izliomuş gbi hissettiğm böyle gùzel bi hikaye yazdığn ıçin teşkkürler

    • masalevi dedi ki:

      rica ederim canım, akıcı yazmaya çalışıyorum ki okuyanlar rahatça hayal edebilsin.. gece gece seni uykusuz bıraktık ama okumana değmiştir umarım 🙂

      hikaye dediğiniz gibi yeni olaylara çok açık şu an her şey olabilir.. ileri bölümlerde sürprizlerim olacak tabii ki 🙂 min hyung’un kıyafetleri de personal taste’deki lee min ho’nun tarzı olarak hayal ettim, çok tarz giyinirdi min hocuğumuz 🙂

      yeni bölümü çabucak yazmaya çalışacağım. güzel yorumun için çok teşekkürler, yeni bölümde görüşmek üzere 🙂

  4. Secret girl dedi ki:

    İlk iş günüm yazacaktm atlamışm

  5. hayalmiyim :) dedi ki:

    Byeol şeytana pabucunu ters giydirecek bir kız hahahh^^ sevdim bu kızı ama hala içten içe yapacaklarından korkmuyor değilim yani 🙂 işe girmek için yaptıklarını nasıl beğendim anlatamam, o adama büyük bir kazık atsın istiyorum 😀 yalnız bu Korelilerde gözlük takıldı mı bambaşka bir insan gibi görülmelerine çok gülüyorum çingu..kılık mı değiştireceksin tak bir gözlük bitti 😀

    ilk zamanlarda Byeol’la Jun Suh arasında bir aşk doğacağından emindim ama şimdi bir yorum yapamıyorum çingu, Min Hyung da çok güçlü bir karakter 🙂 özellikle gülümsemesi karşısında söyleyecek bir şey bulamamak çok normal 🙂 ikisi de pek hoş ne olacak ki acaba 😀 haa bir de Min Hyung’ın kıyafetlerini de tasvir etmeni pek sevdim, hayal etmesi çok güzel oluyor^^

    ellerine sağlık canım yine çok güzel bir bölüm olmuş, 5. bölümü merakla beklemeye başladım bile^^

    • masalevi dedi ki:

      evet canım byeol öyle bildiğimiz saf kızlardan değil kafasını koyduğunu yapacak kadar kararlı. bakalım neler yapacak babasına ve kardeşine 🙂 shin min ah’yı kocaman siyah gözlüklerle ve toplu saçlarla hayal ettim bence o şekilde tanınmaz, yani dediğin gibi abartılı gözlükler taktıkları için bambaşka bir insana dönüşüyorlar gözlükle.. iyi oldu iyi 🙂

      yong hwa heartstrings’te biraz soğuk çocuğu oynasa da ben onun you are beautiful’daki tatlı gülümsemesini unutmadım hiç, burada da öyle gülüyor işte aah ah byeol nasıl konuşsun karşısında şimdi 🙂 byeol jun suh ilişkisi’ni biraz karışık, daha yaşayacakları çok şey var 🙂

      hikayede jun suh geçim derdindeki bir oğlan, byeol okul aile derdinde bir kız.. ben de bu bölümlerde ha neul ve min hyung’u bakımlı, güzel kıyafetler giyen çekici karakterler olarak tasvir ettim bu nedenle.. min hyung gerçekten benim sevdiğim tarzda giyiniyor kendime torpil geçtim ehu ehu 🙂 sonraki bölümlerde jun suh’da kendine bakar biraz umuyoruz 🙂

      güzel yorumun için teşekkürler hayalcim yeni bölümde görüşmek üzere:)

  6. hikaruivy dedi ki:

    Harika bir bölüm daha! Byeol’un Min Hyung’la tanışması sahnesine hâlâ gülüyorum 😀 😀 Süperdi masalcım, kızın onun yanına oturmasından itibaren yazdığın her şeyi sırıtarak okudum 😀 hele “İlk alttan dersin hayırlı olsun genç… Ha projen var bir de, oo şahane şahane..” demesine bir kahkaha atmışım! 😀 Yazık kızcağıza, nerden bilsin bu taşşş oğlanın hoca olabileceğini? 😉

    Bu arada Byeol’ün zekasına ve haince planlarına hasta oldum: Kız resmen her şeyi ince ince işledi yahu! Cafeye garson olarak girmek ve bu uğurda günlükten öğrendikleriyle babasını manipüle etmek acayip akıllıcaydı, helal olsun diyorum 🙂 (Bu arada Taegukgi’yi çok övüyorlar, ben de izleyeceğim kafaya koydum 🙂 )

    Jun Suhcuğumuz Byeol’e şimdiden kapıldı bile. Ay canım kıyamam ben ona, Min Hyung’a yakışıklı demesine bozuldu resmen 😀 😀 Çok şirin yaa 😀 Öte yandan Min Hyung da yabana atılacak gibi değil tabii… Byeol’ün: “Ona resmen sübyancı demek istemişti, hoş kendisi de küçücük bir şeydi ama hocaydı, danışmandı, her şeydi kısacası” diye içinden geçirmesi de pek hoştu, demek kendisi de küçücük bişey ha 😀 Hahah 😀

    Kıacası, her zamanki gibi döktürmüşsün Masalcım. Ellerine sağlık ^^ Yeni bölümde Jun Suh’un Ha Neul’le yakınlaşma çabalarının ilki ekranlarımıza gelir heralde 😀 Ben bir de Byeol’ün Min Hyung’u tavlamaya çalışacağını, böylece Ha Neul’e çifte acı çektirmeyi planlayacağını düşünüyorum ama bilemedim acaba öyle olacak mı gerçekten… Eğer böyle yaparsa Min Hyung’un ona âşık olmaması için hiçbir sebep yok… Ama öte yandan Byeol, bu yakışıklı çocuğu çok beğense de, tahminimce Jun Suh’a âşık olacak yavaş yavaş… Bakalım tutturabilecek miyim? 😉

    Yeni bölümde görüşmek üzere canım ^^

    • masalevi dedi ki:

      şahane yorumun için teşekkürler hikarucum, repliklerle falan ben de tekrar okudum sanki hikayeyi süper oldu 🙂 kutsal dörtlümüzün elemanlarından biri olan min hyung’u byeol ie öyle bir tanıştırmalıydık ki çocuğun aklında kalsın, yoksa o kızlara hele kız öğrencilere kolay kolay yüz verecek biri değil, popüleritesi tavan kısaca 🙂 tanışmalarında min hyung’un inek olması bizim kızın da azıcık tembel olması işimize yaradı 🙂

      o günlük byeol’ün çok işine yarayacak daha, kızımız okudukça üzülse de o günlüğü kullanmaktan çekinmeyecek.. bu arada taegukgi’yi henüz ben de izlemedim ama arkadaşlarım çok övdü izleyeceğim indirip. ama dünyaca ünlü ve babaların seveceği tarzda bir Kore filmi olduğu için onu seçtim. aslında ben oldboy’u seçmeyi tercih ederdim ama baba kız izlenecek film değil o malum 🙂

      ah aha jun suh’cuk duygusal kuzunun teki.. kız azıcık yakın olsa o daha da kapılır da byeol’ün gözü hiçbir şeyi görmüyor bu aralar.. jun suh’yu üzecek gibi görünüyor ya hadi bakalım 🙂 min hyung da küçük ama değil mi, hele hoca ve danışman olmak için.. ben hayal bile edemiyorum onu bizim okulda anamm 🙂

      yine şahane tahminler gelmiş 🙂 haneul ile jun suh’nun tanışmalarını umarım yeni bölüme koyabilirim, o kadar çok şey yazmak istiyorum ki hikaye yavaş ilerliyor, özellikle byeol hayatını kurana kadar ona odaklanacağım azıcık.. byeol min hyung cephesinde ise doğru yoldasın diyorum daha da ipucu vermeyeyeyim 🙂

      ellerine sağlık canım, güneş ve ay’da görüşmek üzere 🙂

  7. Kore.Hayranı dedi ki:

    Süper olmuş! Hikaye süper ilerliyor!! Devamını sabırsızlıkla bekliyorum. ❤ Ellerinize sağlık masal evi. (:

  8. makinosev dedi ki:

    yine harika bir bölüm 😀 😀
    byeol’a çok üzülüyorum yalnız, nasıl olurda kötü kız olacak bilemiyorum.
    ju ji hun ve shin min ah’ın evil diye bir dizisi vardı intikam peşindeki obsesif ju ji hun’a bile üzülmüştüm ben gerçi 😀
    babasıyla yaptığı iş görüşmesinde adamın nasıl olurda byeolü terkettiğini çok merak ettim. ne zaman açıklanacak o sır yahu 😀 son bölümde mi yoksa.
    Min Hyung çok şirin yahu,kıyafetlerine kadar anlattın hatta geçen yılın modası bilekte biten pantolon bile giydi beyefendi 😀
    byeol ile tanıştıkları sahneler de koptum gülmekten ama aferin min hyung’a byeol neler dedi ona ama o hala ona şirinlik yapmaya devam etti.
    ve işte diğer merak ettiklerim 😀
    min hyun haneul’u çok önemsiyor ama byeol’e mi kayacak gönlü sonunda ?
    kalp hırsızımız da haneul’a aşık olup daha sonra o kızı byeol’ün hıncından mı koruyacak?
    ve son sorum byeol’ün başı neden ağrıyor? türk dizisi olsa es geçerdim bu ayrıntıyı ama bu bir k-drama 😀 eğer hastalığı ciddiyse ona aşık olanları görmezden gelip sonuna kadar intikam peşinde koşabilir gb geldi? ama uri kalp hırsızı onu yumuşatabilir sonunda sonunda.

    her bölüm sonunda hikayenin ilişkiler tablosunu oturtmaya çalışıyoruz ama olmadı gitti 😀 hala meraktayız yani 😀 Taegukgi’i ben de listeme aldım 😀

    • masalevi dedi ki:

      makinocum yorumunu okurken sen konuşuyormuşsun gibi hissettim ha hızlı hızlı her şeyi yazmışsın bir anda, şahane oldu bu yorum valla ellerine sağlık 🙂

      ya byeol kötü kız değil aslında, her insanın içinde biraz iyilik biraz da kötülük vardır ya, o da babasının sevgisini kıskanan, kendi yerinde prenses gibi yaşayan kardeşini kıskanan küçük bir kız aslında. ama bu kız öyle sıcakkanlı merhametli bir kız değil işte, kafasına koyduğunu yapacak 🙂 baba ile annenin geçmişleri de ileri bölümlerde anlatılacak sayın okur 🙂

      ee her kdramanın bi mükemmel erkeği vardır dimi, min hyung da bizim mükemmel erkeğimiz, fashionistamız 🙂 onu anlatmadan geçemiyorum, maksat byeol kızımızın da dikkatini çeksin azıcık 🙂 bir de yaşı çok genç olduğu için byeol’ün saçmalıklarına da aşırı bir tepki vermedi, hoşuna gitti belki de, datlu şey 🙂

      min hyung ha neul’ı ve babasını eskiden beri tanıdığı için onları üzmek istemiyor ama gönül bu, bakalım gönlü kime kayacak 🙂

      ha neul jun suh ilişkisi için de güzel tespitler gelmiş, seni de süpervizörüm yapmalıyım belki de ehu ehu 🙂

      yav byeol’ün tüm o ağrıları sıkıntısı, evsizliği ve babasının yaptıkları falan yüzünden. öyle tümör falan yok bizim hikayede, korkma 🙂 trajediye hayır diyoruz 🙂 yine de kalp hırsızı onu yumuşatabilir konusunda hımm diyorum, bakalım nele olacak 🙂

      hikaye azıcık yavaş ilerliyor o yüzden her bölümde kim kiminle olacak değişiyor sanki dimi? ileri bölümlerde oturacak her şey ama, sizden de şahane tahminler geliyor ama ne diyeyim 🙂

      ellerine sağlık makinocum, 5. bölümde görüşmek üzere 🙂

      • makinosev dedi ki:

        bu hikayenin yavaş ilerlemiş hali mi? yok yahu gayet heyecanlı heyecanlı gidiyor hiç öyle düşünme, seyircinin nabzını iyi tutuyorsun bak, merak içindeyiz her bölüm 😀
        yaşasın byeol hasta değil, kıymam 😀
        karadeniz insanını temsilen bulunuyorum burda, o hız ondandır hahahah 😀 😀
        5.bölümü merakla bekliyorum 😀

  9. HAYALPEREST dedi ki:

    Selam! Çok güldüm ya! Hay yaşayın siz! Çok tatlı olmuş. Elinize aklınıza sağlık diyorum. Şarkı seçimleri de oldukça iyiydi. Byeol’un Min’le arasında yaşananları yüzümdeki şapşal gülümsemeyle birlikte okudum. O kısmı biraz daha uzatsaydınız daha iyi olabilirdi sanki. Ya da ben daha çok gülmek istediğim için böyle düşünüyor olabilirim. Min Hyung’u daha çok görmek istiyorum. Bu hikayenin sonunda Min üzülmez inşallah ( açıkça bir tehdit olarak algılayabilirsiniz.) 🙂 Sadece Min değil kimse üzülmesin ya! Hepiciğimiz mutlu olalım. 🙂 Şu adama da bir uyuz oluyorum bir seviyorum. Taegukki’nin sesini duyunca, Byeol’un geoumungo çaldığını öğrendiğinde çocuk gibi sevinmesi falan hoştu. Ama bunlar yaptığı kötülükleri örtbas etmeye yetmiyor tabi. Adam niye terketti Byeol’un annesini, Min Hyung ve Byeol arasında bir duygu alışverişi olacak mı, Ha Neul Jun Suh’a aşık olup Min’i unutacak mı, yoksa Ha neul ve Min dımdızlak kalıp Byeol ve Jun Suh’un arasında mı birşeyler olacak, Jun Suh’un kardeşini de yakın gelecekte görecek miyiz, göreceksek nasıl göreceğiz ? Bunlar ve bunlar gibi daha birçok soru kafamı kurcalamakta. Bu arada hikayeyi okurken sanki bir Kore dizisi izliyormuş gibi hissettim. Bu da hikayenin etkileyici özelliklerinden biri. Olayların hızlı olması sıkıcılığı da önlüyor. İşin içine günlüğün katılması çok hoş bir ayrıntı olmuş. Bakalım günlük daha neleri ele verecek? 5. bölümü sabırla bekliyorum. Bir hatırlatma ; Min üzülmesin! ( mafya olsam topuğunuza sıkarım diye tehdit edeceğim ama değilim) 🙂 Tabi bunlar işin esprisi. Bir yazar her okuyucuyu mutlu etmeye çalışırsa hiçbir okuyucuyu mutlu edemez! Kendinizce yazmaya devam edin, ben yine de hikayenin her bölümünü okuyup en azından falanca mutlu olmuş diye sevinirim. ( Tabi sonunda birileri mutlu olursa) 🙂 Şimdilik ; HADİ EYVALLAH!!!

    • masalevi dedi ki:

      Bu güzel ve uzun yorumun için çok teşekkürler hayalcim, ayıla bayıla okudum bir çırpıda ellerine sağlık..

      Şarkıları genellikle Ft Island ve Cn Blue şarkılarından seçiyorum, iki grubu da çok severim.. Türkçe şarkılardan da vazgeçemiyorum ama, hikayemiz kdrama olsa da Türkçe şarkılar güzel bir hava katıyor hikayeye.

      Byeol Min Hyung kısımlarını ben de severek yazdım, ama ben böyle Min’i anlattıkça okurlarım Jun Suh’dan uzaklaşır diye korkmuyor değilim 🙂 Şaka yapıyorum bu ikiliyi daha çok okuyacaksınız, sonraki maceralarını gelecek bölümlere saklıyorum 🙂 Min’ciğimiz hikayemizdeki mükemmel ikinci erkek, her kdramada bu erkekler üzülür değil mi? ama ben ona kıyamam diye düşünüyorum.. keşke onu seçmeseydim diyorum bazen Yong Hwa en sevdiğim şarkıcılardan biri. Ama o Koreli senaristler gibi mükemmel erkeğimizi mutsuz ortada bırakmam korkmayın sayın okur 🙂

      Tae Woo’ya uyuz olmadım demişsin, aslında daha geçmişleri hakkında hiçbir şey bilmiyoruz ama kimse tamamen iyi ya da kötü değildir.. Onların hikayesi de ortaya çıkacak ileri bölümlerde..

      Kafanı karıştıran soruları yazmışsın, hepsinin cevabı gelecek merak etmeyin 🙂 Jun Suh’nun kardeşini de gelecek bölümlerde daha çok göreceğiz, oyuncular kısmında onun arkadaşlarından falan da bahsetmiştim, onların her biri hikayeye dahil olacak..

      Merak etmeyin Min’i ben de çok seviyorum, hatta esas karakterin önüne geçiriyorum bazen farkında olmadan 🙂 Onu üzmeye kıyamam.. Ama aşk acısı çekmek Kore dizilerinin vazgeçilmezlerinden.. böyle de bir ipucu vermiş olayım 🙂

      5. bölümde görüşmek üzere^^

  10. junkibs29 dedi ki:

    selam, harika bir bölümdü. bölüm boyunca habire güldüm. siz çok yaşayın emi…hiç bu kadar gülmemiştim. hele Byeol ile Min Hyung kısımları çok güzeldi. devamını sabırsızlıkla bekliyorıum… ellerinize sağlık…çalışmalarınızda başarılar…..

    • masalevi dedi ki:

      çok çok teşekkürler, hikayemi beğenmene çok sevindim.. dramatik olaylardan komik şeylerin çıkacağı bir hikaye kalp hırsızı, ilk bölümlerde çok üzüldük biraz da gülelim dimi ama 🙂
      min hyung byeol ikilisini ben de çok seviyorum, onları daha çok göreceğiz merak etmeyin 🙂
      bu akşam yeni bölümü yayınlayacağım umarım beğenirsiniz 🙂 5. bölümde görüşmek üzere^^

  11. junkibs29 dedi ki:

    teşekkürler, diğer bölümleri sabırsızlıkla bekliyorum. ellerinize sağlık….

  12. B (@OhYoonJoo) dedi ki:

    Ellerinize sağlık bomba bir bölümdü (: Karakterlerin tanışmaları çok vurucu, eğlenceli oluyor seviyorum 😀 Kafamda onlarca soru ile yeni bölümü okumaya başlıyorum. Dizi tadında resmen (: Bırakamıyor insan bir türlü

  13. winpohu 'ca dedi ki:

    of of her bölüm bir birinden keyifli . koca okulda ödev yazdırmak için hocasını bulması gereçkten çok komik bir tesadüf. ben bu ikiliyi sevdim am dayanılmaz yakışıklılığına rağmen kızımızı kalp hırsızının kapacağı belli gibi yalnız böyle de olursa yakışıklı hocaya fazlasıyla üzüleceğim . diğer taraftan bu kız biraz acımasız ve kinci kız kardeşine çok çektirecek çok bakalım neler olacak ellerine sağlık 🙂

    • masalevi dedi ki:

      teşekkürler canım, byeol hanım kızımız biraz tembel sağolsun ama şanssız da aynı zamanda koca okulda gitti hocasını buldu 🙂 gerçi o bahçede de insan gözleriyle bi tarama yapınca ilk min hyung’u görür, algıda seçicilik böyle bişey işte 🙂

      kalp hırsızı da yakışıklı hocamızda neler yaşayacak göreceğiz yeni bölümlerde.. ama haklısın byeol soğuk ve intikamcı bir kız, yapacaklarından ben bile korkuyorum 🙂

      yeni bölümde görüşmek üzere canım^^

  14. Byeol ve Min Hyung (umarım isimleri yanlış yazmadım 🙂 ) tanışma sahneleri harikaydı.
    Bu kızın planları babayı mahvedecek gibi…
    Ben hâlâ kalp hırsızı kısmına takıldım kaldım. Byeol kızımız sadece hocayı ayartsa bile canını hayli yakardı Ha Neul’ın 🙂
    Neyse kendi senaryolarımı kendime saklayıp yeni bölüme doğru yol alıyorum ben ^^
    Ellerine sağlık masalevi ^^

    • masalevi dedi ki:

      çok teşekkürler canım beğenmene çok sevindim.. byeol ve min hyung sahnelerini ben de çok eğlenerek yazmıştım 🙂

      byeol intikam planlarında oldukça ciddi, onu bu yoldan döndürecek bir aşk lazım dimi ama 🙂

      byeol bu kalp hırsızlığı olayına girdiğinde min hyung’u tanımıyordu, tanısaydı belki jun suh’yu bu işe bulaştırmazdı evet. ama artık bir yola girdi, döneceği de yok gibi 🙂

      haydi bakalım okumaya devam, eline sağlık^^

  15. acaip durum dedi ki:

    vayy şu byeol’a bak sen, neler yaptı daha şimdiden? :)günlüğü yutup, birde bir sürü ders çıkarmış kendine.. babasının yanında işe girdi ve adamın her türlü zaafını biliyor!!

    tuttum ben bu kızı , kendi kendine bişeyler yapabilen akıllı bir kız çıktı byeul cidden 🙂

    ama her ne kadar akıllı olursa olsun ara sıra acaip süprizler onunda peşine düşücek gibi , baksana daha ilk günden hocaya neler dedi? 🙂 ay çok hoşuma gitti o sahne , hani inek buldu çocuğu rahat rahat dilediğini söylerken karşıdaki yong hwa gibi bir afet çıkıca eli ayağına dolaştı tabi bizimkinin 😀 çok şekerdi yaa 😀

    yalnız min hyung da ufaktan bir kıskançlık seziyorum ben.. tae won’la kızının ilişkisine özeniyormuş sanırım eskiden beri.. hatta birazcık daha kötü düşünürsek acaba byeul’un fikrinin eskiden min hyung mu gerçekleştirdi ?! 😛 tamam kabul, iyice fesat entrikacı bi kız oldum.. hiç yapar mı min hyung öyle şey? 🙂 cık cık.. 😀

    ha neul’e de birazcık üzüldüm ben ya :/ tamam şımarığın teki olabilir ama en azından gururlu bir kıza benziyor.. hem o şartlar altında herkes biraz şımarır bence.. 😀 min huyung gibi birisinin hep yanıbaşında oluşu sonucu ona aşık olmak da pek acaip bişey değil yani.. 😀 biraz hak veriyorum o kıza .. ama tabi bu onu onayladığım manasına gelmiyor:)

    neyse çok çenem düştü yine , bu kadar tahmin yürütmek yerine yeni bölümü okusam daha kolay olucak 🙂
    güzel bölümdü, ellerine sağlık çingu:)

    • masalevi dedi ki:

      çok teşekkürler canım beğenmene çok sevindim 🙂

      byeol’ü ben de seviyorum ya, aptal ağlak esas kızlardan hiç haz etmediğim için güçlü, soğuk kızlar daha yakın geliyor bana. byeol de öyle işte. öncelikle akıllı bir kız, bir şey yapmaya karar verdiğinde ne olursa olsun elinden geleni yapmaya çalışacak..

      min hyung’lu sahneyi yazarken ben de çok gülmüştüm. kız bahçeyi taradı ve inek potansiyeli en yüksek öğrenciyi gözüne kestirdi. ama çocuk bir döndü bomm! bomba etkisi yarattı kızda 🙂

      makino’dan sonra seni de ikinci co-pilotum yapmalıyım belki de, bu kadar entrika aklıma gelmemişti yav 🙂 min’ciğimiz pamuk gibi çocuk noonası yapar mı hiç öyle şeyler 🙂

      ha neul konusunda da çok haklısın, anne babasının bir tanesi bir kız elbette şımarır, hem min hyung’la dip dibe yaşamış onca zaman kim etkilenmez ki? ama o da susup bir kenarda oturmayacak, kardeşinden birazcık bir şeyler kapabilirse tabi 🙂

      aa ben yorumunu çok sevdim güzel tahminlerini bizlerden esirgeme pliiizz 🙂 yeni bölümde görüşmek üzere o zaman^^

  16. nomuyeppuda dedi ki:

    Zeki insanın intikamıda başka oluyor canım 🙂 Kurgu süper gidiyor.Ben izlediğim ve okuduğum şeylerde başrollerinde azıcık kötü olmasını yani tarif edemiyorum ama “melek karakter” olması pek sevmiyorum.Başrol diye sevgi kelebeği olması gerekiyor diye bişey yok.Arada entrikaları olmalı.Ki bu açığı süper bi şekilde kapatmışsın. 🙂

    Jung Yong Hwa’yı çok sevmem ama hikayede öyle bi anlatıyorsun ki betimlememde adamın karizması değişiyor. 😀 Enstruman çalan erkeklere bayılırım.Bu hikayeden sonra C.N Blue klipleri izlememem gerek.Güzel gitar çaldığını biliyorum.Eksenimde sapma olucak yoksa 😀

    Bu arada F.T Island’ın “until you return” şarkısını çok sevdim.Dinleme listeme bi parça daha.
    Ellerine sağlık.Okumaya devam 🙂

    • masalevi dedi ki:

      aynen ben de senin gibi düşünüyorum, melek tavırlı baş rol kızlarından gına geldi özellikle bu Kore dizilerinde. o yüzden azıcık hırslı, soğuk bir kız olsun istedim başrol kızımız ki öyle de.

      yong hwa candır ama noonası 🙂 ben çok seviyorum bu çocuğu anlatırken de kendimden geçiyorum belli oluyordur.. Cn Blue iyi grup ama tavsiye ederim, şarkıları klipleri falan 10 numara, bir de bateristleri var Min Hyuk, yeme de yanında yat 🙂

      Until you return bi ara takıntı şarkımdı az dinlemedim, sevmene sevindim iyi dinlemeler 🙂

  17. kimbapsushi dedi ki:

    Jae Suk gerçekte de bayıldığım küçüğüm Jaejin tarafından canlandırılınca hikayede karakteri çok görmesem de sevmek farz oldu, Jun Suh “İşsizsin diye evde dedikodu yapmak zorunda mısın?” deyince yarıldım.
    Byeol’un tembel hallerinde kendimi gördüm, zaten ben de İDE mezunuyum:) Min Hyung’a proje yazmayı teklif ettiği yerde sesli güldüm, ben yardım, kaynak falan isteyecek sanmıştım 😀 Bir de sınıfa kadar beraber gittiler 😛
    Haneul da gitar çalıyor, bu onu ve kalp hırsızımızı birleştiren şey olabilir. Yanlız Haneul da onu Min Hyung’ı kıskandırmak için kullanacak, belli. Şu yarışmada Jun Suh’a işi düşer ve olaylar gelişir.
    Min Hyung ise ufaktan Byeol’a ısınıyor hatta sanırım Jun Suh da. İşler karışacak.
    Eline sağlık, çok güzel ve sürükleyici bir bölümdü yine:)

    • masalevi dedi ki:

      uu şahane tahminler geldi yine, sen bu hikaye işini çözmüşsün yau 🙂 yarışmada jun suh’ya iş düşecek gerçekten, müzik haneul ve jun suh’nun ortak noktası, onları bir araya getirecek olan şey senin de dediğin gibi..

      ben de İngilizce Çeviribilim mezunuyum ama İDE derslerinin çoğuna girdim ilgimden ötürü. Dilci olmana çok sevindim bu arada, küçük ama ayrıcalıklı bi topluluğuz biz dimi ama 🙂 bizim okulda böyle parayla proje yazma olayı modaydı bi ara, ama çok zahmetliydi bildiğin paranla rezillik çek. sentaks uyumlu olsun, çeviride ikilik olmasın tırı vırı bi sürü şey. ama byeol hiçbirine bakmadı gitti hocasından proje yazmasını istedi zavallı 🙂

      beğenmene çok sevindim canım, yeni bölümde görüşmek üzere^^

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s